Açık Radyo’da Su Hakkı programına konuk olan Pınar Demircan nükleer risklerin su boyutunu anlattı

Nükleersiz.org proje koordinatörü aynı zamanda Yeşil Gazete iklim ve enerji editörü Pınar Demircan, bu hafta Açık Radyo’da yayınlanan Akgün İlhan’ın hazırlayıp sunduğu “Su Hakkı” programının konuğuydu.

Yeşil Gazete’de su hakkındaki yazılarıyla yer alan Dr. Akgün İlhan’ın sorularını yanıtlayan Demircan, nükleer enerjinin su varlıkları üzerindeki olumsuz etkilerini ve suyumuz üzerinde yarattığı tehditleri anlattı.

Nükleer santralin gerçeklerini kamuoyuna duyurmaya çalışan, bir taraftan bu konuda akademik çalışmalar da yürüten Demircan, Japonya’da radyoaktif  kirliliğin devam ettiğini, Fukuşima nükleer felaketinin yaklaşık 2 bin balık türüne ev sahipliği yapan Japonya’da ciddi bir istihdam olanağı yaratan balıkçılığın olumsuz etkilenmesinin bunun somut göstergesi olduğunu söyledi.

Demircan, Fukuşima felaketinin başlamasıyla yaşanan sudaki radyoaktif kontamisyonuna dair ana akım medyada yer alan bilgilerin dışında Japonca konuşup yazmanın verdiği imkanla aktivizm ve sivil toplum çalışmaları üzerinden edindiği bilgileri paylaştı.

2015 yılında dünya genelinde aktivistlerle birlikte Fukuşima’ya davet edilmesiyle tanıştığı Fukuşima Kitapçığı Komitesi tarafından hazırlanarak yayınlanan “Fukuşima’dan Çıkarılacak 10 Ders   kitapçığının mutlaka okunmasını tavsiye eden Demircan, kendi  araştırmalarını da yoğunlaştırarak Fukuşima ile ilgili güncel ve bilimsel bilgileri paylaşmaya devam ediyor.

Gerek Türkiye gerekse diğer ülkelerdeki nükleer santral projelerinin birbirinden bağımsız olmadığını, bu nedenle sivil toplum hareketlerinin de benzer ilişkileri kurması gerektiğini ifade ederek, nükleer santral gerçeğinin anlaşılması için Fukuşima’dan öğrenilecek çok şey olduğunun altını çiziyor.

“Depremin, tsunaminin etkileri geçer gider, ama radyasyon yüzyıllarca yıl baki kalır”

Programın başında Japonya’daki aktivist ve gönüllü bilim insanlarının nükleer santraldeki çekirdek erimelerinin gerçek nedeninin deprem olduğunu savunduğunu aktaran Demircan, Türkiye gibi deprem bölgesinde bulunan bir ülkenin de benzer bir tehditle karşı karşıya kalabileceğine vurgu yaptı.

Türkiye’de yapılması planlanan nükleer santrallerin son derece tehlikeli olduklarını aktarırken sözlerini şu şekilde sürdürdü:

“Fukuşima felaketinde 200 bin kişinin resmi olarak tahliye edildiğini biliyoruz. Üç reaktör erimesinin haberleri tahliyelerden sonra ortaya çıktı. Toplamda ise 380 bin kişi bölgeyi terk etmişti. 9 şiddetindeki depremin yıkıcılığı ve tsunaminin etkileri geçer gider, ama radyasyon yüzyıllarca yıl baki kalır. Japonya’da hala gerek dahili gerek harici radyoaktif kirlilik devam ediyor. Sözkonusu radyasyon yeraltı sularına da karışıyor. Çünkü nükleer santral soğutma suyunu denizden alıyor. Fukuşima Nükleer Santrali’nde soğutma suyunun denizden alınmasının kolay olması için maliyetler çok güzel hesaplanmış. Anlaşılan o ki kapitalist bir bakış açısıyla maliyetler öncelenerek Fukuşima Nükleer Santrali soğutma suyunun daha kolay alınması için deniz seviyesine yakın şekilde yapılmış. Ayrıca artık  genel olarak bilinen diğer bir gerçek de yine maliyet hesabıyla tsunami duvarının gereken yükseklikte yapılmamış olduğu. Bunlar depremden ayrı bu felaketin yaşanmasını kolaylaştıran etkenlerdir.”

Pınar Demircan, ekonomik maliyetten kaçınırken ekolojik maliyeti yurttaşların sırtına yüklediklerini söyleyen Akgün İlhan’a termik santrallarde çok maliyetli olduğu gerekçesiyle filtre kullanımından kaçınılmasını örnek gösterdi.

“Radyoaktivite havaya karışıp dağlardan denize akan nehir sularını kirletiyor”

Demircan, denizdeki radyoaktivitenin bir sebebinin de nükleer santral patladığında ortaya çıkan radyoaktivitenin havaya karışarak dağlarda, yüksek noktalarda toplanması olduğunu söyledi. Bu şekilde dağlardan doğup denize akan nehir sularının radyoaktivite taşıdığını, nehir ağızlarının ise özellikle balıkların üreme yerleri olması nedeniyle balıklarda radyoaktif kontaminasyonu arttırdığının değerlendirildiğini belirtti.

Demircan Fukuşima’daki radyoaktif kirliliğin Pasifik Okyanusu’nu kirletmekle kalmayıp  Kaliforniya (ABD) kıyılarına kadar ulaştığını hatta, ABD’nin batısında radyoaktiviteden kaynaklanan kanser vakalarının olduğunu ifade etti.

14 Mart 2011’de meydana gelen Fukuşima felaketinde santraldeki hidrojen patlaması kameralara böyle yansımıştı

Konuşmasında Fukuşima Nükleer Felaketi’nin henüz nükleer bir felaket olduğu bilinmezken Tokyo Elektirk Şirketi (TEPCO) uyarmadığı için Japonlara yardım eden Ronald Reagan Donanması‘nın da radyoaktif buluttan etkilendiğini, bu yardım süresince 5 bin kişilik mürettabattan 2 bin askerin radyoaktivite kaynaklı hastalıklara yakalandıklarını, içlerinden 2’sinin de kanserden hayatını kaybettiğini anlattı.

Çernobil vakasına da değinen Demircan, Türkiye’de resmi bir araştırma yapılmadığı için Karadeniz’de devam eden kirliliğin boyutunun bilinmediğini, Çernobil’in Türkiye’deki sağlık etkisini ortaya koymaya dönük yegane çalışmanın Hopa’da gerçekleştirilen Türk Tabipler Birliği‘ne ait çalışma olduğunu hatırlattı.

16 Mart’ta “Fukuşima Nükleer Felaketi’nden Öğrendiklerimiz” söyleşisi

Pınar Demircan’ın Fukuşima felaketini, nükleer riskleri ve Türkiye’deki nükleer santral planlarını anlatacağı geniş kapsamlı sunumu 16 Mart Cuma günü 19:30 – 21:30 arasında Dünyalılar.org’un ev sahipliğinde Kadıköy’deki Babil Cafe’de gerçekleştirilecek.

“Fukuşima Nükleer Felaketi’nden Öğrendiklerimiz ” başlıklı bu sunum-söyleşiye [email protected] adresine mail atarak rezervasyon yaptırabilirsiniz.

Yayının tamamına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz. 

Bu haftaki yayında programın teması “su” olunca su ve Japon gelenekselliğini hatırlatan bir giriş yapıldı.

Muraki Kenkichi’nin  “Babamın Denizi” şarkısı ile, bir babanın deniz üzerinden tanımlanışı paylaşıldı.

Pınar Demircan’ın çevirisiyle sözlerin anlamı şu şekilde:

“Ah deniz/büyük bir deniz bu/Bu beni yetiştiren babamın denizi/ kıyısından uzaklaştıkça beyazlar artıyor onun saçını anımsatan/denizin tuzu onun teni/benim babam ah babam/ Sakin deniz şimdi/sakin denizin nesi benzer babamın yüzüne/zorlandığı zaman ise gökyüzünde kabaran bulut/mücadele ederken dik dik bakar/düşünmeye devam ediyorum böyle….”

Programda Pınar Demircan’ın zaman darlığı nedeniyle hızlıca değindiği konularla ilgili daha fazla bilgi almak isterseniz yazılarına aşağıdaki linklerden ulaşabilirsiniz.

Fukuşima Daiichi Nükleer Santrali’nde ölümcül seviyelerde radyasyon tespit edildi! – Pınar Demircan

Fukuşima’nın faillerinden TEPCO yüzbinlerce ton radyoaktif suyu okyanusa boşaltmanın eşiğinde, ona “Dur” diyebilirsiniz! – Pınar Demircan

Fukuşima Nükleer Felaketi’nin bir diğer kurbanı ABD donanma mürettebatına ABD içinden yargı yolu açıldı! – Pınar Demircan

İklim değişikliği, nükleer santrallerin risklerini ve maliyetlerini arttıracak! – Pınar Demircan

TAEK’e Soruyoruz: Radyoaktif bulutlar Türkiye’yi atlayarak mı ilerledi? – Pınar Demircan

“Sinop NGS, halka Sinop’u terk ettirme projesidir!” – Pınar Demircan

[Nükleer Alaturka Hikayeleri] Nazım’ın “Japon Balıkçısı” ve “Kız Çocuğu” şiirleri – Alper Tolga Akkuş, Merve Damcı

 

Haber: Merve Damcı

(Yeşil Gazete)