Köşe Yazıları

Ekolojik, politik, katılımcı ve şenlikli ama bu seferki 3. İstanbul Tohum Takas Şenliği

On bir yıldır İstanbul’da düzenlenen Kent Bahçeleri Eğitimleri, üç yıldır tohum takas şenliğiyle başlıyor. Bu yıl üçüncüsü yapılacak olan şenlik sonunda doğru yerini buldu, Kuleli Emek Mahallesi Meydanı’nda ve bu kez daha çok paydaşlı, daha katılımcı olacak.

Yeşil Gazete’den aşina olduğumuz slogan ile söyler isek, “Şenlikli, ekolojik, katılımcı ve politik, ama bu sefer Yeşil Gazete değil, 3. İstanbul Tohum Takas Şenliği.”

Bol yokuşlu, sakin, temiz Kuleli Emek Mahallesi’nde neredeyse her yerden böyle bir manzarayla karşılaşabilirsiniz.

Bütün evleri bahçeli olan mahallede sebze meyve yetiştiren kalmamış, kendileriyle tanışmamız da bu sebeple oldu aslında, mahallede sebze meyve yetiştirmeyi bilen kalmamış. Şimdi permakültür teknikleri ile bahçeleri ekip dikebilmek için kent bahçeleri eğitimlerine katılacaklar.

Koca bir mahallede tarım yapmayı bilen kimse kalmaması artık gerçeklerimizden biri sanırım. Pek çok bilinçli-bilinçsiz politikanın yanında GDO’lu tohum da, sağlık, etik, insani ve ekonomik yıkımlarının üstüne, insanın doğadan kopuşunu, üretimden uzaklaşmasını destekleyen parçalardan oldu. Ürettiği bitkiden tohum alıp saklayan, üretime devam etmek için birincil malzemesi ve sebebi olan, elde edeceği ürünü tanıyan insanlar, her yıl üretime hem ekonomik hem psikolojik olarak yeniden başlamak zorunda kaldı.

Çiftçilikle geçinen bölge ve ailelerde, tohumu toplama ve saklama genelde kadına ait bir alandı, biyolojik olarak aynı cinse, türe hatta aleme ait olmayan organizmalarının genlerinin karışmasıyla elde edilen GDO’lar tabi ki üreme özelliği olan varlıklar olmadığı için, tohum alabilme ve saklayabilme ortadan kalkınca kadının da tarımdaki alanı ve özgürlüğü daralmış oldu.

Milyonlarca yılda bir bütün olarak evrilen, doğal seleksiyonla birlikte var olmaya en uygun organizmaların hayatta kaldığı bir sistemi bir anda soğukta donmayan domates ve balık yağı üreten fasulyeye çeviren GDO endüstrisi, üretim tekniğini patentlemekle yetinmedi, ürettiği canlı varlıkları da bisiklet ya da çatal gibi patentledi.

Artık çok rahat ulaşılamayan, ticareti yasaklanmış atalık tohumların varlığını devam ettirmesi için ekilmesi, bakılması ve çoğaltılması gerek. Hem atalık tohumların sürdürülmesini desteklemek hem de toprağa dokunmamış nereden başlayacağını bilmeyenlere başlangıç fırsatı sağlamak için Kent Bahçeleri etkinliğini ve tohum takas şenliği güzel bir fırsat.

Tohum almak için sizin de tohum getirmeniz gerekmiyor ama isterseniz ve yapabilirseniz bu yıl aldığınız tohumu yetiştirip ondan tohum toplayarak gelecek yıl tohum getirebilirsiniz.

Tohumların nasıl ekileceğini bilmiyorsanız kent bahçeleri eğitimi çok yakında bu sorunu da çözecek, siz tohumunuzu hazırlayın. Kent bahçesi için bahçeye ihtiyacınız yok, saksı ve eski çaydanlık da güzel oluyor.

Etkinlik ayrıntıları ve şimdilik katılımcıları için bu linke tıklamanız kafi.

Tabi ki katılımcı olmak isteyen, stand açmak isteyen herkese meydanda yer var.

Sağlıklı beslenme, yaşamı sürdürme gibi temel güdülerin yanında GDO’ya karşı mücadele ve bu mücadeleyle de yan yana duran kent bahçeleri ile gıda toplulukları, sisteme ve tekellere karşı çok verimli ve kıymetli örgütlenme biçimleri.

Üstelik sessizce ve çok hızlı büyüyen bu mücadelenin içinde yaşayana kadar kıymeti anlaşılmayan toprakla bağ kurma, gerçek dünyada, gerçek besin üretme hazzı da var.

“Düzayak çivit badanalı bir kent nasıl kurulur abiler?” Sorusunun cevabını henüz bilmesek de başlangıç için yüksek binalı kentlerde, saksıdan bahçeler tahmin ettiğinizden çok daha fazla domates ve salatalık üretebiliyor, dalından domates koparmak insanın dünyasını değiştirebiliyor.

Bu Pazar bekleriz, bardağını getirene çay da var.

 

Elif Cansu İlhan