Köşe Yazıları

Güneşli günler gelecek mi? – Barış Can Sever

“Gölge Etme, Güneşin Önündeki Engelleri Kaldırın” sözüyle meramını açıkça dile getiren Greenpeace Akdeniz örgütlenmesi benim nazarımda büyük üstad Diyojen’e selam göndermiş ve şu sözünü yeniden hatırlatmıştır: “Gölge etme başka ihsan istemem!” (Diyojen, Büyük İskender’e konuşuyor).

Güneş’i pek göremediğimiz fakat havanın da mevsim normalleri üzerinde seyrettiği bu kış döneminin Aralık ayı içerisinde katıldığım değerli çalışmalardan bir tanesi de Greenpeace Akdeniz’in organize ettiği “Güneş Elçileri” isimli eğitim oldu. Uzun soluklu bir çalışma olan bu programın ilk iki eğitimi İstanbul ve Seferihisar’da gerçekleşmiş, bizim dahil olduğumuz Kayseri eğitimi ise yılın son ve üçüncü çalışması olarak yerini almıştı. İzmir’den gelen arkadaşların “İzmir şu an Kayseri’den daha soğuk” dediği, Kayseri yerlilerini de şaşırtan düzeyde ılıman bir hava vardı. İnsan kaynaklı iklim değişikliğinin etkilerini dünyada ve Anadolu coğrafyasında somut göstergeleriyle yaşarken, ben de Mersin’den otobüsle geliyordum Kayseri’ye ve Niğde-Kayseri karayolu üzerinde sağlı sollu yerini almış güneş tarlalarını izledim bir süre. Programın neden Kayseri’de gerçekleştiğine dair ufak ipuçlarıydı bunlar.

Program devam ederken öğrendiğim ilginç bilgilerden bir tanesi şu oldu. Karadeniz bölgesinin sahip olduğu güneş enerjisi potansiyeli, Almanya’nın en güneyindeki bölgelerin sahip olduğundan daha fazlaydı. Yani, güneşli gün sayısı olarak epey şanslı bir coğrafyadayız. Öte yandan, özellikle Almanya’nın Freiburg şehrinin bulunduğu bölge güneş potansiyelini en iyi şekilde kullanırken, Anadolu coğrafyasının bu potansiyeli etkin bir şekilde kullanamıyor oluşu hem yerelde yaşayan canlılar hem de yaşam alanımız dünya adına pek iç açıcı bir durum değildi. Bu aşamada iki önemli noktaya dikkat çekmek istiyorum. Bu iki noktanın etrafında oluşan diyaloglar da birbirinden çok kopuk değil bugünlerde. Enerji verimliliği ve iklim değişikliği…

Greenpeace Akdeniz’den gazeteci Özgür Gürbüz bu durumu sunumunda şöyle başlıklandırmıştı: Enerji Dönüşümü ve Enerji Demokrasisi. Elimizde bizi yaratıcı düşüncelere sevk edecek bir konu vardı. Bir yandan iklim değişikliği krizinin çözümlerini alternatif enerjilerle desteklemek bir yandan da enerji dönüşümü sürecini daha demokratik bir hale getirmek… Yapısı gereği problematik olan nükleer enerji (bahsedildiği kadar ucuz değil, atık sorunu çözülmeli, kaza riski hep var) ve fosil yakıt grubunda yer alan kömür, petrol, gaz gibi kirli ve sürdürülemeyen kaynaklardan; güneş, rüzgar, biyokütle, dalga ve jeotermal gibi alternatif kaynaklara “Adil Geçişi” sağlayabilmek işin özünü oluşturuyor.

Bu dönüşüm esnasında ve devamında ise sivil toplumun ve bireylerin tüm karar alma süreçlerine aktif katılımı ve bu katılıma engel olunmaması çok önemli. Maalesef bu konuda enerji politika ve karar alma süreçlerine bireylerin ve sivil toplumun dahil edilmesi bağlamında karnede birtakım eksiler var. İşin bir başka boyutunda ise, temiz enerji kaynağı deyip sorgusuz sualsiz hareket etmemek gerekiyor. Her alanda olduğu gibi güneşin, rüzgarın ve diğer kaynakların da önemli detayları var. Yanlış strateji ve politikalarla enerji verimliliği düşebilir veya doğada istenmeyen tahribatlar bırakılabilir. Örneğin güneş enerjisi konusunda güneş tarlalarının sayısını çoğaltmak yerine bireysel santrallenme ve bunun önündeki bürokratik engellerin aşılması çok önemli. Diğer sektörlerde olduğu gibi karar alacıların etkisi altındaki piyasa dinamiklerine terk edilmiş (neo-liberal otoriter yaklaşımlar) bir güneş enerjisi, sivil yaşamı ekonomik anlamda zora sokarken, yanlış uygulamaların da sorgulanmasını engelleyebilir.

İklim değişikliği krizinin gündemde olduğu ve ciddi bir teknolojik-bilişsel dönüşümün yaşandığı bu dönemde böyle bir programın gerçekleştirilmesi çok değerliydi. Greenpeace Akdeniz’den Ozancan İlhan ve Özgür Gürbüz ile GÜNDER’den Faruk Telemcioğlu program çerçevesinde birbirinden değerli bilgiler paylaştı ve program yöneticileri Kayseri Organize Sanayi’de yer alan bir Fotovoltaik Panel üretim fabrikasını ziyaret etmemizi sağladı. Emeği geçen herkese çok teşekkürler…

 

Bu yazı bariscanseverrr.wordpress.com/ dan alınmıştır

 

Barış Can Sever