Hafta SonuManşet

[Oğuz Gidiyor] Keşmir, Hindistan – Oğuz Tan

Kargil, İndus Nehri’nin kollarından biri olan Suru Nehri’nin yanı başında yer alan, 2.700 metre yükseklikte kurulu Müslüman bir şehir. Aynı zamanda Kargil, Ladakh’ın, Leh’ten sonra ikinci en büyük yerleşim yeri.

Önünde Suru Nehri, hemen arkasında yüksek dağlar yer alıyor. 14. veya 15. yüzyılda Müslüman misyonerler tarafından bölgede İslamiyet yayılana dek, Kargil’deki inanç sistemi Tibet Budizmi’ydi. Günümüzde ise nüfusun %77’si Şii. Hindistan ve Pakistan arasındaki gerilimin belki de en sıcak noktası olan Kargil’de, son olarak 1999’da iki ülke arasında savaş yaşandı.

Kargil’de, yaz aylarında gündüzleri sıcak, geceleri serin oluyor. Kış ayları ise oldukça uzun sürüyor ve sıcaklık -40 oC’nin altına düşebiliyor.

Bölge ikliminin en uç değerleri ise, rotam üzerindeki Drass kasabasında görülüyor. Burası, yeryüzünde Sibirya’dan sonra, kış aylarının en soğuk geçtiği ikinci yerleşim bölgesiydi. Ocak ve Şubat aylarında, ortalama -23 oC olan gece sıcaklığı zaman zaman -45 oC’yi görebiliyor. Drass’ta kaydedilen en düşük sıcaklık ise, 1995 kışında görülen -60 oC olmuş. Bahar mevsimlerinin bir aydan az sürdüğü Drass’ta, mevsimler kış ve yaz mevsimleri olarak yaşanıyor. Ekim-Mayıs ayları arası 8 ay kış ve Haziran-Eylül arası 4 ay yaz.

Saatler sonra, bir diğer dağ geçişi olan Zoji La’dan önce yollar epey bozuldu. Geçişe vardığımda trafik tamamen kilitlendi. Buldozerlerin yol çalışması nedeniyle her gün, 11.00-14.00 saatleri arasında yol kapatılıyormuş. Bölgenin ve trafiğin güvenliğini ikili gruplar halinde devriye gezen, tüfekli ve toz nedeniyle yüzleri örtülü askerler sağlıyordu.

Anlatılanlara göre; sert geçen kış, dağın toprak yapısı ve baharda eriyen metrelerce kar nedeniyle ciddi kaymalar meydana geliyor, inşaa edilen hiçbir karayolu dört mevsim boyunca ayakta kalamıyordu.

Birkaç saat sonra yol açıldı. Karşı yönden yüzlerce Tata kamyonun geldiğini tahmin edemedim. Çift yönde akan, toz toprak içindeki yolda görüş mesafesi 3-4 metreye kadar düştü. Güçlükle soluduğum, kaotik bir parkurdu. Yolun bir tarafı dağ, diğer tarafı bariyersiz uçurumdu. Bu nedenle çift yönde akan trafiğin tam ortasında ilerlemeyi tercih ettim. Böylelikle şoförler beni daha rahat görebilecek, görememeleri halinde ise uçurumdan uçmak yerine daha sıradan (!) bir kaza geçirecektim.

Geçişin en kalabalık bölümünü geride bırakmış, yola tüm vücudumu ve bisikletimi kaplayan kalın bir toz tabakası ve ağzımdaki çamur tadıyla devam ediyordum. Zemin o kadar taşlık ve engebeliydi ki, bu sefer titreşim problemi yaşıyordum. Fren sıkarak yavaş yavaş yokuş aşağıya indim.

Birkaç saat içinde tüm zorlukları geride bırakmış ve doğa cenneti bir vadiyi karşıma almış, hızlı ve keyifli bir iniş yapıyordum. Yeşilin farklı tonlarını barındıran ormanlık vadiye, dağların ve bulutların arasından akşam güneşi düşmüş, ilginç ve güzel bir görüntü yaratmıştı.

Dağları ve ormanlarıyla yemyeşil bir köy olan Sonamarg’da, terk edilmiş bir milli parkın içinde, Thajiwas Buzulu’nu karşısında iki gece kamp yaptım. 2.800 metrede yer alan kamp noktası oldukça keyifliydi. Geceleri oldukça rüzgârlı ve soğuktu…

 

Oğuz Tan

Bisiklet Gezgini

Instagram @oguzgidiyor

 

Kategori: Hafta Sonu