Ortadoğu, bisiklet, siyaset… – Bağış Erten

İçinde İsrail, bisiklet ve siyaset geçen bir öykü yazılabilir mi? İlginç olabilir. Ama söz konusu olan öykü değil gerçek hayatsa daha da enteresan bir hal alıyor. Sonuçta ‘realitenin’ kurgusu en inanılmayacak şeylere bile herkesi ikna edebiliyor. Haber şu: İtalya Bisiklet Turu bu sene İsrail’den başlıyor.

AppleMark

Buraya kadar yeterince ilginç aslında. Oysa asıl bundan sonra kıyamet kopuyor. Geçtiğimiz günlerde gelecek sene yapılacak olan turun tanıtımı vardı. İtalyan yetkililer büyük bir gururla İsrail’den başlayacak olmasını anlatmaya koyuldular. Lakin hassas bir noktada faka bastılar. Yarışın başlangıç yeri olarak ‘Batı Kudüs’ ifadesi çıktı ağızlardan. İsrail hemen bunu diplomatik bir sorun haline getirdi. “Kudüs tektir” diye ortalığı inlettiler. İsrail karşıtları ise kadim tartışmayı alevlendirdi:   “İsrail işgalcidir!” Ne oldu? Güzel bir şey yapalım diyorlarken Ortadoğu’nun en sıcak bölgesinin alevi bir anda İtalya Bisiklet Turu’nu sarıverdi. Güya terimi ‘düzeltti’ ve ‘Kudüs’ dedi İtalyanlar, gelin görün ki şimdi de Filistin ayakta. Bisiklet sporu kendine bir soluk arıyorken olmaktan korktuğu yerde, siyasi tartışmaların tam ortasında! Ayıklasınlar bakalım şimdi pirincin taşını!

Otobanlı tur! 

Siyaset -sporun kendi iç siyaseti değil, politikacı ‘esnafının’ eyleme biçiminin toplamı olan büyük harfle yazılan ‘Siyaset’– spora her dokunduğunda bu oluyor aslında. Çok da iyi bilmediği bir alanda zücaciye fuarında gezen bir fil gibi dökmedik yer bırakmıyorlar. Herkesin ortak kümesi diye tanımlanan spora her baktıklarında ağızları sulanıyor. Ama ne zaman ‘araçsal’ yaklaşsalar yıkıcı bir etki bırakıyorlar. Biz bunu her gün deneyimliyoruz neredeyse. İktidar, bırakın spora müdahil olmayı onun üstüne çullanmış durumda. Düşünsenize; Türkiye’nin en büyük, en köklü bisiklet turu sırf siyasete alet edilmek için bir etap boyunca otoban gösterdi. Bisikletten azıcık anlayan herkes utanç içinde izledi bu görmemişliği.

Takılır düşersiniz 

Konu bisiklete gelmişken, yazının asıl öznesini takdim edelim. Aydan Çelik’i bilir misiniz? Entelektüel, tarih meraklısı, kapitalizm karşıtı, çevreci değil, tam anlamıyla ekolojist, sporsever, bisiklet ustası, yazar ve yazdığından daha da fiyakalı bir çizer… İşte bu Aydan Abi müthiş bir işe soyundu ve ‘İstanbul Bisiklet Rehberi’ hazırladı. Aslında ismini yanlış koymuş. İstanbul Bisiklet Turu bu! ‘Tour de Konstantinapul’ da olur! Sanki bu büyük şehrin sokaklarını teker teker arşınlayan bir yarış var da yorumcumuz Aydan Bey anlatıyor da anlatıyor (ve bir o kadar da çiziyor). Bizatihi teptiği yolların tarihçesi, görülecek yerler, teknolojik yenilikler, alengirli rotalar, kiralanan bisikletler, coğrafya, tarih, edebiyat var içinde. Jules Verne’le, Rakı Ansiklopedisi’yle, Hagop Baronyan’la, Abdülhak Şinasi Hisar’la ve daha niceleriyle İstanbul’u geziyorsunuz. Üstelik her rota için ayrıca hazırlanmış harita, eğim grafiği ve dijital yönlendirmeler falan da var. Tam 41 güzergâh, 2000 km’lik bir mesafe. Kuzeyde Çilingoz’dan Ağva’ya, güneyde Silivri’den Tuzla’ya… Hakikaten bir seleden bakmış Aydan İstanbul’a. Ne de olsa konunun ehli kendisi.

Peki ya siyasetçi erbabı? Onların bildiği yanıldığına yetmiyor. Oysa ne bisiklet öyle zapturapt altına alınabilecek bir nüfuz alanıdır, ne de diğer sporlar. Takılır düşersiniz. Eğer samimiyetle iyi bir şey yapmak istiyorsanız önce işi bilenlerle görüşmeli, sporun kendi iç kamuoyunu karar sürecine dahil etmeli, tesis/rant merkezli değil kültür odaklı bir ‘spor siyaseti’ geliştirmelisiniz. Bakın belediye seçimleri de yaklaşıyor. Kulağınıza küpe olsun.

 

 

Bağış Erten

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page