İklim değişikliğinin çarpıcı yüzü: Su ayak izi hesaplanmadan kuraklık yönetimi olmaz!

İklim değişikliği, mevsim normallerinin üzerinde seyreden sıcaklık ve azalan yağışlar Türkiye’yi kuraklık tehlikesiyle karşı karşıya getirdi. Barajlardaki doluluk oranının azalması sadece kentlileri değil ürünlerini kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya kalan çiftçileri de tedirgin etti. Ülke genelinde sulama, enerji ve içme suyu ihtiyacını karşılayan birçok barajın doluluk oranlarında yaşanan düşüş rakamlarda da açıkça görülüyor.

İstanbul

İSKİ’nin paylaştığı rakamlara göre İstanbul’a su sağlayan barajların doluluk oranı (10 Ocak 2018) şöyle:

Baraj                            Doluluk

Ömerli                            %72,11

Pabuçdere                     %95,83

Sazlıdere                       %31,88

Büyükçekmece            %52,14

Alibey                           %74,35

Terkos                          %78,24

Kazandere                   %100

Elmalı                          %15,42

Darlık                          %59,42

Istrancalar                  %99,91

Kaynak: İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) 

İstanbul’a su sağlayan Ömerli, Pabuçdere, Sazlıdere, Büyükçekmece, Alibey,  Terkos, Kazandere, Elmalı, Darlık ve Istrancalar barajlarındaki toplam doluluk oranı yüzde 65’e kadar düştü. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, kente su sağlayan toplam 863 milyon 770 bin metreküp su tutma kapasitesine sahip barajlardaki mevcut su hacmi, son 15 günde yüzde 3,41 arttı. Geçen yıl ocak ayındaki doluluk oranı yüzde 68,65, şubatta 86,44, martta ise 88,44 olarak ölçüldü. Barajlardaki doluluk 8 Ocak tarihi dikkate alındığında 2017’de 65,94, 2016’da 59,53, 2015’te 63,61, 2014’te 74,84, 2013’te 34,72, 2012’de 64,58, 2011’de 62,17, 2010’da 85,15, 2009’da 94,01, 2008’de 45,66 olarak kayıtlara geçti.

Elmadağ Kargalı ve Akyar barajlarından Ankara’ya su verilemiyor

Ankara’da bulunan 7 barajın doluluk oranında da ciddi oranda düşüş yaşandı. Ankara Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi’nden (ASKİ) paylaşılan 9 Ocak 2018 verilerine göre; Çamlıdere Barajı yüzde 18,02, Eğrekkaya Barajı yüzde 23,69, Kurtboğazı Barajı yüzde 49,54, Kavşakkaya Barajı yüzde 17,11, Akyar Barajı yüzde 14,18, Çubuk-2 Barajı yüzde 29,56, Elmadağ Kargalı Barajı yüzde 11,12 seviyelerine kadar geriledi. 7 barajın genel doluluk oranı ise yüzde 20,22 oranına kadar indi.

Bu oranlar başkent Ankara’nın son yılların en kurak mevsimini yaşadığını ortaya kondu. Verilere göre Elmadağ Kargalı Barajı’nda su tamamen tükenme noktasına geldi. Elmadağ Kargalı ve Akyar barajları su verme seviyelerinin altına düşmesi nedeniyle bu barajlardan Ankara’ya su verilemiyor.

Kaynak: Ankara Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi’nden (ASKİ)

Doğu ve Güneydoğu illerinde kuraklık

Mevsim normallerinin altındaki yağış oranı Elazığ, Malatya, Tunceli ve Bingöl’deki barajlardaki su seviyesini de olumsuz etkiledi. Keban Barajı’ndaki doluluk oranı yüzde 54’ten yüzde 30 seviyesine kadar geriledi. Kahramanmaraş’taki Ayvalı Barajı yüzde 8, Adatepe Barajı yüzde 33, Kandil Barajı yüzde 35, Menzelet Barajı ise yüzde 43 seviyesine geriledi.

Atatürk Barajı

Adıyaman ve Şanlıurfa arasında bulunan, Türkiye’nin ve bölgenin en büyük tarımsal sulama kaynağını oluşturan Atatürk Barajı’ndaki su miktarı geçen yıl ocak ayı itibarıyla yüzde 90 doluluk oranına erişmişken 2018 ocak ayı itibarıyla yüzde 70 oranına geriledi.

Türkiye genelinde yaşanan kuraklığın şiddeti, Meteoroloji Genel Müdürlüğü (MGM) tarafından Ocak 2018’de bu harita ile paylaşıldı.

İzmir

İzmir Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İZSU) resmi internet sitesinden alınan bilgilere göre, İzmir’deki barajların ortalama doluluk oranı ise ortalama yüzde 34 olarak kaydedildi. Barajlardaki 10 Ocak 2018 verilerine göre su seviyesi ise şöyle;

Baraj                             Doluluk

Tahtalı                             %41,76

Balçova                            %21,56

Ürkmez                            %57,84

Güzelhisar                       %70,56

Gördes                             %5,71

Alaçatı Kutlu Aktaş       %9,96

Yuvacık Barajı anlaşmasının perde arkası neydi?

Kocaeli’nde bulunan ve aynı zamanda Sakarya’nın da içme suyu ihtiyacını karşılayan Başiskele ilçesindeki Yuvacık Barajı’nda ise doluluk oranı yüzde 28’e düştü. 51 milyon metreküp kapasiteli Yuvacık Barajı’nın su kapasitesi 14 milyon 270 bin metreküpe geriledi. Kuraklık alarmı veren Yuvacık’ı diğer barajlardan ayıran en önemli özelliği ise 18 yıl önce Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle yaptırılan ilk içme suyu amaçlı baraj olması…

Yeşil Gazete yazarlarından Dr. Akgün İlhan’a Yuvacık anlaşmasını, susuzluk sorunu ve kuraklıkla mücadele yöntemlerini sorduk.

 

1-) Yuvacık Barajı’yla beraber Türkiye’deki diğer barajlardaki su seviyelerinin düşmesi kuraklık sorununu bize bir kez daha bize hatırlattı. Bu baraj hangi amaçla yapılmıştı ve barajdan elde edilmesi beklenen performansa ulaşıldı mı?

Yuvacık Barajı 1999 yılında Türkiye’de Yap-İşlet-Devret (YİD) modeliyle yaptırılan ilk içme suyu amaçlı baraj. Ancak Kirazdere Çayı üzerinde kurulan bu tesisin esas amacı Kocaeli kenti insanlarına su temin etmek değil, İstanbul’un sürekli büyüyen su talebine çare olmaktı. Nitekim barajda birikecek olan suyun üçte ikisi İstanbul’a satılacaktı. Baraj bittiğindeyse İstanbul Büyükşehir Belediyesi suyu çok pahalı olduğu gerekçesiyle almaktan vazgeçti. Sonuç kimsenin talip olmadığı suyu tutan bir baraj ve boşuna tahrip edilmiş bir akarsu havzasıydı. Tabi iş bununla da kalmayacaktı. DSİ tarafından 1963’te planlanıp 1987’de temeli ancak atılan proje, 1995’e kadar bir aşama kaydedemeyince dünyanın bir kaç büyük su şirketinden biri olan Thames Water’a verilmişti. Yapılan anlaşmaya göre bu şirketin başkanlığında kurulan konsorsiyum barajı inşa edecek, 15 yıl işlettikten sonra 2014 yılında Kocaeli Belediyesi’ne devredecekti. Hazine garantisiyle yapılan anlaşma şirketin kârını güvence altına alıyor, su birilerine satılsın ya da satılmasın şirkete yıllık 142 milyon m3 miktar üzerinden para ödenecekti. Böylece kimsenin almadığı su için Hazine’den ayda 11-15 milyon dolar arasında değişen bir para şirkete ödenmeye devam etti.

Ama durun bununla da bitmedi. Yıl 2004 olup Kocaeli Belediyesi yerel seçimlerin ardından büyükşehir olunca belediye hudutları genişletilip, sorumluluk alanı eski döneme göre %110 arttı. Böylece su abonesi sayısında da büyük artış oldu. Su talebini karşılamakta zorluk çeken Kocaeli Büyükşehir Belediyesi 2006 yılında zaten yıllardır parası ödenen ama alınmayan suyu şirketten satın almak isteyince barajda sadece 20 milyon m3’lük suyun kaldığını öğrendi. Üstelik DSİ verilerine göre son 40 yıl içinde baraja gelen su miktarında herhangi bir azalma da olmamıştı. Anlaşıldı ki baraj kurulurken hedeflenen 142 milyon m3’lük miktar gerçekte sağlanamayacak kadar büyüktü. Ancak 142 milyon m3’lük suyun parası onca sene ödenmişti. Şirketi yargıya götürme konusu tartışılırken Thames Water firmasının Türkiye Direktörü Enver Köprülü şöyle demişti: “İzmit’in sonsuza kadar suyu karşılayacak diye bir şey yok. Su bitti diye ağlamanın faydası yok. Başka bir kaynak bulunur”. Su bulunmasına bulunur da, böyle projelerle suyun da paranın da nasıl bize değil şirketlere aktığını gözler önüne seriyor.

Yuvacık Barajı

“Su kaybını en aza indirecek sulama yöntemleri hayata geçirilmeden kuraklık yönetimi olmaz”

2-) Su kaynaklarının korunması ve kuraklıkla mücadele hangi yöntemleri izlemeliyiz?

2017 sonunda Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Türkiye’nin son 44 yılın en kurak dönemini yaşadığını açıklamıştı. Hemen ardından da kentlerde susuzluk sorunu olmadığını; yeni barajların yapıldığını ve endişeye gerek olmadığını söylemişti. Ancak bu söylem hepimizi daha da büyük endişelere sürüklemeli. Zira ülkenin konudan sorumlu bakanı bile kuraklığı basit bir susuzluk durumuna indirgemiş durumda. Oysa kuraklık sadece kentlerde yaşanan susuzluk anlamına gelmiyor. Tarım, gıda fiyatları, üretici ve tüketici bundan olumsuz etkileniyor. Ayrıca iklim değişikliği tüm ülkeyi etkiliyor. Yağış olmazsa bu kurulan yeni barajlar neyle dolacak? Barajların su seviyeleri kuraklığın göstergelerinden biri olsa da meselenin farklı boyutlarını anlamamızı engelleyebiliyor. Halbuki kuraklığa daha geniş açıdan bakmamız her zamankinden daha elzem. Zira Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu’nun da belirttiği gibi içinde bulunduğumuz kış kuraklığının sonucu olarak yağış azlığı Ocak ayında da devam edecek. Günü kurtarmaya değil uzun vadeli hedefleri olan çözümlere yönelmek lazım. Tarımı dikkate almadan, yetiştirilen ürünlerin su ayak izini hesaplamadan ve su kaybını en aza indirecek sulama yöntemleri hayata geçirilmeden kuraklık yönetimi olmaz. Kentlerde gri suyun yeniden kullanımını sağlamadan, şebeke suyunda %55’lere varan kayıpları ortadan kaldırmak için altyapı yatırımları yapmadan ve içme suyu teminini ambalajlı su sektöründen devralıp belediyelere vermeden de kuraklıkla mücadele olmaz. Aksi takdirde Yuvacık Barajı gibi hem su hem de para kaybına neden olan projelerle kuraklık daha da içinden çıkılmaz bir hal alır.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü tarafından alınan hava durumu tahmin raporuna göre, Cuma gününden itibaren yağışların mevsim normallerine dönmesi bekleniyor. 

 

Merve Damcı, Yeşil Gazete

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page