Kaza süsü

Tüm çocuklar için…

Bir kaza haberi geçiyor Mersin’de.

Sarnıç kazası. 3 Temmuz akşamı Mersin, Sarnıç tesislerinin önünde yaşandı.

Sarnıç’a sorarsanız hız cinayeti.

İki çocuğun ölümüne, arkadaşımızın ağır yaralanmasına sebep olan şoföre sorarsanız görünmez kaza.

Sokaktaki vatandaşa sorarsanız Allah’ın takdiri.

Çocukların annesine sorarsanız tükenmez bir acı,

Babalarına sorarsanız dizleri boşalıyor, yere yığılıyor,

Jandarmaya sorarsanız her gün yaşanan kazalardan biri,

Doktora sorarsanız her şeye hazırlıklı olun,

Adalete sorarsanız şikayetiniz var mı,

Akla sorarsanız o yaya geçidinin bilincinde olan sürücü var mı? Hangi sürücü belli belirsiz yapılmış olan o geçitte yayalar için yavaşlıyor? Jandarma yok, yaya geçidi sembolü yok, yavaşla işareti yok, aydınlatma yok! O yaya geçidinin oradaki maksadı ticari mi? Market ve Sarnıç tesisleri arasındaki kolay ulaşımı sağlamak için mi? Aşağıdan çıkan aracın da, yukarıdan inen aracın da kolay kolay yavaşlamasına müsaade etmeyecek eğimli bir yol üzerinde yapılan bu yaya geçidinin nasıl bir mantığı var?!

Vicdana sorarsanız, kahretsin.

Bana sorarsanız, bu bir cinayet.

Dokuz ve beş yaşlarındaki Ekin’e ve Evrim’e artık soramazsınız.

Yoğun bakımda yaşam mücadelesi veren İlknur’a soramazsınız.

Olay yerinde İlknur’un elini tuttuk.

Sayıkladı, doğrulmak istedi.

Televizyonlar gösterdi kazayı.

Medya harcadı acımızı.

‘’İki küçük kız çocuğu feci kazada can verdi’’

Bu kaza yaratıldı. Kazaya yol açıldı. Görünüyordu her şey, orada ölüm oldu, yarın da olacak.

Ambulansları bekledik, Sarnıç yolundan altmış-yetmiş km hızla 35 dakikada şehir hastanesine vardık.

Hız yapan sürücü de,

Yaya yolu bilincinin olmadığı bir ülkede, yaya yolunu tüm tehlikelere rağmen oraya yapan da,

Buna kaza süsü veren medya da,

Şehrin dışında ulaşımı güç olan hastane yapanlar da,

Emir büyük yerden diyenler de sorumludur.

Çok üzgünüz…

Olmamalıydı böyle,

Olmamalı artık…

 

 

Gökçe Atik