[Oğuz gidiyor] Kin Pun Sakhan’da – Oğuz Tan

Kyaikto Pagoda veya popüler ismiyle Altın Kaya (Golden Rock), Kyaikto (Çayto) merkezinden uzaktaymış. Altın Kaya’yı gösteren bir tabelaya veya etrafta dolaşan yabancı turistlere rastlamayışımdan anlamalıydım. Sabahleyin önce Kin Pun Sakhan kasabasına 15 km pedal çevirip, orada bisikletimi kilitledim, sonra 13 km boyunca, yükselen ormanlık arazideki patikadan yola yürüyerek devam ettim.

Yol boyunca karşılaştığım, bambudan yapılmış oyuncak, uzun namlulu tüfekler ve palaların üzerinde U.S.A, I love you, Rambo gibi yazılar var.

Yerel inanışlara göre şifa verici olduğuna inanılan objeler ve malzemeler.

Burmalı genç keşişlerle birlikte

Sıcak ve nemli havada serin ve gölge bir alan bulabildim.

Burmalı genç keşiş

Yerli bir baba ve oğlu.

Yerli bir anne çocuklarıyla.

Sepet ve hediyelik eşyalar üreten bir kadın.

Sıcak ve nemli bir günde, 3 saati aşan bir yürüyüşün ardından patikayı bitirdim ve tepedeki Altın Kaya’ya ulaştım. Altın Kaya, 7,3 m yüksekliğinde, tamamı altın varaklarla kaplanmış kocaman, tek parça kaya bloğundan oluşan bir pagoda. Bu kaya bloğu, başka bir kaya bloğunun tam da köşesinde, devrilmeden duruyor. Burmalılar için kutsal oluşu bir yana, kayanın koruduğu pozisyon, tabii ki basit fizik kurallarıyla açıklanabilir. Bir tür hac yolculuğu gerçekleştirerek Altın Kaya’ya ulaşan inançlı erkekler, yanlarında getirdikleri altın varaklarını kayaya yapıştırıyorlardı.

Altın Kaya.

Efsaneye göre; her yıl 3 kere, Kin Pun Sakhan’dan Altın Kaya’ya patikayı yürüyerek çıkan hacılar, mal varlığı ve sosyal itibar ile kutsanırlarmış. Kayanın etrafında asılı yüzlerce küçük zil de vardı. Rüzgâr estikçe, hepsi birden şıngırdıyordu.

Erwan ve Carla ile birlikte.

Altın Kaya’da Hollandalı Carla ve Kanadalı Erwan ile tanıştım. Onlar da bir gün önce, trende tanışmışlardı. Aramızda güzel bir iletişim kuruldu.

Kin Pun Sakhan’a, dimdik rampalardan inen, oldukça ilginç bir yolcu kamyonetinin kasasındaki oturaklarda, üç kişi döndük.

Kasabadaki bir guesthouse’da, Pann Myo Thu Inn’de konaklıyorlardı. Yemek yedik, içki içtik ve bütün akşamı birlikte geçirdik. Kadın sarhoş oldu ve odasına çekildi, sonra da adam. Gece yarışı olmuştu ve zifiri karanlıkta, 15 km yolu geri dönmeliydim. Bisikletimin yeterli bir aydınlatması vardı. Fakat işletmenin sahibi Burmalı adam, geri dönmemem için ısrar ediyordu. Anladığım kadarıyla, bunu ticari bir zihniyetle değil, koruyucu bir samimiyetle yapıyordu. Bölgenin geceleri çok tehlikeli olduğunu, başıma bir şey gelebileceğini söyledi. Binmek istiyordum bisikletime. Yine de atladım üstüne ve karanlıkta, kayıplara karıştım. Yolculuk benim açımdan oldukça keyifli geçmişti. Tam 1 ay sonrasında ise, çok yakın bir bölgede, bisikletiyle dünya turu yapan bir İspanyol’a kılıçlarla saldırıp parasını ve çantalarını çalmışlar ve vücudunda derin kesikler olan genç adam, tedavi için hemen ülkesine, İspanya’ya geri dönmüş.

Habere buradan göz atabilirsiniz.

Yolculuğuma ertesi sabah batıya doğru, Bago istikametinde devam ettim.

 

 

Oğuz Tan

Bisiklet gezgini

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page