Dutluklar sesli anı kütüphanesi Storyberry ile dile geldi

“Bir zamanlar buraları hep dutluktu”. Hikayesi nasıl acaba bu sözün, bileniniz var mı? Ya da bir yerde bir vesileyle anlatılmış olsaydı dinlemek istemez miydiniz?

Bu soruya benim yanıtım, “Kesinlikle evet!”.

İşte tüm bu tarz anıları dinleyebileceğiniz, hatta kendi anılarınızı anlatıp hiç tanımadığınız insanlarla paylaşabileceğiniz platform “Storyberry” tam da bu ihtiyaçtan meydana getirilmiş.

Storyberry’nin kurucusu Gökçe Yüksel ile “lokasyon bazlı sesli anı uygulaması” olarak da bilinen platformun başlangıcından bugüne hikayesini konuştuk.

Aynı zamanda bir hikaye anlatıcısı da olan Yüksel, Storyberry’e giden yolun İtalya’daki yüksek lisans günlerinde başladığını belirtiyor.

“İtalya’daki eğitimim sırasında ne zaman İstanbul’a gelecek olsam bir mekanın kapandığını ya da taşındığını öğrendim. Bir gelişimde İnci Pastanesi taşınmıştı, diğerinde Haydarpaşa İstasyonu kapatıldı. Gezi zamanı bile İtalya’da idim ben. Arkadaşlarım ile, sevdiklerim ile bağlarımı oluşturan, güçlendiren mekanlar birer birer değişiyor, dönüşüyor, yok oluyordu. Mekanlar kayboldukça ben de bağlantılarım kopuyor duygusuna kapıldım.

Bir yerden veya mekandan bağımsız olarak oluşmayan bu anılarımın bu yerler ve mekanlar kayboldukça yok olduklarını ve aitlik hissimin köreldiğini hissetmeye başladım. Sadece canlıların hafızaları yoktur; yerlerin, mekanların da hafızaları vardır”

Ne anlama geliyor Storyberry, İngilizce’de var mı böyle bir kelime?

“Kelimeyi ben kendim uydurdum aslında” diye açıklıyor Gökçe Yüksel. İlham aldığı kelime ise İngilizce’deki “memory” yani bellek, hafıza. Hafıza, bellek, mekanlara bağlantı ve o mekanlar ile tüm bunları biraraya getiren duygu paylaşımı da story yani “hikaye” ve berry yani (kabaca) “dut” kelimelerini yanyana getirmiş. Olmuş size “storyberry”.

Türkçe’de eski mutlu günlerimizi yadederken sarfettiğimiz, “Ahh ah, buralar geçmişte böyle mi idi. Bir zamanlar buraları hep dutluktu” söyleyişini kendince İngilizce’ye “storyberry” olarak çevirmiş yani masalcı adı ile söyler isek Anlat Anlat Gökçe.

Peki neden ismi Türkçe değil de İngilizce sorumu ise platformun sadece tek bir dile ve tek bir etnik kimliğe odaklı olmayacağını söyleyerek yanıtlıyor Gökçe. “Düşünsenize” diyor, “Mahalle kültürünün yeniden biraraya geldiğini düşünün. Aynı mekanda birbirinden çok farklı sayısız deneyim yaşayan her dilden her dinden her milletten binlerce insanın kendi anılarını bu platforma aktardığını düşünün. Storyberry’nin böyle bir ortak nokta olmasına niyet ediyorum. Bunu sağlamak için uluslararası bir isim olması gerekiyordu.”

Ya işin altyapısı, teknik kısmı. Kaç kişi var Storyberry’nin arkasında?

“Ekip kurmayı başından beri çok istiyorum. Hem yazılım konusunda hem de anı avcıları ve bu anılara kısa tanıtım videoları çeken arkadaşlarla beraber güzel bir ekip olma ihtiyacım var. Özellikle dediğin gibi yazılım, en acil kısmı işin. Yani şimdiye  kadar her şeyi araştırarak şu anki prototipi ben yaptım ama bunun artık hayalimdeki bir üst versiyona geçmesi şart. O yüzden yazılımcılarla görüşme sürecim hala devam ediyor. Herkesin uyum içinde çalıştığı, aynı hayale inandığı, kendi farklı yönleriyle bu projeyi geliştirdiği ekibi kurup çok daha hızlı ve verimli devam etmek şu anki amacım. ”

Ben siteyi açtım ve oraya anı kaydetmek istiyorum. Ne yapmalıyım?

Önce siteye , https://www.storyberry.me/ girmen gerekiyor. Çıkan sayfada zaten yönlendirmeler mevcut. İster anılarını anlatabilir ya da daha önce siteye yüklenmiş anıları dinleyebilirsin. Sistemin nasıl çalıştığına dair infografik ise gene site içindeki “Nasıl çalışır?” sayfasında görselleri ile birlikte bulunuyor.

Anıları dinlemek için ilgili sayfaya gelip harita üzerinden mekan seçerek ya da kimi dinlemek istiyorsan onu bularak oynat tuşu üzerinden dinleyebilirsin. Anılarını anlatmak için ise ilgili sayfa üzerinden kayıt tuşuna basarak en fazla 2 dk sürecek anını aktarabilirsin.

Storyberry 2017 Eylül’ünden beri hem anı dinlemek hem de anılarınızı başka insanlarla paylaşmak için faaliyette. Sosyal medya hesapları ise 9 Ocak’ta açıldı. Facebook, twitter ve instagram sayfalarından da anılara @storyberryme olarak ulaşabilirsiniz.

Sesin duygu aktarımı için çok avantajlı yanları olduğunu belirtiyor Yüksel, “sesle var olmak ve derin dinleme”nin öneminden bahsediyor. Dünyanın şu an yaşadığı görsel çağ, hatta görsellik çılgınlığı çağından Audio dönemine yani dinleme, konuşma, sesle, has ve içten duygularla iletişme dönemine geçeceği öngörüsünde de bulunuyor.

“Dinlemek ve anlatmak daha aktif bir şey. Şu an ihtiyacımız olan şey bilgi değil deneyim paylaşımı. İnsanlar paylaşmak istiyor. Couchsurfing mesela, tam da bu paylaşma ihtiyacına yönelik bir sistem olduğu için bu denli yayıldı.  İster bizim ve yakın çevremizin anıları isterse de hiç tanımadığımız insanların bizimle ortak/bildiğimiz mekanlarda yaşanmış anıları olsun bunlar bizi birbirimize birleştiren şeyler” diyerek tarif ediyor bu öngörüsünü.

Onun masalcılık hikayesini de öğrenmek istiyorum. Nasıl başladı, nasıl gelişti, şimdi ne durumda…

“Ben Yeditepe İç Mimarlık mezunuyum. Bir dönemde erasmus kapsamında İtalya’da bulundum. Daha sonra İtalya’da Politecnico di Milano’da “Ürün Servis Sistem Tasarımı” üzerine bir programa yazılıp yüksek lisans yaptım. 2015’te Türkiye’ye döndükten sonra o kadar eğitim sürecinin ardından bambaşka bir alana, hikaye anlatıcılığına yöneldim. İç mimarlık yapmaktan da vazgeçtim çünkü aradığımı bulamadığımı hissediyordum. Uzayda yüzüyor gibiydim.

Gökçe Yüksel (Fot: Cem Tümdağ

O dönem Judith Lieberman’ın hikaye anlatıcılığına dair TED konuşmasını dinleme imkanım oldu. İtalya’da bulunduğum sırada bir Türkiye’ye gelişimde de Judith’in Kumbaracı 50’deki masal gecelerinden birine katılmıştım. 2014 yılı Mart ayıydı galiba. Ardından Judith’in tüm masal atölyelerine katıldım. 5 modüle de gittim. Sonra Şirince Tiyatro Medresesi’ndeki eğitime dahil oldum. Benim için o dönem neyi sevip neyi sevmediğimin ve mutluluğun ne olduğunu keşfettiğim bir dönemdi. Hikaye Anlatıcılığı çıkmıştı karşıma.

Aynı dönem yaşadığım Arnavutköy’de Ayraç Sahaf açıldı ve mekanı işleten Eser Hanım orada kitap okumaları yapıldığını aktardı bana. Her Salı kitap okumalarına katılırken ben de bir gün masal anlatmayı önerdim. Kış ayları boyunca da orada masal anlatmaya başladım. Masal anlatımları çok ilgi çekip anlatımlara çocuklar da katılmaya başlayınca masal günlerini perşembeye aldık Ayraç Sahaf’ta. Salı günü eskiden olduğu gibi kitap okumaları varken Perşembe günleri de masala ayrıldı. Ama yaz aylarında kapandı Ayraç Sahaf maalesef.

Masal anlatmaya kendi evimde devam ettim. Ev ile kalmadı tabii, Kışın evin içinde, havanın durumuna göre bahçede derken, yakınlarıma masal ziyaretleri başladı. Kişisel gelişim merkezlerinde, cafelerde hatta Maçka Parkı’nda bile anlattım. Şu sıralar da Anlat Anlat Gökçe olarak cafelerde, yoga merkezlerinde, doğada, okullarda ve başka yerlerde masal anlatmaya devam ediyorum.

Gökçe Yüksel (Foto: Çağdaş Yavuz)

Gökçe Yüksel’in masal etkinliklerinden haberdar olmak için Anlat Anlat Gökçe sayfası üzerinden @anlatanlatgokce olarak takip edebilirsiniz kendisini.

Storyberry hikayesini ise şimdiye kadar Gökçe Yüksel’in T24’te Hande Çayır ile yaptığı söyleşi üzerinden ya da Bir Mutlu Dergi’de yer alan yazısı üzerinden takip edebilirsiniz. Bundan sonraki hikayesini ise fırsat buldukça Yeşil Gazete üzerinden sizlere iletmeye devam edeceğiz.

Storyberry’e web sitesi: www.storyberry.me,

Facebook, twitter ve instagram sayfaları üzerinden @storyberryme olarak ulaşabilirsiniz.

 

Röportaj: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)