Seçimin dijital galibi İYİ Parti

Sabah kalktınız, hala akşam gördüğünüz rüyanın etkisindesiniz… Son zamanlardaki siyasi angajmanları sizi kendisinden uzaklaştırsa da İbrahim Tatlıses’in bir şarkısı dilinize takıldı. Sözlerinin birazını hatırlıyorsunuz ve kalanını dinlemek istediniz… Ya da ev arkadaşınızla bulaşık kavgası yapmaktan artık sıkıldınız ve kendinize kalacak yer arıyorsunuz. Artık bunların hepsinin yolunun internette tek adresten geçtiğini biliyorsunuz. Google’a girdiniz. Rüyada güneş görmek yazdınız. İbrahim Tatlıses yazdınız. Boş oda yazdınız. Hepsinde en üstte aynı reklam çıktı. www.iyiparti.org.tr Her aramaya yönelik esprili bir dille hazırlanmış cümlesiyle beraber partinin internet sitesinin adresi. Artık sizde o gün birbirinden bağımsız gibi görünen binlerce insan ile birlikte aradığınız bir kelime sayesinde son dönemin en çok ses getiren dijital siyasal pazarlama/propaganda kampanyasının içerisindesiniz.

Görüntünün olası içeriği: yazı

Canınız biraz müzik dinlemek istedi. Spotify’ı açtınız. Kafanız pek net değil ne dinleyeceğiniz konusunda. Hazırlanmış listelere bakayım dediniz. En üstte bir şarkı var. Grubun ismi “İyi Olacak”. Şarkının da ismi “Yüzünü Güneşe Dön”. Sözleri bir ülke hayalini anlatıyor. Kimi yerlerine katılıyorsunuz kimi yerlerine katılmıyorsunuz ama on binlerce kez dinlenmiş ve klasik seçim şarkılarına benzemeyen bu şarkıya kayıtsız kalamıyorsunuz. Spotify gibi bir, itunes gibi mecraların bu şekilde kullanılmasına pek de alışık değilsiniz ama İYİ Parti oradan da sizi bir şekilde yakalıyor. Duvara bakmanızı ya da patlak hoparlörü ile geçen otobüse kulak kabartmanızı beklemiyor. Size, sizin kullandığınız mecralardan sesleniyor

Otomatik alternatif metin yok.
 Son bir örnek… Star Wars hayranısınız. Serinin “Son Jedi” isimli filmini günler öncesinden bekliyorsunuz. Biletinizi aldınız. Koltuğa kuruldunuz. Bir reklam başlıyor. Star Wars’ın alışılmış jenerik akışı ile bir siyasi metin akıyor ekrandan. En sonunda da “Güç Seninle Olsun İyi Parti” yazısı ekranda beliriyor. Bir film için özel hazırlanmış, üzerine düşünülmüş ve doğrudan hedefe, hedefin ayağına giderek sunulan bir reklam.

Örnekler bunlar. Sosyal medya üzerine, dijital siyasal pazarlama/propaganda üzerine konuşulduğunda her zaman olumlu özellikler bölümünün başına aynı kelimeler yazılır. İnternet ve sosyal medya eşitlik sağlamıştır; daha önce sözünü açıktan kitlelere duyurma şansı bulamayan tek tek insanlar artık bu araçlar sayesinde seslerini duyurabilecektir ve bu platformun yarattığı eşitlik imkânı ile oluşan “dijital agora’da” herkesin sözü eşit hale gelecektir. Bunun yanında klasik propaganda yöntemleri büyük maddi kaynakların gerektiği araçlar olarak kalmıştır. Bir gazetenin arka sayfasına reklam vermek ve o gün o gazeteyi alanların görmesini ummak ya da boca edilmiş kelimeleri bir açık hava panosuna yapıştırarak yoldan geçenlerin ilgisini çekmeyi beklemek artık hem maliyetli hem de verimsiz yöntemler olarak yaşamlarını sürdürmektedir.

Fakat işler teoride olduğu kadar olumlu gitmedi. Öncelikle dijital agoramız çok kalabalıktı (Ve sadece gerçek kişiler de yoktu. Herkesin sınırsız sayıda hesabı olabilirdi) ve o kalabalıktan bir sesin genele ulaşabilmesi için diğerlerinden çok ama çok farklı olması gerekiyordu. Daha sonrasında bu araçları her ne kadar ücretsiz olarak kullansak da hepsinin amacı doğal olarak para kazanmaktı. Para girdiği her yerde olduğu gibi katalizör etkisi yarattı ve para harcayanların sesi daha çok çıkmaya başladı. Agoramız da gerçek dünyanın kaotik bir kopyası haline geldi.

Şu anda internette gördüğümüz mücadele resminin temel sebepleri bunlar. Bir tarafta dijital agoranın duvarını baştan sona afişle kaplamaya çalışanlar var. Diğer tarafta da zekâ ve düşük maddi imkânlarla bu tek tipleşmeyi kırmaya çalışan insanlar ve gruplar var. Yukarıda sıraladığım örnekler işte bu ikinci kesimin en başarılı örnekleri. Hepsinin adresi aynı… İYİ Parti.

Seçim sonuçları nasıl ortaya çıkar henüz kimse bilmiyor. Kimse iddiam az da demiyor. Fakat ilerde bu seçim sürecinin bir değerlendirmesi yapıldığında 16 yıllık yorgun ve heyecan vermeyen bir iktidarı; hitabet gücü ile mizahi bir dili birleştirip meydanlardan aldı güçle kampanyasını sürükleyen Muharrem İnce’yi; Dünya demokrasi tarihine kara harflerle yazılacak olan hapishaneden propaganda yapma mecburiyetini ve Selahattin Demirtaş’ı; 77 yaşında olmasına rağmen “ortamın” en muhafazakâr partisine getirdiği yenilik rüzgarı ile Temel Karamollaoğlu’nu ve son olarak da seçimin dijital galibi olan Meral Akşener ile onun ülke için yenilikçi kampanyası yazılacak.

 

 

Koray Doğan Urbarlı