Gazeteler satmıyor, televizyonlardan haber izlenmiyor… Peki ya sosyal medya seçim kazandırabilir mi? #TAMAM

Cumhurbaşkanlığı Seçiminin ve Genel Seçimin ani bir kararla erkene alınması iktidardan daha çok muhalefeti hazırlıksız yakaladı. Doğan Medya Grubu’nun satışı ile başlayan sürece baktığımızda iktidarın zaten yaklaşmakta olan bir seçime yönelik elini güçlendirici hazırlıklar yaptığı görünüyordu. Şu anda da el değiştiren ve önceden teslim olan kanalların muhalefetin adaylarına ayırdıkları süreleri alt alta sıralayınca bu hazırlığın, kendileri açısından, ne derece başarılı bir şekilde hayata geçirildiğini anlayabiliyoruz.

Adaysız, slogansız, programsız ve her şeyden önemlisi kendini anlatacak araçlardan yoksun muhalefet kısa bir süre içerisinde bu eksikleri gidermeye çalıştı. Kısmen de başarılı oldu. Hala bu yönde çalışmalar devam ediyor. Görseller değişiyor; yeni araçlar ortaya çıkıyor; mitingler yapılıyor ve adayların üzerine örtülmek istenen görünmezlik örtüsü bir şekilde yırtılmaya çalışılıyor. Fakat bir taraftan da tüm gücüne rağmen iktidarın da kafaca seçime hazır olmadığı ortada… Şimdiye kadar en büyük gücü hitabeti ve konuşmaları olan AKP Genel Başkanı arka arkaya büyük hatalar yaptı. Bunlardan bir tanesi de Türkiye’de sosyal medya tarihine geçebilecek bir kampanyaya dönüştü. Erdoğan yaptığı konuşmada “Milletimiz tamam derse kenara çekiliriz” dedi ve millet bu talebe ses verdi.

Biraz rakamlara bakalım. Çünkü sosyal medya her ne kadar sosyal psikolojinin, sosyolojinin kavramlarıyla açıklanabilecek bir alan olsa da; bir taraftan da saf rakamlarla da ölçülebilen bir tarafa da sahip. Öncelikle konu sosyal medya olduğu için beş dakika öncesinin istatistikleri bile eski kalıyor. Her şey çok çabuk değişiyor. O yüzden bir kesit almakta fayda var. Bu rakamlar herkesin Twitter’ı açıp T A M A M yazdığı geceden… Şu anda bu rakamlar çok daha yüksek.

26,9 Milyon  #TAMAM dedi

O gün en yüksek retweet sayısına, Meral Akşener’in attığı tweet ulaştı. Potansiyel erişimi 17,1 milyon oldu. İkinci en yüksek retweet sayısına ulaşan tweet, Johnny Sins’in oldu. Potansiyel erişimi 10,8 milyondu. Üçüncü en yüksek retweet sayısına ulaşan tweeti ise, Kemal Kılıçdaroğlu attı. Potansiyel erişimi, 26,9 milyonu buldu.

Burada biraz duralım. Kemal Kılıçdaroğlu’nun attığı bir tweet, yayılımıyla birlikte neredeyse 27 milyon kişinin ekranına düşme potansiyeline sahipti o gece. NTV’de bir canlı yayını ya da CNN Türk’te itiş kakış bir tartışma programını kaç kişi izliyordur sizce? 100 bin? 200 bin? Kimi zaman o kadar bile değil.

Devam edelim, T A M A M tweetleri kullanıcı başına ortalama 2,6 tweet ile dakikada ortalama 406 tweet/dakika hızında seyretti. Yani toplumsal bir hadiseye dönüştü. Retweetlerin yaklaşık 3,3 katı, yani 4.282.159 kez like kullanıldı. En yüksek tweet sayısına, 22.00-23.00 arası ulaşıldı. Sanal agorada, milyonların katıldığı bir saatlik bir miting düzenlenmiş olduFakat bu mitingde birkaç kişi konuşmadı. 198.212 farklı kullanıcı, 518.628 tekil tweet attı. Bu tweetler de 1.272.231 kez retweet edildi; toplam rakam 1 milyon 790 bini görmüş oldu. Buraya dikkat!Potansiyel toplam etkileşim rakamı 1 milyar 406 milyon civarında gerçekleşti. Bu kadar geniş ufuklu bir mecraya ancak sınırların kalktığı sanal dünyada ulaşabilirsiniz.

İnanılmaz bir rakam. Zaten öyle olduğu için de hemen iktidarda karşılığını buldu. Bir taraftan tweet ile seçim kazanılmaz diyerek bu olay küçültülmeye çalışılırken; diğer taraftan da her yanıyla T A M A M ‘a gönderme yapan ve onu yeniden ve yeniden yaratan “Devam” kelimesine yatırım yaptılar. Paralar akıttılar. Fakat başarılı bir “operasyon” olmadı onlar açısından. Bir seferberlik haline rağmen rakamlar birbirine yaklaşmadı bile. Sosyal medyayı küçültmeye çalışırken; oraya yatırım yapmak ellerine yüzlerine bulaştı.

Sosyal Medya Seçim Kazandırabilir mi?

Peki, bu neyi gösteriyor? Sosyal medya ile seçim kazanılabilir mi? Ya da daha insaflı bir şekilde sorarsak, sosyal medya ile seçmenlerin oy verme tercihleri değişebilir mi? Benim bu insaflı soruya vereceğim yanıt Evet! değişebilir. ABD gibi ya da diğer Batı demokrasisini yaşayan, partilerin oylarının birbirine yakın olduğu ülkelerde seçim de kazandırabilir ama Türkiye gibi ilk turda aradaki farkın %10-15 olduğu bir ülkede kazandırması mümkün değil. Sadece sonuçları değiştirebilir. Fakat bu bile önemli bir aşamadır. TRT gibi, var olduğumuz için finanse ettiğimiz bir kurum bir tarafa 2260 dakika ayırırken; diğer tarafa 193,5 dakika ayırıyorsa sosyal medyadan başka bir yer de kalmamış demektir.

Tüm istatistikler sosyal medyanın hızla büyüdüğünü, geleneksel medyanın ise daha büyük bir hızla küçüldüğünü gösteriyor. Gazeteler satmıyor, televizyonlardan haber izlenmiyor, izlenen haberler ise ciddiye alınmıyor. Hala bir alışkanlık olarak televizyonlar açık ama bakılan ekran onun ekranı değil. O zaman muhalefetin yapması gereken bir taraftan ciddi kampanyalarla, bir taraftan gönüllülerin sürüklediği neşeli kampanyalarla sosyal medyaya egemen olmaya çalışmaktan başka bir şey değil. Artık seçmen ya telefonuna bakıyor ya da sokakta sizi bekliyor. Arası yok.