Doğa MücadelesiGünün ManşetiManşet

Murat Dağı’nda yapılacak altın madenciliğinin arkasından Turgut Özal’ın yeğeni çıktı

Uşak ve Kütahya arasında kalan ve Ege’nin en yüksek dağı olan Murat Dağı’nda yapılacak altın madeni projesinin arkasından 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yeğeni Bahattin Özal’ın sahibi olduğu Odaş Enerji’ye bağlı Anadolu Eksport Maden firması çıktı. 

Dünyanın sekizinci harikası olarak tanımlanan Murat Dağı, yılkı atlarına ve kırmızı geyik gibi birçok yaban hayvanına ev sahipliği yapan, 113 endemik türün yaşadığı bir doğa alanı. Murat Dağı aynı zamanda 50 bin büyükbaş ve küçükbaş hayvan için mera olarak kullanılıyor.

Bir vatandaşın Murat Dağı’nda yapılacak maden faaliyetine ilişkin Başbakanlık İletişim Merkezi’ne yaptığı başvuru üzerine verilen yanıtta Anadolu Eksport Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından açık ocak işletme yöntemi ile altın cevherinin üretilmesi ve yığın liç yöntemi kullanılarak cevher zenginleştirme tesisinde cevherin işlenmesi ile nihai ürün olarak dore altın-gümüş elde edilmesi planlandığı belirtildi.

8.Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın yeğeninin firması

Yanıtta projeyle ilgili ÇED başvuru dosyasının Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunulduğu ve sürecin devam ettiği kaydedildi. Altın-gümüş projesinin yatırımcısı Anadolu Eksport Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. ise kamuoyuna çok yabancı değil. Adı geçen firma 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın kardeşi Korkut Özal’ın oğlu Bahattin Özal’ın başında olduğu Odaş Enerji’ye bağlı.

Bahattin Özal’ın babası Korkut Özal da ticaret sicil kaydına göre vefat ettiği 2016 yılına kadar firmanın yönetim kurulu üyeliğini yapmış. Web sitesinde yer alan bilgiye göre elektrik, doğalgaz ve madencilik alanında faaliyet yürüten Odaş Enerji’ye, elektrik dağıtımı piyasasında yer alan Odaş Enerji Elektrik, HES projelerinin sahibi Ena Elektrik Üretim, termik santral yatırımları yapan Çan Kömür ve İnşaat ile doğalgaz satışları yapan Odaş Doğal Gaz gibi 11 firmanın bağlı olduğu görülüyor.

Murat Dağı’nda yapılacak olan altın, gümüş ve platin madenciliği için hazırlanan ÇED dosyasına göre ÇED sahasına en yakın sınır noktasına kuş uçuşu yaklaşık 650 metre mesafede Karağaç Köyü, yaklaşık 2 bin 300 metre mesafede Sumaklı Köyü, yaklaşık 3 km mesafede Uğurluca Köyü yer alıyor. Dosyadaki bilgilere göre ÇED sahası içinde Gerdimelik Deresi bulunuyor. 

Projenin yapılmasına karşı çıkan yöre halkı ise “Murat Dağı Yok Olmasın Platformu” adı altında bir araya geldi.

Madencilik nedeniyle kanser oranı da yüksek 

Murat Dağı Yok Olmasın Platformu Funda Öz Akcura

Platformun sözcüsü Funda Öz Akcura, Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada Murat Dağı’nın Sakarya Nehri, Büyük Menderes, Porsuk Çayı, Gediz Nehri, Dokuzsele Çayı ve Banaz Çayı’nın su kaynağını oluşturduğunu belirterek “Murat Dağı’ndaki siyanürle altın arama faaliyetiyle Murat Dağı’ndan köken alan bu nehir ve çayların suları kirlenecek. Bu nehirlerin kirlenmesi sonucunda ise Büyük Menderes ve Gediz havzaları topyekun kirlenecektir” dedi. 

Akcura, bölgede süren madencilik faaliyetleri nedeniyle kanser oranın arttığına dikkat çekerek kanser hastalıklarına bağlı ölümlerin 2010-2016 yılları arasında Uşak’ta %23, Aydın’da %18, Türkiye’de %16 artış gösterdiğini ifade etti.

Menderes Nehri’nin kentsel atık sular-katı atıklar, endüstriyel atık sular-katı atıklar, zirai ilaçlar-gübreler, jeotermal akışkanlar, maden atıkları, hayvansal atıklar nedeniyle kirletildiğini dile getiren Akcura “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2017 Yılı Çevre Sorunları ve Önceliklerini Değerlendirme Raporu’nda Uşak’ta yer alan su kaynaklarının su kirlilik seviyelerine bakıldığında Dokuzsele Çayı dördüncü, Banaz Çayı üçüncü, Gediz Nehri üçüncü ve Hamam Çayı üçüncü sınıf su kirliliği barındırmaktadır” dedi.

Ege Bölgesi sağlık verileri açısından Güneydoğu’dan daha kötü durumda

Aydın Çevre Mücadelesi (AYÇEM) sözcüsü Dr. Metin Aydın

Aydın Çevre Mücadelesi (AYÇEM) sözcüsü Dr. Metin Aydın da madenin işletmeye açılması durumunda açığa çıkacak ağır metallerin hem Gediz hem de Büyük Menderes Nehri’ni kirleteceğine, bunun yanında su kaynaklarının da bu ağır metaller sonucu kirleneceğine dikkat çekti. “Uşak’taki Ulubey Çayı hepsi dördüncü sınıf su kirliliği seviyesinde. Maden atıkları nedeniyle zaten kirlenmişti, bir de bunun üzerine siyanürle çıkarılacak bir de altın madeni ocağı açarsanız kimyasal kirlenme daha da artacak” diyen Dr. Aydın, projenin halk sağlığına olası etkilerini şöyle sıraladı:

“Altın madeni, üç büyük nehri kirleteceği için bölge halkının sağlığı için risk oluşturacak. Bu bölgede kanser oranı Türkiye’nin ortalamasının üzerinde, bu madenle birlikte kanser vakalarında artışlar görülecek. Sağlık Bakanlığı’nın açıkladığı verilere göre anne-bebek ölüm oranının en fazla olduğu bölge. Bu veriler Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinden daha kötü. Dolaşım ve sindirim sistemlerindeki hastalıkların temel sebebi bölgedeki çevresel kirlilik.”

Maden, termik santral ve jeotermallerin bölgesel sorun olduğuna işaret eden Aydın, “Ege bölgesi, tam bir enerji koridoru haline gelmiş durumda. Jeotermaller, termik santraller, madenler giderek çoğalıyor. Murat Dağı’ndaki maden projesi bu işin son noktası olacak” dedi.

Birçok yaban hayvanına ev sahipliği yapıyor

Murat Dağı Yok Olmasın Platformu ayrıca maden tehdidiyle karşı karşıya olan Murat Dağı ile ilgili bir rapor hazırladı. Murat Dağı’nın dünyanın sekizinci harikası olarak tanımlandığı bilgisine yer verilen raporda yılkı atlarına, geyik ve ayı gibi yaban hayvanlarına ev sahipliği yapan Murat Dağı’nda 113 endemik tür bulunduğu, bunlardan 3 tanesinin sadece bu bölgede yetiştiği belirtildi.

Platformun raporunda Murat Dağı bölgesinde yoğun fay hatları boyunca dağılış gösteren sıcak su kaynaklarının Türkiye’nin en büyük sıcak su kaynağı havzalarından birini oluşturduğu belirtilerek, geriye kalan soğuk yeraltı suyu kaynaklarının ise temiz su kaynakları son derece sınırlı olan Türkiye için büyük bir önem teşkil ettiği kaydedildi.

Birinci dereceden deprem bölgesi

Raporda Murat Dağı ve çevresinin birinci dereceden deprem bölgesi olması nedeniyle madencilik faaliyeti açısından büyük risk oluşturduğuna dikkat çekilerek şu ifadelere yer verildi:

“Bu bölgede gerçekleşen depremler sırasında binlerce can ve mal kaybı yaşanmıştır ve uzun süredir deprem gerçekleşmemiştir. Bu büyük bir enerji birikimini beraberinde getirmiştir ve bu boyutta bir depremin son derece yıkıcı olacağı açıkça ortadadır. Öyle ki kayaçların tektonik hareketleri sırasında su kaynakları vb. oluşumlar kendiliğinden yok olabilmektedir. Su kaynaklarının bir plakadan başka bir plakaya hareketliliği gayet kolaydır, kırıklı yapının bu özelliğinden ötürü geçirimlilik oldukça yüksektir. Demirci Platosu ve Murat Dağı arasında sınırlanan 50 km boyunca uzanan Simav Fayı burayı deprem riski yüksek bir bölge haline getirmektedir.”

YER YIL ŞİDDET YER YIL ŞİDDET
Kütahya 1700 6 Emet 1930 6
Uşak 1875 6 Uşak 1934 7
Tavşanlı 1886 7 Kütahya 1943 7
Uşak 1886 7 Uşak – Gediz 1944 7
Emet 1898 7 Kütahya 1957 7
Uşak 1901 6 Demirci 1969 7
Uşak 1912 6 Gediz 1970 9

Uşak’ın içme suyu siyanürle zehirlenecek 

Raporda madenciliğe başlanması durumunda yaşanacak tehlikelerin şunlar olacağı belirtildi: 

6 milyon metrekarelik alanda hiçbir şekilde ağaç ve canlı varlığından söz edilemeyecek,

-1 milyon ton siyanürlü toprak, maden çalışmaları sırasında açılan 25 kilometre karelik alandaki çukurla beraber Kütahya ve Uşak’a miras kalacak,

-Yaşanması muhtemel sismik hareketlilik nedeniyle veya sıralı dinamit ünitelerinin patlatılmasıyla Uşak’ın içme suyunu sağlayan Küçükler Barajı, siyanür sızıntısı sebebiyle zehirlenmiş olacak,

-Siyanür 27 derece üzerindeki her sıcaklık sonucu buharlaşarak havaya karışabilen ölümcül sonuçları olan bir kimyasaldır. Toprağa düşecek ve üretimi yıllarca etkileyecek siyanür, sadece bir nesli değil birçok nesli doğuştan veya yaşamları boyunca doğrudan etkileyecek,

-Gediz Irmağı, Büyük Menderes Irmağı, Küçük Menderes Irmağı, Sakarya Irmağı, Susurluk Çayı vb. Murat Dağı’ndan kaynağını aldığı için Ege Bölgesi’nde yüksek miktarda siyanür sızıntısına bağlı hava, su ve toprak kirliliği oluşacak. Bu kirliliğe bağlı olarak başta kanser olmak üzere sağlık problemleri baş gösterecek,

-Gediz Ovası, Büyük Menderes Ovası, Salihli Ovası, Sakarya Ovası, Menemen Ovası, Küçük Menderes Ovası, Aydın Ovası, Çivril Ovası, Buldan Ovası ve buna benzer birçok ova kirlilikle boğuşarak yok olmaya başlayacak ve gıda güvenliğimiz tehlikeye girecek,

Pamukkale travertenleri de büyük zarar görecek

-Pamukkale travertenleri büyük zarar görecek, hatta suyu kuruma noktasına gelecek.

-Bölgenin beşerî faaliyetleri durma noktasına gelecek. (Turizm, tarım, hayvancılık, termal faaliyetler vs.)

-Tüm bu olumsuz gelişmelere bağlı olarak 15 milyondan fazla insanın sağlığı tehlikeye girecek.

Maden aramasıyla ilgili soru sormak ve görüş almak için aradığımız Odaş Enerji yöneticilerine ise ulaşamadık.

 

Haber: Rıfat Doğan

(Yeşil Gazete)