[Oğuz gidiyor] Langurlar – Oğuz Tan

İstanbul’dan Güneydoğu Asya’ya uzanan bisiklet yolculuğumda Hindistan’ın çeşitli turistik noktalarında konakladım. ‘Turist noktası’ dediğim için aklınıza beş yıldızlı oteller, dümdüz asfalt yollar, pahalı restoranlar gelmesin. Hindistan’da pek çok turist noktası oldukça salaş.

Bulunduğum bu noktalardan biri de Rişikeş’ti. Rişikeş’e yabancı turistler ağırlıklı olarak yoga ve ayurvedik terapi kursları almak için geliyorlar. Bazıları aşramlarda konaklıyor, bazıları da ucuz otellerde. Hindistan’ın yerli turistleri ise Hindular için kutsal olan Ganj nehrini görmeye geliyorlar. Öyle ki, zemzem suyu misali nehrin suyundan plastik bidonlara doldurup evlerine götürüyorlar. Garip.

Semnopithecus Entellus

Hindistan’da çok sayıda maymun gördüm ve çoğunlukla bunlar makaklardı. Makaklar daha hareketli ve saldırganlar. Langurlar ise kendi hallerinde çok sevimli canlılar. Bazen bir duvarın dibine oturup langurları izliyordum. Bu yazıda size Rişikeş’te gördüğüm langurları ve Hindu kültürüyle olan bağlantısını anlatacağım.

Langur, Rişikeş’teki Ram Jhula kasabasında bir duvar tepesine oturmuş etrafı seyrediyor. Kim bilir ne düşünüyor? Sokakta rengârenk kıyafetleriyle dolaşan insanlar, meyve tezgâhları, inekler ve köpekler var.

Eski dünya maymunları olarak bilinen primat ailesinin (Cercopithecidae) bir alt ailesi olan Colobinae, 10 cins içinde 59 tür içerir. Colobinae alt ailesinde yer alan canlılar, Güneydoğu Asya’da insandan sonra en yaygın görülen primat türleridir.

Langur pür dikkat bir şeye bakıyor. Sert gözüktüğüne bakmayın, son derece sevimliler aslında.

Halk arasında Hanuman languru veya gri langur olarak bilinen Semnopithecus Entellus bu alt ailedendir ve ismini bir Hindu tanrısı olan Hanuman’dan alır. Maymun savaşçı Hanuman, Hindu mitolojisinde önemli bir yere sahip. Hanuman, Hindu kültürün önemli destanı Ramayana’nın ana karakterlerden biridir. Annesi maymun prenses Anjana’dır, babası Kesari ise bir ‘vanara’ yani ormanda yaşayan yarı insan yarı maymun canlıdır. Hanuman, savaşçı bir Hindu tanrısı olan Rama fanatiğidir ve destanda anlatıldığı üzere iblis kral Ravana’ya karşı verdiği savaşta Rama’nın yanında yer almıştır. Rama, savaşı Hanuman ve vanaraların yardımıyla kazanmıştır.

Kinnaur vadisinde gördüğüm bir Hindu tapınağındaki Hanuman heykeli – Hindistan.

Çok fazla detay ve entrikanın yer aldığı pembe dizi kıvamındaki savaş hikâyesinin kaba bir özetini paylaşacağım. Ayodhya kralı Dasharatha’nın üç eşinden dört çocuğu vardır. Annesi Kaushalya olan Rama, kral Dasharatha’nın en büyük oğludur. Kralın bir diğer oğlu olan Bharata’nın annesi ise kraliçe Kaikeyi’dir. İkiz olan diğer iki erkek çocuk Lakshmana ve Shatrughna’nın annesi Sumitra’dır. Komşu krallıktaki Prenses Sita’nın evlenme çağı gelir ve civardaki tüm prenslerin katıldığı seremonide Sita eş olarak Rama’yı seçer. Evlenirler. Birkaç yıl sonra kral Dasharatha, tacını en büyük oğlu Rama’ya devretmek ister. Fakat Kraliçe Kaikeyi, kralın yıllar önce kendisine verdiği söz nedeniyle onu ikna eder ve tacı kendi oğlu Bharata’ya devrettirir. Rama’yı ise ormana sürgüne göndertir. Eşi Sita ve kardeşi Lakshmana, Rama’yı yalnız bırakmazlar. Kadın bir iblis olan Shurpanakha ormana gelir ve Rama’yı baştan çıkartmaya çalışır. Lakshmana Shurpanakha’nın burnunu ve kulaklarını keser. Fakat Shurpanakha, Lanka(bugünkü Sri Lanka) kralı Ravana’nın kız kardeşidir. İblislerin başı olan Ravana, kız kardeşinin öcünü almak için Rama’nın eşi Sita’yı Lanka’ya kaçırır. Rama, Lakshmana, Hanuman ve vanaralar Hindistan’ı Lanka’ya birleştiren bir köprü inşaa ederler. Suyu geçip Lanka’da büyük bir savaş verirler. Rama, önce Ravana’nın kardeşlerini öldürür, sonra da kendisini. Eşi Sita artık özgürdür ve beraber Ayodhya’ya dönerler. Kral olan üvey kardeşi Bharata ise tacı kendi rızasıyla Rama’ya verir.

Nepal’deki Pashupatinath tapınağında Hanuman görünümlü din adamı.

Çoğunluğu Hindistan ve Sri Lanka’da olmakla birlikte farklı türlerdeki langurlar Pakistan, Nepal, Butan ve Bangladeş’e kadar yayılmıştır. Hanuman langurları son derece dayanıklı canlılardır ve bulundukları ortama fiziksel adaptasyonları kolaylıkla gerçekleşir. Kurak arazilerden yağmur ormanlarına varan farklı coğrafyalarda ve 4300 metreyi bulan rakımlarda yaşayabilirler. Hindistan’ın bazı bölgelerinde kent yaşamına da uyum sağlamışlardır. Örneğin bir çöl olan Rajastan’ın Jodhpur şehrindeki langur sayısı günümüzde bir milyonun üstündedir. Hindular için kutsallardır ve kimse onlara zarar vermez.

Meraklı bir dişi langur.

Yüzleri beyaz tüyler ile çevrili olan Hanuman langurlarının vücut tüyleri gridir fakat avuç içleri, ayak tabanları, yüzleri ve kulakları tüysüz ve siyahtır. Zamanlarının çoğunu karada geçiren bu langurlar, uyumak için ağaçların yüksek dallarını tercih ederler. Kentlerde ise yüksek noktalarda, kulelerde veya elektrik direklerinin tepelerinde uyuyabilirler. Yaprak, meyve, tomurcuk, çiçek ve bazı böcekler ile beslenirler. Köy ve kasabalarda tarla ekinleri de yerler.

Yavru langur annesinden süt emiyor.

Kentlerdeki Hindu tapınaklarında insanlar tarafından beslenirler. Kuzeyde Himalaya bölgesinin karlı kış aylarında ise çam kozalağı, ağaç kabuğu ve ince dallarla beslenerek hayatta kalırlar. Alfa erkeğin hâkimiyeti iki seneden az sürer. Yeni gelen alfa erkek, tehdit oluşturmamaları için sistematik bir şekilde eski alfa erkeğin çocuklarını öldürür.

 

Oğuz Tan

Bisiklet gezgini

Instagram @oguzgidiyor