Günün Manşetiİklim KriziManşet

Levent Kurnaz, yosunlardan bioyakıt üretimini hedefleyen Omega Projesi’ni değerlendirdi

Boğaziçi Lectures serisi kapsamında Türkiye’ye gelen ve NASA bünyesindeki çalışmalarıyla tanınan Dr. Jonathan Trent, 19 Aralık Salı günü Boğaziçi Üniversitesi’nde gerçekleşen sunumu sırasında geri dönüştürülebilir kaynakları kullanarak tasarladığı OMEGA projesi hakkında bilgiler verdi.

Dr. Jonathan Trent

Trent’in yürütücüsü olduğu OMEGA projesi, mikro algler’den (yosunlardan) bioyakıt ve gıda ürünü üretimi, karbondioksit yakalama ve atık su arıtımı çalışmalarını kapsıyor. Dr. Trent, Boğaziçi’ndeki sunumunda Türkiye’nin bereketli toprakları ve üç tarafı denizlerle çevrili bir ülke olarak OMEGA projesi için ideal bir konumda olduğundan da sözetti.

Trent’in sunumu ve Omega Projesi’ne dair bilgilendirmelerini Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, Yeşil Gazete’ye değerlendirdi.

Prof. Dr. Levent Kurnaz

‘Co2’nin tonu 50-100 USD iken böylesi projeler hayalin ötesine geçmez’

Bu tür yeşil teknolojiler ancak biz çevreyi kirletmeyi bırakıp döngüsel bir ekonomik sistemde yaşamaya karar verdiğimiz zaman işe yarayabilir diyen Kurnaz, Omega Projesine dair, “Karbondioksidin tonunun 50-100 USD mertebesinde fiyatlandırıldığı günümüzde böylesi projelerin hayata geçirilebilmesi hayalin ötesine geçmez” şeklinde konuştu.

NASA’da Protein Nano Teknoloji Grubu ile Küresel Enerji ve Çevre Araştırmaları alanında çalışan Green Team’in de kurucusu olan Dr. Trent, Omega Projesi ile kıyı şehirlerinde denizlere aktarılan atık suların bu teknoloji ile tekrar kullanımını sağlamayı amaçlıyor. Alg üretimi, atık suyun temizlenmesi, karbon dioksitin depolanması ve bu yolla biyo yakıt üretimini hedefleyen OMEGA projesinde denizde foto-biyoreaktör adı verilen büyük boyutlardaki plastik tüpler kullanılıyor.

Türkiye’nin de proje için ideal bir ülke olduğunu dile getiren Trent’e Levent Kurnaz’ın yanıtı ise, “Ülkemiz her sene atmosfere yaklaşık 450 milyon ton civarında karbondioksit salıyor. Salınan bu karbondioksit miktarını deniz üzerinde yosun üreterek emmeye çalışacak olursak bunun için gerekli olan alan yaklaşık 125 bin km2 oluyor, yani Türkiye’nin alanının altıda biri gibi bir bölge. Dolayısıyla, Jonathan Trent’in konuşmasında deniz üzerinde büyütülecek yosunların iklim değişikliğine olan katkısını anlatmasını hedef saptırıcı olarak görüyorum. ” şeklinde.

‘Bu tür konuşmalar toplumda biz çözümü bilimle buluruz yanlış algısını yaratıyor’

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, ayrıca “Bu tür konuşmalar toplumu “siz istediğiniz kadar kömür, petrol ve doğal gaz yakabilirsiniz, biz bu tekniklerle havadaki sera gazlarını emebiliriz” gibi yanlış bir görüşe yönlendirebiliyor. Trent tüm konuşması boyunca herhangi bir sayı vermekten kaçınarak hayallerden bahsetti. Hayaller güzel ama bu hayallerin nerede ve hangi ölçekte kullanılabileceğini de konuşma sonrasında sorulan sorulara cevap olarak verebilseydi faydalı olabilirdi.” diye konuştu.

Bu tür projelerin başarılı olması için paradigma değişikliğinin ön koşul olduğunun altını çizen Levent Kurnaz sözlerini, “Biz ne zaman ki hayat tarzımızı doğaya uydurmaya karar veririz, o zaman besin üretiminde bu tür sistemler faydalı olabilir. Ama gene de havadan karbondioksit emmek için değil havadaki karbondioksidi daha fazla bitkisel madde üretmek için. Döngüsel ekonomi perspektifinde bizler Türkiye’de Jonathan Trent’in vermeye çekindiği sayılar çevresinde fikir üretmeye çalışıyoruz. Kendisinden satış-pazarlama konuşması yerine daha bilimsel bir yaklaşım beklemiştim.” diyerek tamamladı.

 

Haber: Alper Tolga Akkuş

(Yeşil Gazete)