Günün ManşetiHayvan HaklarıManşet

Hayvan özgürlüğü aktivisti Zülal Kalkandelen: Siyaset ve ticaret el ele vererek hukuku alt etti

Türkiye’de ithalata dayalı hayvancılık politikası hayvan özgürlüğü aktivistlerini ve yaşam hakkı savunucularını ayağa kaldırdı.

Sofralarımıza ucuz et olarak servis edilmek için Brezilya’dan Türkiye’ye getirilen 25 bin büyükbaş hayvanın sağlıksız koşullarda taşındığı bilgisi resmi rapor, fotoğraf ve videolar aracılığıyla ortaya çıkmıştı.

Gazeteci ve hayvan hakları aktivisti Zülal Kalkandelen, Brezilya’daki hayvan hakları derneklerinin yardım çağrısıyla konuyu ilk kez 5 Şubat’ta sosyal medya hesapları aracılığıyla, sonra da Dağ Medya’da yayınladığı bir yazı ile Türkiye’de duyurmuştu.

Canlı sığırlar gemilere yüklendikten 23 gün sonra Türkiye’ye ulaştı

Kalkandelen, 31 Ocak’ta canlı hayvanların gemiye yüklenmesinden 23 gün sonra Mersin Limanı’na demirleyen NADA isimli kargo gemisiyle ilgili son durumu Yeşil Gazete’ye anlattı.

“Gemi 22 Şubat’ta Mersin Limanı’na ulaştı. Boşaltım yapıldı. Hayvanlar karantina altına alındı. Bakanlık tarafından veteriner muayenesi yapılacağı söylendi. Limana giriş yapıp gemiden görüntü alamadık. İçeriye sokmadılar. Hayvanlar kamyonlara yüklenip farklı yerlere götürüldü. Brezilya’dan bize ulaşan resmi teknik rapor ortadayken yasal süreç işlemedi. Mersin Barosu Hayvan Hakları Komisyonu, savcılığa suç duyurusunda bulundu ancak savcılık gereğini yapmadı. Gemide bağımsız bir veteriner incelemesi istedik ama o yol kapandı. Basın toplantısı gerçekleştirdik. Siyasi ve hukuki süreçler işletilemedi.”

Marinetraffic adlı internet sitesine göre; Nada isimli geminin Türkiye yolculuğunun rotası

Kalkandelen, Mersin Limanı’na demir atan NADA gemisini görüntüledi.

Bir binanın tepesine çıkarak geminin içinden görüntü alınmaması için mavi brandalar gerildiğini kayıt altına alarak @veganzulal adlı hesabından paylaştı.

“Siyaset ve ticaret el ele vererek hukuku alt etti”

Basında çıkan “17 gün süren yolculuk” bilgisinin yanıltıcı olduğunu söyleyen hayvan hakları aktivisti, canlı sığırların 26 Ocak-31 Ocak 2018 arasında gemiye yüklenmeye başladığını söyledi.

“Brezilya’da işin peşini bırakmayan hayvan hakları dernekleri Santos Limanı‘na getirilen hayvanların gemiye yüklenmesi aşamasında şirkete dava açtı. Mahkeme gemiye teknik bir ekibin inceleme yaparak rapor sunması talimatını verdi. Bunun üzerine Santos Belediyesi bünyesindeki Çevre Koruma Dairesi‘ne bağlı veteriner ve biyologların da içinde yer aldığı bir teknik ekip gemide soruşturma yaptı. O raporda hayvanların son derece dar alanlarda, kıpırdayacak yer bile kalmadan, günlerce su ve yem yetersizliği içinde bırakılarak, dışkı ve idrar pislikleri içinde, havasız bir ortamda bırakıldığı tespit edildi. Bu yüzden canlı sığırlar 5 gün daha limanda bekletildi. Mahkeme hazırlanan teknik rapora dayanarak geminin derhal boşaltılıp hayvanların çiftliklere yollanması, geminin limandan ayrılmaması ve Brezilya’nın hiçbir limanından canlı hayvan ticareti yapılmaması kararını verdi. Mahkeme kararına rağmen gemi boşaltılmadı. Aynı gün hayvancılık lobisi araya girdi. Kendisi de hayvancılık yapan ve rüşvetle suçlanan Brezilya Tarım Bakanı Blairo Borges Maggi ve Türkiye’nin konsolosu Brezilya Cumhurbaşkanı Michel Temer ile görüştü. Farklı mahkemeden geminin yola çıkarılması kararı aldırıldı. Siyaset ve ticaret el ele vererek hukuku alt etti.

Teknik inceleme ekibinde yer alan Brezilyalı biyoloğun resmi rapora eklenen konuşması

“İdrar ve dışkılar hem hayvanlara hem de yemlerine bulaştı”

Hayvanlar Brezilya’dayken üstü açık kamyonların/tırların içinde her türlü zorlu hava koşuluna maruz kalıp 500 kilometreden fazla yolculuk yaptı. İşkence gemisinde boğazlarına kadar dışkı ve idrar içinde bulunan hayvanların yedikleri yemlerde de dışkı ve idrar tespit edildi. Hayvanların ağızlarından köpükler geliyordu. Brezilya’daki karayolu yolculuğunu da sayarsak hayvanların Türkiye’ye ulaşması 1 aydan fazla bir süreci kapsıyor. Minerva Foods’a ait NADA gemisine aracı olan Yıldız Shipping sığırların 30-40 farklı yere dağıtılacağını söyledi.

Gemide ölen hayvanlar bu makinede öğütülerek parçaları denize atılıyor

“Dışkı kokusu tüm kenti kaplayarak çevre kirliliğine yol açtı”

NADA gemisindeki koşullar yüzünden canlı hayvan ticareti yapan Minerva Foods’a dava açıldı. Hayvanlara yapılan bu zulüm ve geminin Santos Limanı’nda beklediği 5 gün boyunca dışkı kokusunun kente yaydığı korkunç kokuyla ortaya çıkan çevre kirliliği nedeniyle Minerva’ya 460 bin dolar ceza kesildi. Bu bakterilerin çevreye bulaşma riski de var. Ayrıca gemide hayvanları öğütme makinesi var. Gemide ölen hayvanlar öğütülüp denize atılıyor. Atıkları okyanusa bıraka bıraka ilerliyorlar. Bu insan sağlığı ve çevre için de bir tehdit. Her tür canlı hayvan ticaretine karşıyız. 21’inci yüzyılda hayvanların bir kıtadan diğer kıtaya kesilmek üzere gönderilmesi insanın ne kadar alçaldığının göstergesi. İnsanların hayvanlara bu eziyeti, zulmü yaşatmaya, işkence etmeye hakkı yok.”

İnternette paylaşılan bilgileri doğrulamak amacıyla kurulan teyit.org, canlı hayvanların Brezilya’dan Türkiye’ye kötü koşullar altında ithal edildiğini ve dışkılar içerisinde yolculuk yaptıklarına dair fotoğrafları doğruladı.

“Göktaşlar Et’in 3 hayvan öldü açıklaması doğru değil”

Kalkandelen, verdiği bilgileri iddia olarak paylaşan Hürriyet gazetesi haberinde gerçeklerin çarpıtıldığını şu sözlerle dile getirdi:

“Gemiye bağımsız teknik ekibin girip incelettiği ilk mahkeme kararı paylaştığımız ilk teknik rapordu. Hürriyet ona iddia dedi. Hürriyet’in özel haberinde paylaştığı ikinci rapor ise Brezilya Tarım Bakanı’nın siyasi açıklamasıydı. Kanıtımız, raporumuz var dedikleri şey siyasi bir yazıydı. Bu ticaret Türkiye’nin taraf olduğu Hayvanların Uluslararası Nakliyat Sırasında Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’ne aykırı. Göktaşlar Et gemide 3 hayvanın öldüğünü açıkladı. Ancak gemide ölen hayvanların sayısı doğru değil. Mersin Limanı’ndaki bir firmadan aldığımız bilgilere göre bu sayı 25. Bundan daha fazla olması da muhtemel.”

Göktaşlar Et, Yeşil Gazete olarak kendilerine yönelttiğimiz sorulara dair açıklamalarını yarın (27 Şubat) paylaşacaklarını söyledi.

“Ekolojik felaketlere yol açıyor. Canlı hayvan ticareti tamamı ile yasaklansın”

25 Şubat’ta canlı hayvan ticaretine karşı Göktaşlar Et’in Esenyurt’taki binasının önünde Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu ve hayvan özgürlüğü aktivistleri protesto gerçekleştirerek bu vahşete sessiz kalmayacaklarını belirttiler.

Basın açıklamasının tam metni şu şekilde:

“Türkiye’nin ‘ucuz et’ politikası, hayvanlara işkence, insanlara hastalık ve çevreye felaket olarak dönüyor.

Bir süredir Türkiye’nin yurtdışından ithal ettiği canlı hayvanlar büyük bir zulme maruz bırakılarak, haftalarca süren gemi yolculukları ile başta Mersin olmak üzere farklı limanlara getiriliyor. Son olarak 25 bin 175 sığırı dün Mersin Limanı’na getiren NADA gemisi, içindeki vahim koşullar nedeniyle Brezilya’da yoğun kamuoyu tepkisi ve davalara konu olmuştur. Mahkemenin isteği doğrultusunda gemiye giren teknik ekibin yazdığı rapora eklenen fotoğraf ve videolar elimize ulaştığında ülkemiz kamuoyunun bilgisine sunduk. Söz konusu raporda, hayvanların aç ve susuz bırakılmaması, acı ve hastalığa maruz kalmaması, huzursuzluğa yol açacak bir ortamda tutulmaması, doğal davranışlarını yerine getirmesini engelleyecek bir fiziksel ortamda bulundurulmaması ve hayvanlara korku ve stres yaşatılmaması şeklindeki beş evrensel kurala uyulmadığı, canlı hayvan ticaretinin açık bir hayvan sömürüsü ve zulüm olduğu belirtiliyor. NADA’ya istiflenen bu hayvanların yaşadığı eziyet daha başlangıçta Brezilya içerisinde tırlarla yaptıkları yolculukta başlıyor, gemiye zorla bindirilen hayvanlara elektroşok uygulandığına dair kanıtlar bulunuyor. Bu koşullarda hastalanan hayvanların bir kısmı yaşamını yitirdiği için, gemide kurulan bir düzenekte öğütülerek bir çöp gibi denize atılıyor. Bu manzara yaşadığımız bu çağda kabul edilebilir değildir. Bu nedenle biz hayvan özgürlüğünü savunan aktivistler olarak, canlı hayvan ticaretinin tamamı ile yasaklanmasını talep ediyoruz.

Bununla birlikte o gemilerdeki daracık alanlarda neredeyse üst üste bir ortamda, aç susuz hiçbir yaşamsal ihtiyaçları giderilmeden ve yaralanmaları, kemik kırılmalarını önleyecek hiçbir güvenlik tedbiri alınmaksızın taşınan hayvanların sağlıklı kalması mümkün olmadığından bu ticaret halk sağlığını da ciddi anlamda tehdit etmektedir. Nitekim NADA’da tutulan teknik raporda kendi dışkı ve idrarlarına bulanarak seyahat eden hayvanların yeminde bile dışkı kalıntıları tespit edilmiştir. NADA gemisinin limanda demirlemesiyle kenti saran yoğun kötü koku günlerce hissedilmekte, korkunç bir hava kirliliğine neden olan gemiden, etrafa bakteri yayılma olasılığı yüksek görülmektedir.

NADA gemisi hakkında, bütün bu nedenlerle Brezilya’da açılan dava sonucunda, mahkemenin durdurma kararı vermesine rağmen, siyaset ve ticaret el ele verip hukuku alt ederek geminin yola çıkması sağlanmış; Türkiye’de ise Mersin Barosu tarafından yapılan suç duyurusu, adli makamları harekete geçirememiş, gemide bağımsız bir heyetin inceleme yapmasına imkan tanınmamıştır.

Türkiye’nin taraf olduğu Hayvanların Uluslararası Nakliyat Sırasında Korunmasına Dair Avrupa Sözleşmesi’ne açıkça aykırı olan bu ticaret, 21. yüzyılda hayvan köleliğini devam ettirip insan sağlığını da hiçe saymakta, ekolojik felaketlere neden olmaktadır. Bu gemiler, ölüm gemileridir ve ölümden, işkenceden, hastalıktan başka bir şey getirmeyecektir. Yolculuk sırasında kaç hayvanın yaşamını yitirdikten sonra cesetlerinin öğütülerek denize savrulduğu bilinmemekte, bu vahşeti ortaya çıkaracak bir resmi bilgi de kamuoyu ile paylaşılmamaktadır.

Bu ne ilk ne de son ölüm yolculuğu olacaktır. 2018 yılı sonuna kadar, 975 bin canlı hayvanın dehşet verici koşullarda farklı ülkelerden Türkiye’ye taşınacağı bilgisi medyaya yansımıştır. Biz, başta Brezilya olmak üzere canlı hayvan ticareti yapan tüm ülkeleri kınıyor ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nı bu kanlı ticareti derhal durdurmaya çağırıyoruz. Türkiye kamuoyunu da hayvanlara karşı bu suçlara ortak olmamaya, duyarlı canlıların yaşam hakkına saygı duymaya davet ediyoruz.

Bağımsız Hayvan Hakları Topluluğu

Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM)”

 

Merve Damcı – Yeşil Gazete