Bebek adımları – Ahmet Soysal

Yıllarca önce izlediğim bir komedi filminin adıydı, ‘Bebek Adımları’. Filmde yanlış hatırlamıyorsam ünlü bir psikiyatri uzmanı bazı psikiyatrik rahatsızlıkların tedavisini uzun zaman dilimine yayan ve küçük gelişmelerle çözülebileceğini iddia eden bir kitap yazmıştı. Ancak sevimli, fakat inatçı bir hasta olan Bob onun bu kitabından hareket ederek zengin ve mutlu yaşamını alt üst etmişti. Hoş komedi filminin sonunda ünlü psikiyatristimiz bebek adımlarına muhtaç duruma geliyordu.

Geçen hafta içinde aynı zamanda yakın bir dostum olan bir meslektaşımın önerisi ile gittiğim bir semt derneğinde çok ilgili bir gruba ülkemizdeki ve dünyadaki çevre sorunlarını özetledikten sonra bana yöneltilen bir soru üzerine bu filmi hatırladım, ‘Peki ne yapmamız gerekiyor?’.

Yıllarca bu sorunların vahşi kapitalizmin sonucu olduğunu vurgulamıştık. Yarattığı çevre sorunlarını hiç dikkate almadan toplumları daha çok tüketmeye yönelten, gelişmemiş ülkelerin doğal kaynaklarını sömüren, kirli sanayiyi bu ülkelerin üzerine atan kapitalist sistem değil miydi? Ama sonucu bir türlü değiştirememiştik. Bir örnek vermek gerekirse biz Aliağa’da Gencelli Termik Santralini engellerken diğer yandan güzel ülkemize onlarca yeni kömürlü termik santral kurulmamış mıydı? Sadece Aliağa’da yedi yeni termik santral yapılmıştı, yapılıyordu. İzmir için günden güne artan hava kirliliği sorunu hiçe sayılarak.

O zaman düşünmüştüm; sistem sorunu, ekolojik yaklaşım gibi lafları bir tarafa bırakarak bebek adımları ile gitmeyi. Çevre ile ilgili kaygısı olan herkesin desteğini alarak ‘temiz çevrede yaşama hakkımızı’ savunmayı.

Bazı arkadaşlarım bunu bir geri adım olarak nitelemişti. Ama bu bir geri adım değil, tam aksine yeni kazanımlar getirebilecek, çevre duyarlılığı olan herkese dokunmayı sağlayacak bir açılımdı bana göre. Bakın kısa sürede elde ettiğimiz bebek adımlarının çok ötesinde küçümsenmeyecek kazanımlar bile var. Bundan bir- iki yıl öncesine kadar programına ‘kömürlü termik santralleri kapatma’ veya ‘nükleer santrallere karşı olma’ ifadelerini bazı ‘çevrelerden’ çekinerek almayan bir partinin yani CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce, Denizli’nin bir ilçesinde belediyenin elektrik üretimi için yaptığı bir güneş enerjisi santralinin açılışına katılıp geleceğin yenilenebilir enerji kaynaklarında olduğunu vurguluyor. Sadece o açılışta değil;,gittiği her yerde ülkemizin ‘elektrik gereksiniminin öncelikle güneş olmak üzere yenilenebilir enerji kaynaklarından’ sağlanacağını belirtiyor.

Katıldığı bir tv programında yandaş medyanın temsilcilerinin gözlerinin içine bakarak ‘önceliğin nükleerde değil; yenilenebilir enerji kaynaklarında olduğunu’ söylüyor.

Bu gelişme bebek adımlarından da ötesi değil mi? Çevre sömürüsünün altındaki gerçek nedenleri unutmadan çevre kaygısı olan herkese temas edebilmek için ‘bebek adımlarına’ devam…

Gördüğünüz gibi bazen bebek bırakın adım atmayı, koşuyor…

 

Ahmet Soysal