Mimarlar, mühendisler ve şehir plancıları Narmanlı Han’ı tartıştı

Politeknik Bilim Teknik Kent ve Emek Söyleşileri’nin dördüncüsü, Karaköy’deki TMMOB Mimarlar Odası’nda 4 Ocak Perşembe günü gerçekleşti.

İstiklal Caddesi’ndeki tarihi Narmanlı Han’ın tartışmalı restorasyon örneği üzerinden kollektif bellekte yeri olan tarihi yapılar ve mimari koruma  gündemiyle gerçekleşen söyleşinin moderatörlüğünü Mimar Arş. Gör. Nur Umar’ın yürüttü. Narmanlı Han’ın restorasyon süreci ve sonrasındaki mücadele pratikleri hakkında konuşulduğu söyleşiye koruma uzmanı, mimar Prof. Dr. Zeynep Ahunbay, koruma uzmanı, mimar Doç. Dr. Gül Köksal katıldı.

“Hanın gelir getiren bir binaya dönüştürülmesi amaçlanıyor”

Prof. Dr. Zeynep Ahunbay 19. yy.’da konsolosluk binası olarak yapılan ve Beyoğlu’nda birçok yazara, sanatçıya ev sahipliği yapan İstiklal Caddesi’nin önemli kültürel varlığı Narmanlı Hanı’ın toplumsal belleğe katkısından söz etti.

“Narmanlı Han’ı değerlendirirken kurul kararları, bilirkişi raporları, ve mimarının konuşmalarıyla incelemeliyiz. Özel mülkiyetin değerlendirilmesinde de korunmasında da bazı sorunlar ortaya çıkıyor. İlk lurul kararında Narmanlı Han 1. Tescilli Yapı olarak açıklanırken, Kurul’un ikinci kararında 2. Tescilli Yapı olarak ifade edilmişti. Bu kararla Han’ın duvarlarının korunmasına ancak gerisinde serbestçe hareket edilmesine olanak veriliyor. Hukuki süreç doğrultusunda açtığımız davalar sonucu hazırlanan bilirkişi raporlarında ise yapılan değişikliklerin onaylandığını gördük” diyen Ahunbay bilirkişi raporlarını hazırlayanların korunması gereken bu yapıların aleyhine kararlar aldığından bahsetti.

Ahunbay, “Ama maalesef ki yapılan restorasyon sonucunda Narmanlı Han bulunduğu konum itibariyle ticari bir işlevle değerlendiriliyor ve hanın gelir getiren bir binaya dönüştürülmesi amaçlanıyor. Han’ın daha önceki dokusu ile bugün almış olduğu biçim ve dış doku arasında büyük farklar var.” dedi.

“Gerçekleşen restorasyon projesiyle Narmanlı Han eski kimliğini kaybetti”

Ahunbay gerçekleşen restorasyon projesiyle Narmanlı Han’ın eski kimliğini ve dokusunu kaybettiğini belirtti. Ahunbay “19. yy. mimari örneği olan Narmanlı Han tarihi yapısıyla önemli bir bellek mekan olan Narmanlı Han’ın özgünlüğünün korunması gerekiyordu.” dedi.

“Burada da biz meslek insanlarına daha fazla rol düşüyor. Beyoğlu’nun dokusunu, mekanların kimlikleri yitirilmeden yaşatmalıyız. Bunun yolu da mücadele etmekten geçiyor.” diyen Ahunbay mücadele çağrısında bulundu.

“Kamusal değerlerin alınıp satılıyor olması, toplum yararına değerlendirilme olasılığını düşürüyor”

Doç. Dr. Gül Köksal ise Türkiye’deki koruma pratiklerine dair mimari korumanın dünyadaki politik-ekonomik sürecini aktardı.

Köksal koruma meselesinin bilim alanı olarak kayda geçmesi 19. yy. ‘da başladığını belirtti. Üretim biçimlerinin değişmesi, yaşam biçimlerini de değiştiriyor diyen Köksal, “Kentlere yaşanan büyük kitlesel göçler, kent planlaması ve büyük dönüşümleri oluşturuyor. 19. yy’ de Avrupa’daki hızlı dönüşüm mekanın dönüşümüne, mekanın yaratıcı yıkımlarına ve modernite projesine neden oluyor. Modernitede de kendini güvence altına almak için uzmanlaşmış mimarlar, mühendislerle karşılaşıyoruz” dedi.

Toplumsal değerlere bakıldığında 19. yy’ye kadar kullanım ve değişim değerleri dediğimiz temel değerlerin yerine başka anlamların yüklendiğinin görüldüğünü ifade eden Köksal, “Bu anlamlar mekanlarla kurduğumuz ilişkileri de değiştiriyor. Kamusal değerlerin alınıp satılıyor olması, toplum yararına değerlendirilme olasılığını düşürüyor. Bu bağlamda daha kapitalistleşmiş Türkiye’deki koruma pratiğine baktığımızda Narmanlı Han ve Beyoğlu dönüşümünde de gördüğümüz tüketim odaklı dönüşümün altında yatan durumu tariflemiş oluyoruz.” ifadelerini kullandı.

Narmanlı Han

19. yüzyılın ilk yarısında kurulan Narmanlı Han, ilk olarak Rus elçilik binası ve ticaret ofisi olarak kullanıldı.

Bir yandan ticaret merkezi olarak işlev görürken, diğer yandan ünlü şair, heykeltıraş, ressam ve yazarlara ev sahipliği yapan Han, Erkul Kozmetik’in sahibi Mehmet Erkul ve Eteksan Tekstil’in sahibi Tekin Esen’e 57 milyon dolara satılmıştı. 2015 yılında koruma kurulu tarafından onaylanan restorasyon projesi, kent mücadelesi veren sivil toplum örgütleri tarafından birçok kez protesto edilmiş, ancak 186 yıllık tarihi yapıda geçen yıl çalışmalar başlamış ve Narmanlı Han’ın içindeki bazı bölümler yıkılmış, avluda bulunan ağaçlar ise sökülmüştü.

Hanın tarihi dokusunu yok eden bu restorasyonun, hanın özgün kimliğine zarar vereceğini ve geri dönülemez tahribatlara yol açacağını dile getiren uzmanlar da projenin uygulanmaması konusunda uyarıda bulunmuştu.

 

Haber: Merve Arısoy

(Yeşil Gazete)