6 harita üzerinden ABD’de iklim değişikliği hakkında ne düşünülüyor özeti

The New York Times’da Nadya Popovich, John Schwartz ve Tatiana Schlossberg imzası ile yayınlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Yaren Köse’nin çevirisi ile paylaşıyoruz.

                                                                       ***

Amerika Birleşik Devlerleri’nde (ABD) yaşayanlar karşı konulmaz bir şekilde küresel ısınmanın yaşandığına ve karbon salımının azaltılması gerektiğine inanıyor. Fakat pek azı bu değişikliklerin kişisel olarak kendilerine zarar vereceğinden emim durumda.

350.org’un New York’ta düzenlediği bir iklim eyleminde aktivistlerin elinde “The Climate can’t wair” (İklim bekleyemez) pankartı yükseliyor

“İklim İletişimi” konulu Yale Programı tarafından yayınlanan yeni veriler, kamuoyunun küresel ısınmaya ilişkin en ayrıntılı görüşlerini sunuyor. 

ABDliler kömür santrallerinin karbon salınımını sınırlamak istiyor. Beyaz Saray ve Kongre ise tam tersini yapabilir.

Her kongre bölgesinde, yetişkinlerin çoğunluğu var olan kömür santrallerine karbondioksit sınırlaması getirilmesini destekliyor. Ancak Kongre’deki birçok Cumhuriyetçi (ve bazı Demokratlar) Başkan Trump’a katılıyor. Trump,  Obama yönetiminin ülke çapında sera gazı salınımını azaltmayı hedefleyen planını yok etmek üzere harekete geçebilir.

Ülkede, 10 ABDliden yaklaşık 7’si kömür santrallerinin yol açtığı karbon kirliliğini düzenlemekten yana- ve yüzde 75, CO2’nin genel anlamda çevre kirletici olarak düzenlenmesinden yana. Ancak yasama yakın zamanda yön değiştirecek gibi gözükmüyor. Güney Karolina eyaletinin eski Cumhuriyetçi kongre üyesi Bob Inglis, Tea Party gibi kendini adamış savunucuların, politikacıların iklim değişikliği gibi meselelere yaklaşımını şekillendirebileceği konusuna dikkat çekiyor: ‘Bu gibiler sizi bir sonraki ön seçimde tasfiye edebilecek olanlardır.’ Inglis, 2010’da ön seçimi bir Tea Party adayı olan ve iklim ile ilgili görüşlerine saldıran Trey Gowdy’e kaybetti.

Birçok kişi iklim değişikliğinin ABDlilere zarar vereceğini düşünüyor ancak kendilerinin başına geleceğini düşünmüyor.

Birçok insan iklim değişikliğinin var olduğunu biliyor ve çoğunluk ABD’de yaşayan insanlara zarar verdiği görüşüne de katılıyor. Ancak çoğu kendilerine zarar vereceğine inanmıyor.  Bunun bir kısmı risk algısı problemi ile ilgili.

Küresel ısınma insanların baş etmekte çok beceriksiz olduğu bir tehdit biçimi: Uzun vadede korkunç sonuçları olacak bir problem, ancak kişisel düzeyde ve kısa vadede bu sonuçların çok azı açıkça görülebiliyor. İnsanlar mutlak tehlike karşında hızla savaş ya da kaç tepkisi vermeye çok yatkın ancak yavaş hareket eden ve bir nebze soyut problemlere karşı harekete geçmekte çok da istekli değiller; sonuçları nihayetinde çok vahim olsa bile. 

Teksas ve Florida iklim değişikliğine karşı savunmasız ancak sakinleri ne kadar endişelenmeleri gerektiği konusunda ikiye bölünmüş

Güneşli günde sel baskınları gibi iklim değişikliği etkileri, tüm Florida boyunca hissediliyor. Yine de, küresel ısınma endişe seviyesi, eyalette kuzey-güney arasında tam bir bölünme olduğunu gösteriyor ve bir demokrat olan Eyalet temsilcisi Kristin D. Jacobs’a göre bu basit bir Demokratlar-Cumhuriyetçiler ayrımı değil. Dört güneydoğu eyaleti -Miami-Dade, Broward, Monroe ve Palm Beach- iklim konusunda beraber çalışmak ve partiler üstü şartlarda konuşmak için gösterdikleri uyumlu çaba ile diğerlerinden ayrılıyor.

Güney ve Batı Teksas ile Körfez kıyısı, eyaletin geri kalanına göre iklim değişikliği hakkında daha fazla endişeleniyor- ve bu durumu yalnızca politika açıklayamıyor. Güney Teksas Demokratları desteklerken, Batı Teksas daha karmaşık bir yapıda. Körfez kıyısı ise Kasım 2016’da tam bir Trump bölgesiydi.

Eyaletin benzeşmez bu parçaları arasında bir ortak payda var: Artan sıcaklık, kıyı kasırgaları ve batının kuraklığı gibi değişen hava koşullarının yakıcı etkisini öyle uzun ve ciddi şekilde hissettiler ki, bazı Batı Teksas şehirleri artık atık suyu içmek için geri dönüştürmekte.

Eyalette Latin nüfus en yoğun güney ve batıda yer alıyor, bu da iklim hakkındaki görüşlerin farklılığını bir anlamda açıklayabilir. Güney Kaliforniya Üniversitesi’nde Kamu politikası ve Gazetecilik profesörü Roberto Suro, yaşın da bir etmen olabileceğini söyledi. Latinler ‘beyaz nüfusa göre ortalama yaşı daha genç ve Afrikalı-Amerikalılara göre ise daha da genç olan bir nüfus.’ dedi ve genç insanların iklim bilimini yaşlılara kıyasla daha geniş ölçüde kucakladığını da ekledi.

Herkes havadan bahsediyor. Peki ya iklim hakkında konuşanlar? Sadece bazı yerlerde

Görüşülen ABDlilerin yüzde 33’ü iklim değişikliğini aile ve arkadaşları ile en azından bazen konuştuklarını ve yüzde 31’i hiçbir zaman konuşmadığını söyledi. Ancak bölgesel örüntüler açıkça seçilebiliyor.

Çoğu kuraklıktan ve yangınlardan etkilenmiş olan batıda, sakinler iklim değişikliğini konuşmaya daha yatkın. New England eyaletleri (yalnızca liberal Massachusetts ve Vermont değil) ve birçok kasırganın görüldüğü koridorda yer alan kıyı bölgesi Güney Karolina iklim hakkında daha çok konuşuyor. Ancak iklim değişikliği tartışmasını birincil öneme taşımak için çok çaba sarf eden Güneydoğu Florida dışında Atlantik Kıyısının geri kalanının çoğu, artan kıyı sel baskınlarına rağmen iklim tartışmalarına girmekte isteksiz.

 

Haberin İngilizce orijinali

Muhabir: Nadya Popovich, John Schwartz ve Tatiana Schlossberg

 Yeşil Gazete için çeviren: Yaren Köse

 

(Yeşil Gazete, The New York Times)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page