Arılar “Yuva”ya döndü, şimdi polenleri dağıtma zamanı – Özge Doruk

“Haftaya kar kesin geliyormuş abi”, “Bir yağsa bu soğuk da kırılır aslında”, “Ne giyeceğimi şaşırdım valla” gibi buram buram iklim değişikliği kokan sözler günlük konuşma rutinimiz olmuşken İstanbul’dan bir otobüs dolusu çılgın Ağva’ya doğru yol alıyordu. Amacımız Yuva Derneği’nin Dünya Vatandaşlığı programı kapsamında hazırlanan Ekolojik Okuryazarlık Eğitmen Eğitimine katılmaktı. 22-28 Ocak haftasında yapılan bu eğitim için gerekli ön açıklamayı yaptığıma göre size neler yaptığımızı biraz kendi gözümden anlatmak istiyorum. Ve bu arada hayır Ağva’ya da doğru düzgün kar yağmadı.

 

Yaş, meslek, hayat deneyimleri gibi noktalarda ilk defa bu kadar çeşitlilik gösteren bir grubun içindeydim. Hadi itiraf edeyim ilk an “nasıl olacak?” sorusu aklıma gelmedi değil. O kadar farklıyız ve o kadar birbirimizi tanımıyoruz ki… Hayat içinde bulunduğumuz eğitimde konuştuğumuz gibi sürekli bir öğrenme süreci aslında. Bir hafta boyunca farklılıklarımızın aslında çeşitlilik olduğunu, ne kadar çeşitliysek zorluklara karşı o kadar sağlıklı bir direnç gösterebileceğimizi ve hızla toparlanabileceğimizi öğrendim. Aynı zamanda bir araya gelmiş bir gruptan bir amaç için mücadele etme azmi taşıyan bir ekibe evrildiğimize şahit oldum. Ortak bir derdimiz vardı bir kere, doğa!

Gün boyu süren oturumların her biri bir tanışma süreciydi. Gezegenle, varlıklarla, doğayla, kendimizle ve birbirimizle. Güneşin (Aydemir)’in sohbetleri esnasında dank etti bu düşünce aslında. Ve hakkını yemeyeyim birde gün sonu değerlendirmelerimizde. Ekolojiye ve eğitmenliğe dair edindiğimiz tüm bilgileri birlikte deneyimledik. Her birimizin deneyimleri biricikti zira aktarımlar esnasında pek çok farklı hikâye ortaya çıkmıştı. Hikâyeler de çok önemlidir zira hikâyesini bilmediğimiz her şeye ve herkese karşı bir önyargımız ve hatta nefretimiz olabiliyor. Dünyanın hikâyesini bilmek önemlidir çünkü nerede durduğumuz gösterir bize, kimlerle birlikte olduğumuzu. Canlılığın hikâyesini bilmek önemlidir çünkü ne kadar bir ve birbirimize ihtiyacımız olduğunu gösterir. Bizim hikâyelerimiz de önemliydi ve biz de birbirimizi dinledik. Ekip olmak emek sarf etmeden olacak iş değildir.

Yazı içinde zaman zaman bahsettiğim kelimeler ekoloji için de önem arz eden kavramlardı. Direnç, toparlanma ve tabi ki çeşitlilik gibi. Her birimiz arı olmaya hazırız. Polenleri saçmaya daha çok çiçeklenmeye, bu sebeple eğitim içeriğinden çok fazla bahsetmiyorum hatta hazır yeri gelmişken 17-18 Şubatta yapacağımız yaygınlaştırma eğitiminin duyurusunu da yapmış olayım.

Ekipçe büyüme hayalimiz ile döndük İstanbul’a. Eğer eğitime başvurmaya niyetliyseniz hoop buyrun forma yönlendireyim sizleri https://goo.gl/2jVww7 

Bu eğitim değil ama diğer eğitimler için ben irtibatta kalayım, size bir yazayım kimsiniz, necisiniz diyenler için de şu adresleri iliştirivereyim;  [email protected]

https://www.facebook.com/yuvadernegi/

Instagram: @yuvadernegi

Özetleyeyim. Bir hafta boyunca 18 aday arı, 5 eğitmen arı, 1 lojistik destek arısı ve bir Mertcan (kedi) ile ekolojik bir bakış açısı kazanmaya çalıştığımız bir süreç yaşadık. Farklı öğrenme süreçlerini deneyimledik. Mesela sobada ateş yakmayı öğrenenlerimiz, hayvanlara karşı olan korkusuyla yüzleşme cesareti gösteren cengâverlerimiz, sabah erken kalkma konusunda istikrarlı başarı gösterenlerimiz, sürprizlerle dolu olanlarımız, müzik zevkini genişletenlerimiz ya da genişletmek istemeyenlerimiz… Sonuçta daha fazla öğrenmeye hazırız, Yuva’nın bir parçası olmayı isteyen herkesle tanışmak için sabırsızlanıyoruz.

 

Özge Doruk