Yatağan Termik Santrali 48 köyü tarihi ve kültürüyle haritadan silecek

Zeytincilikle geçinen köyler, termik santrala kurban ediliyor.

Yatağan Termik Santralı’nın kuzeyindeki açık ocak kömür madeni yasalarla korunan zeytinlikleri yutarak ilerliyor, madenin ilerleyişi sırasında oluşan toprak kaymaları yüzünden taşınan köylerse yavaşça yok oluyor.

Doğu Eroğlu’nun Diken.com.tr’de çıkan haberine göre, geleneksel geçim kaynağını yitirmemek için mücadele edip zeytinliklerini madencilere satmayan Turgut Köyü sakinleri KOAH, astım, bronşit, amfizem ve kanserle mücadele ediyor.

Fotoğraflar: Doğu Eroğlu

Açık ocak kömür madeni zeytinliklerin 50 metre yakınında bulunuyor

İlk ünitesi 1982’de devreye alınan Yatağan Termik Santralı’nın özelleştirilip 2014’te Bereket Enerji’ye teslim edilmesinin ardından termik santralı çevreleyen açık ocak kömür madenlerinde başlayan agresif büyüme süreci, bugün Turgut köyü sakinlerini büyük bir açmazla karşı karşıya bıraktı.

Zeytinliklerin 50 metre yakınına kadar gelen açık ocak kömür madenine arazisini satmamayı seçenler, madenin oluşturacağı toprak kaymalarıyla zeytin ağaçlarını yitirme riskini göze almak zorunda kaldı.

Turgutlular maden hakkında yapılan şikâyetlerden sonuç bekliyor.

AKP’nin uzun iktidarı döneminde, her değiştirme girişiminde yoğun kamuoyu tepkisiyle karşılaştığı yasalar arasında, ilk olarak 1939’da düzenlenen ‘3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun’ da bulunuyor.

Kanunun 20. maddesi uyarınca, zeytinlik sahalara üç kilometre mesafe içerisinde zeytinyağı fabrikası haricinde, kimyevi atık bırakan, toz veya duman çıkaran herhangi bir tesis kurmak yasak.

Aynı madde zeytin ağaçlarının kesim ve sökümüne de “kesin zaruret görülmediği” takdirde yasak getirmekte.

Özellikle kömüre dayalı termik santralların kurulmak istendiği bölgelerde bu kanun iktidarın enerji yatırım programlarına yönelik hoşnutsuzlukları artırdı.

Zeytinlere termik santral ve madenin ‘ateşi’ düştü

1982’de işletmeye alınışından bu yana, Yatağan Termik Santralı’nın etkileri her zaman devletin yarattığı bir sis perdesinin ardında kaldı. Santralın etkilerinin toplum sağlığı ve tarımsal üretim üzerindeki etkilerinin görülmeye başlanmasıyla birlikte 1990’lı yıllarda dava süreçleri başladı. Yatağan Termik Santralı’nın etkilerine ilişkin ilk bilimsel tespitler de bu davalar kapsamındaki bilirkişi raporları aracılığıyla oldu. Santral bacalarından partiküllerin 12-15 kilometrelik mesafeye yayıldığı, aşırı miktarda nitrojendioksit (NO2) ve sülfürdioksit (SO2) salan santralın zorunlu baca filtreleri olmadan çalıştığı saptandı.

Yerel mahkemenin bilirkişi raporlarına dayanarak aldığı üretimin durdurulması kararıysa, 2005’te Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bile bu konuda hüküm kurmasına rağmen hiçbir zaman uygulanmadı. Ancak 1990’larda çiftçilerin açtığı bireysel davalar Yatağan Termik Santralı’nın bölgedeki zeytin ve tütün üretimine yaptığı olumsuz etkinin mahkemelerce tanınmasını sağladı ve pek çok davada çiftçilere tazminat ödenmesine hükmedildi.

Bölgedeki tütün üretimi kotalardan ötürü artık yok denecek kadar az; 1990’lar 2000’li yıllarda yerel mahkemelerin verdiği kararlara karşın zeytin üretimiyse aksak ritimli bir şekilde sürüyor.

“Zehir köye çöküyor, zeytinlerdeki çiçekleri yakıyor. Dört senedir doğru düzgün zeytin olmuyor”

Turgutlular geçmişte öylesine ektikleri bahçelerde kasa kasa sebze yetişirken şimdi gübre ve zirai ilaçlar kullansalar bile ektikleri hiçbir şeyin ürün vermediğini anlatıyor. Tarımsal üretimdeki yoksullaşma zeytinler için de geçerli: “Geceleri, santralın 12’den sonraki vardiyasında filtre takılmıyor. Zehir köye çöküyor, zeytinlerdeki çiçekleri yakıyor. Dört senedir doğru düzgün zeytin olmuyor…”

Turgutlulara göre özellikle 2013’ten itibaren zeytin veriminde keskin bir düşüş yaşandı: “Zeytinim üç dört senedir olmuyor. Bunun nedeni asit yağmurlarının ağacın yaprağında oluşturduğu tahribat. Yanmış gibi, tüm yapraklarını döküyor. Yaprağını yeniden oluşturma çabasına giriyor, o yüzden meyve veremiyor.”

48 köy haritadan silinebilir

Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) gönüllülerine göre, Yatağan Termik Santralı’nın tehdidi altındaki tek köy Turgut değil.

İdare ticari sır olduğu gerekçesiyle Bereket Enerjinin sahibi olduğu maden ruhsatı arama ve işletme alanlarını açıklamazken, Muğla’daki çeşitli resmi kaynaklardan sağlanan veriler, ruhsat alanlarının tam olarak 27 köyü içine aldığını gösteriyor. Bu köylerden Eskihisar, Yeşilbağcılar ve diğer altı köy çoktan taşındı; Turgut ise halihazırda tehdidi en yakından hisseden köylerden biri. Ancak Yatağan Termik Santralı’na bağlı kömür madeninin tüm ruhsat alanında çalışma yapması halinde 18 köy daha yerinden edilebilir. MUÇEP, aynı bölgedeki Yeniköy ve Kemerköy Termik Santrallarının da benzer bir etki yaratabileceği görüşünde. Bu santralların sahip olduğu maden ruhsatı alanlarında da 21 köy bulunuyor.

 

(Diken)