Doğa MücadelesiGünün ManşetiManşet

‘Bartın’da termik santralin yapılmaması için bir değil onlarca neden var’

Trakya Platformu ile gerçekleştirdiği röportajını perşembe günü (12 Nisan) paylaştığımız Termiksiz Gelecek projesinin koordinatörü Afşin Altuntaş‘un yeni durağı bugün (16 Nisan) Gömü Köyü yakınlarında yapılması planlanan Hema Termik Santrali’ne dair mahkeme kararının verileceği Bartın.

Altuntaş’ın Bartın Platformu’ndan Prof. Dr. Erdoğan Atmış ile yapmış olduğu röportajı paylaşıyoruz

***

Afşin Altuntaş: Bartın Platformu’nu tanıyarak başlayalım mı?

Prof.Dr. Erdoğan Atmış: Bartın Çevre Birlikteliği” olarak 2001 yılında yapılan 100 MW gücündeki “mobil santral” karşıtı mücadele yolun başlangıcıydı. O da sadece altı ay sürmüştü. İlin valisinin halkın üzerine saldırması haber ve görüntüleri bir anda ülke genelinde yankı bulmuş, bir hafta süreyle ulusal basının konusu olmuştu. Valinin bu davranışı Bartın halkını öyle kamçılamıştı ki, daha önce iki-üç bin kişi katılsa başarılı görülecek olan mitinge 20 bin Bartınlı katılınca, Cengiz Holding inşa etmek istediği mobil santral projesini rafa kaldırılmak zorunda kalmıştı. Ne yazık ki şirket bu mobil santrali daha sonra Samsun Çarşamba’da inşa etmişti.

2005’de Amasra’da bulunan taşkömürü sahalarını işletmek için kiralayan Hattat Holding’in sahibi Mehmet Hattat, bu kömürü termik santral kurmadan nasıl değerlendireceksiniz sorusuna: “Kesinlikle termik santral kurmayacağız, taşkömürüne dünyada büyük bir talep var. Biz taşkömürünü piyasaya satacağız” demiştir. 2007 yılında taşkömürü sahasının işletilmesiyle ilgili bütün izinleri yoluna koyan Hattat, bu sefer de “Burada çıkan kömürü değerlendirmem için mutlaka termik santral yapmam gerek. Zaten Türkiye Taş Kömürü Kurumu ile yaptığımız ‘Rödovans Sözleşmesi”nde ben burayı termik santral kurmak kaydıyla aldım” diyerek iki yıl içinde kendini yalanlamıştı.

Hattat’ın “termik santral kuracağım” açıklamasından sonra Bartın’daki çeşitli sendika, oda, dernek vb. demokratik kitle örgütleri termiksiz yaşam mücadelesine başlamış, daha sonra 9 Nisan 2010 tarihinde bir araya gelerek Bartın Platformu’nu kurmuşlardır. O tarihten beri mücadele Bartın Platformu çatısı altında sürdürülmekte. Bu son ÇED aşamasına gelene kadar benzer gerekçelerle 7 kez ÇED süreçleri durdurulmuş veya ÇED başvuruları geri çevrilmiştir.

Afşin Altuntaş: HEMA Termik Santrali ile ilgili son gelinen nokta, son gelişmeler nedir ?

Prof.Dr. Erdoğan Atmış: Bilindiği üzere 2016 Ekim ayında HEMA Termik santrali için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ÇED olumlu kararı  verilmişti. Biz de bu kararın iptal edilmesi için dava açmıştık. Bu davanın bilirkişi keşfi 2017 Temmuz ayında yapılmıştı. Bilirkişi raporu mahkemeye oldukça geç sunuldu. Mahkeme 16 Nisan 2018 Pazartesi günü bir duruşma günü belirledi biz oraya gideceğiz.

Bildiğiniz gibi bu dava böyle sıradan bir dava değil Türkiye’de en çok davacıyla açılmış bir çevre davası. 2019 davacı var biz oraya 2019 davacı ile gitmek istiyoruz. Yani bu davacıların her birini dinleyemez mahkeme ama bu davacıların sesini duyurmakta istiyoruz orada. O açıdan Zonguldak İdare Mahkemesi’ndeki duruşmada biz ÇED raporunun ne kadar mesnetsiz olduğunu ve Amasra’ya neden kömürlü termik santral yapılamayacağını anlatmaya çalışacağız.

HEMA Termik Santrali proje arazisi

Zaten bunu daha önceki belgelerde ve toplantılarda anlatmıştık.  Ne yazık ki Çevre ve Şehircilik Bakanlığındaki ÇED sürecinde bunlara kulak verilmemişti. Gerçi daha önce 7 kez itirazlarımıza kulak verilerek ÇED süreci durdurulmuş veya geri çevrilmişti. Daha sonra ÇED dosyası 1,5 yıl rafta beklemişti. Rusya ile yaşanan çatışma sürecinde aslında termik santralin ithal kömürle çalıştırılacak olmasına rağmen yerli ve milli enerji diye yutturularak bu proje tekrar gündeme getirildi ve dosya raftan indirildi. Çok kısa bir süre içinde ÇED olumlu kararı verildi.

Bartın’da termik santralin yapılmaması için bir değil onlarca neden var.  Bu termik santral projesinin iptali için bunların sadece biri bile yeterli.  ÇED raporunun iptal edilmesi için mahkemede biz bunları gündeme getireceğiz.

16 Nisan Pazartesi günü Bartın Platformu olarak, Bartın, Amasra,  Gömü köyü ve Tarlaağzı köyü olarak hep birlikte orada olacağız.

 Afşin Altuntaş: Amasra’da dikkatimi çeken bir detay var her geldiğimde öğleden sonraları sis oluyor . Amasra gibi 500-600 metrelik tepelerin arasında deniz kenarında yer alan şirin bir kasabada sis sık görülen bir durum mudur ? Termik santral yapılırsa bacasından çıkacak gazlar Amasra’nın üzerinde hapis olur mu ?

Prof.Dr. Erdoğan Atmış: Denizden karaya doğru hemen tepeler başlıyor. Deniz ve kara yüzeyleri arasındaki  sıcaklık farkı sebebiyle bir inversiyon oluşuyor. Senenin 150 günü belki sisli oluyor burası.

Amasra

Termik santral yapılırsa tabiki tıpkı Londra’da 1952 yılında yaşanan Büyük sis-Ölümcül sis gibi binlerce kişinin ölüm tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği ihtimali ÇED süreçlerinde gündeme geldi. Bunu aşabilmek için baca yüksekliğini arttırmak gibi saçma bir çözüm buldular.

Afşin Altuntaş: Mümkün mü böyle bir şey ?

Prof.Dr. Erdoğan Atmış : Mümkün değil tabi ki. Fakat inversiyonun tehlikeli olmadığına dair oldukça prestijli bir üniversitenin bir meteoroloji bölümü hocasından bir ek rapor aldılar. O rapor da gerçekten bilimsel temelleri olmayan bir rapor. Çünkü o rapor Amasra’da yaz aylarında inversiyonun tehlikeli olmadığını söylüyor. Fakat sonbahar, kış ve ilkbahar aylarında tehlikeli olup olmadığını belirtmiyor rapor.

Rapor eksik ve bilimsel açıdan sakat bir rapor. Fakat ne yazık ki  bu sakat rapora benzer raporlara dayanarak ÇED sürecini tamamlamayı başardılar ve ÇED olumlu kararı aldılar. Bu tür spekülatif raporları para karşılığı hazırlayan bilim insanlarının bilimsel ahlaklarını sorgulamaktan başka bir şey gelmiyor elimizden. 

Afşin Altuntaş: Sıkça duyduğumuz bir söylem var. Yani kömür gibi yerli enerji kaynaklarımızın ekonomiye daha çok sokulması isteniyor . Fakat uygulamada karşılaştığımız manzaralar farklı oluyor ithal kömür maliyet açısından yerli kömüre göre daha avantajlı olduğu için bu tip santrallerde aksine ithal kömür kullanıldığına rastlıyoruz. Bu açıdan bakarsak Amasra HEMA projesi için nasıl bir tablo çıktığını bize anlatabilir misiniz?

Prof.Dr. Erdoğan Atmış: Bu termik santralin yerli ve milli olduğu için yapıldığı söyleniyor. Fakat buradaki kömür bu santralin ihtiyacını karşılayacak miktarda ve günlük üretim kapasitesinde değil. Üstelik maliyeti ithal kömüre göre oldukça yüksek. O yüzden bu şirketin termik santralin yapılacağı yerde bir de liman projesi  var.  Bu limanı termik santralden artacak fazla kömürü satmak için yaptıklarını söylüyorlar. Yani bu çelişkili bir durum.

Amasra’daki kömür bu termik santralin ihtiyacını karşılamaya yetmiyor ki, fazlasını dışarıya satsınlar. Liman yapılırsa Kolombiya’dan, Afrika’dan veya  Rusya’dan daha ucuz kömür getirmek mümkün. Bir yatırımcı serbest piyasada maliyetlerini düşürmek varken, hayır ben daha pahalı olan yerli ve milli kömürü kullanacağım der mi ? Kaldı ki devlet bile ben kömür madenlerinden zarar ediyorum deyip bu madenleri kapatıyorken. Hattat Holding’in böyle bir sosyal sorumluluk projesini üstlenebileceğini düşünebiliyor musunuz? Şimdi liman projeleri devam ediyor. O halde Amasra’dan çıkan kömürü kullanamayacakları kesin.

Bartın Platformu üyeleri

Başka bir şey daha var bu şirket Çatalağzı’nda termik santrali olan Eren Holding ile Enerji Bakanı Berat Albayrak huzurunda bir anlaşma yaptı. Kendi termik santralini yapana kadar Eren Holding’e yılda 7 milyon ton kömür göndereceğini taahhüt etti. Oysa Amasra’da bu şirketin şu an çıkan 7 milyon ton taş kömürü yok. Bırakın 7 milyon tonu, bu şirket aradan geçen 10 yıllık süre içinde 1 kg kömür bile çıkaramadı henüz. Eren Holding’e hangi kömürü çıkarıp gönderecek. Hangi araçla gönderecek? Yılda 7 milyon ton kömür Amasra’dan Çatalağazı’na nasıl taşınır? Böyle bir araç yok !!!  7 milyon ton kömür kaç bin kamyonla taşınır bunu hesapladınız mı? Henüz liman yok ki, gemiyle göndersin. Nasıl olacak bu?

Daha ileri gideyim bu şirketin taşeron işçileri işten çıkarılıyor. Bu ay içinde 148 işçi işsiz bırakıldı. Bunlar taşeron işçilerdi diyorlar! Fakat bu şirket kısa süre içinde 7 milyon ton kömür çıkaracaksa bırakınız işçi çıkarmayı, işe daha çok işçi alıyor olması gerekmez miydi? Neden işçilerini kovuyor? Şimdi işçiler eylemde. Şirketin  Gömü Köyü’ndeki tesislerinin kapısında eylemdeler. Bu da büyük bir çelişki değil mi?

Maden ocağı henüz bitmemiş, üretime başlamamış ve işçi çıkarıyorlar. Öyle bir çelişki ki bu Hattat ile Eren Holding arasında yapılan bu anlaşma devlet teşviklerinden yararlanmak için yapılan bir göz boyama mıydı acaba düşünüyor insan ister istemez.

 

Röportaj: Afşin Altuntaş

(Yeşil Gazete)