Ardanuç’ta küçük üreticiyi desteklemek: Alıç ağacından ismini alan GİRKAT’ın hikayesi

Umut Kocagöz‘ün Girişimci Kadınlar Derneği (GİRKAT) başkanı Leman Albayrak ile yaptığı röportajı paylaşıyoruz

***

Girişimci Kadınlar Derneği (GİRKAT), 2016 yılında Ardanuç’ta kuruldu. Derneğin başkanlığını Ardanuç’lu genç bir kadın araştırmacı olan Leman Albayrak yapıyor.

Leman, bölgenin hem doğal hem de kültürel coğrafyası üzerine çalışıyor. Geçtiğimiz yaz sonu Leman ile beraber Ardanuç’ta bir kaç köyü gezme, Ardanuç’un genel durumu, üretim, dernek ve bölgenin geleceği üzerine bir sohbet yapma şansı bulduk.

Girkat Derneği’nden Leman Albayrak, Gönül Yaşar ve Zeliha Yüksel, röportajı gerçekleştiren Umut Kocagöz ile birlikte

Umut Kocagöz: Merhaba Leman. Öncelikle bize, yaşadığın ve GİRKAT’ın da bulunduğu Ardanuç’u anlatmak ister misin? Nasıl bir yer Ardanuç? 

Leman Albayrak: Ardanuç,  Doğu Karadeniz bölgesinde Artvin’in doğal, tarihi ve kültürel yapısıyla kendine özgü bir ilçesi. Karadeniz iklimi ile karasal iklim arasında geçiş iklimi karakteri özellikleri hâkim. Doğusunda uzanan, yamaçları gür ormanlarla kaplı Yalnızçam dağları, kuzeybatısında ise Karçal dağları arasında engebeli bir topoğrafyada yer alıyor. Akarsu ağının da etkisiyle oluşan vadi sistemleri ulaşım ağını ve yerleşim birimlerinin kuruluş yerlerini belirlemiş. 1.dereceden doğal SİT alanı ilan edilen ve jeolojik çeşitliliğin görüldüğü Cehennem Deresi Kanyonu,  III. Derece Kentsel Arkeolojik Sit Alanı olan Ortaçağ kenti Adakale ilçe merkezinde tarihi, turistik bir mekân olarak dikkat çekiyor. İlçe, şehirsel yerleşme sınıfında yer alsa da genel özelliklerine bakılırsa kırsal bir yerleşme karakterindedir.

Yörenin gelişmesi ve ekonomik kalkınmasının çok yavaş bir seyir izlemesinde sosyo-ekonomik amaçlı yatırımların, özel girişimlerin yok denecek kadar az olmasının etkisi var. 49 köye sahip ilçenin her bir köyü gerek yeryüzü şekilleri, iklimi, bitki örtüsü, gerekse yetiştirilen ürünler bakımından çeşitlilik gösteriyor. Ardanuç havzasının bu doğal özellikleri ile zengin bitki örtüsü, akarsuları ve verimli toprakları üretim faaliyetlerini belirlemiştir. Genel olarak yörenin ekonomisinde tarım, hayvancılık, arıcılık ve mevsimlik orman işçiliği önemlidir. Tarımsal üretimde, tarla bitkileri, sebze, meyve üretimi ağırlıkta ve geleneksel üretimle yapılmaktadır. Parçalı bir topoğrafya nedeniyle tarım yapılan arazilerin yüz ölçümleri küçüktür. Orman alanlarının geniş yer kaplamasının etkisiyle ilçe merkezinde sanayi üretimi orman ürünleri işletmesine dayanan küçük imalathanelerden ibarettir. 

Umut Kocagöz: Çevresini, doğasını, emek gücünü belirleyen şeyler neler? Mesela, HES projesi filan var mı? Bunlar nasıl etkiliyor, etkiliyor mu?

Leman Albayrak: Konuştuğumuz saha dünyada koruma altına alınması gereken biyolojik çeşitlilik açısından zengin 34 sıcak noktadan üçü olarak tanımlanan (Kafkasya, Akdeniz, İran-Anadolu) karasal ekolojik bölge içerisinde yer alıyor.

Yine ilçede Karanlık Meşe ormanları ile Aşağı ve Yukarı Irmak vadilerinin korunmaya alınması, doğal varlıkların korunması açısından son derece önemli görülüyor. Böyle bir doğal yapı ve zengin biyoçeşitliliğe sahip yörede, Karadeniz bölgesinin genelinde olduğu gibi, HES, taş ve maden ocakları projeleri var ve bunlara karşı halk doğa ve kendi adına mücadelesine devam ediyor.

Çoruh Nehri’nin önemli kollarından birini meydana getiren Ardanuç Deresi ve kolları tarımsal faaliyetler için ayrı bir öneme sahip. Kaynak suları içme ve sulama suyu kullanımı için yeter durumda olsa da, yaz aylarında  hemen hemen her köylü tarlasını, çayırını sulamak durumunda olduğundan bazı köylerde su sıkıntısı yaşanabiliyor.

Umut Kocagöz: Genelde bu tür bölgelerde gençlerin pek fazla kalmadığını görüyoruz. Ardanuç’ta durum nasıl?

 Leman Albayrak: Genç nüfusun sosyo-ekonomik durumu eğitim, iş, sağlık imkânlarının daha gelişmiş olduğu şehirlere gitmekle ilçede yaşamaya devam etmek arasında şekilleniyor. Şöyle ki, ilçe nüfusunun % 13,6’sı çocuklar, % 63,7’si yetişkinler ve % 22,7’si de yaşlı nüfus grubunu oluşturuyor.

Aktif nüfusun çoğunlukta olması ve istihdam alanlarının yok derecede az olması gençlerin büyük şehirleri tercih etmesinin bir sebebi.

Diğeri ise eğitim amaçlı. Çok sayıda genç üniversite eğitimleri için İstanbul, Eskişehir, Bursa, Erzurum gibi şehirlere gidiyor.

Köylerde yaşayan genç nüfus ise başta hayvancılıkla uğraşmakla birlikte, arıcılık, marangozluk gibi işlerde, ilçe merkezinde ise günlük ihtiyaçlara cevap veren iş yerlerinde çalışıyorlar.

Umut Kocagöz: Yani, göç eğiliminin yoğun olduğunu söyleyebilir miyiz? İstihdam yaratılmadığı sürece de sanki bu göç geriye çevrilemeyecek, öyle mi?

Leman Albayrak: Kesinlikle göçün yoğun olduğunu  söyleyebiliriz, çünkü göçten dolayı nüfusta sürekli bir düşüş oluyor.

İstihdamın yaratılması da umarım yörenin mevcut potansiyelleri doğrultusunda olur ve mevcut nüfus varlığı korunmuş olur.

Umut Kocagöz: Peki, tarımsal üretimin durumu nasıl? Hangi ürünler bölgenin temel ürünleri? Bu ürünler ortalama ne kadar üretiliyor?

Leman Albayrak: Başlıca yetiştirilen sebzeler fasulye, patates, domates, biber, salatalıktır.

Yörede fasulye ve patates yetiştirildikleri köyün adıyla ünlenmişlerdir ve tüketimde çok tercih edilir. Yıllık fasulye üretimi 8-9 ton, patates ise 14-15 ton civarındadır. Aynı zamanda Ardanuç’ta meyvecilik önemli bir faaliyettir. Elma, armut, ceviz, dut, erik, kiraz, incir, zeytin, Akdeniz hurması gibi birçok tür yetiştiriliyor.

En çok yetiştirilen, elma, armut, erik, ceviz ve türleri güneşte kurutularak kışlık gıda olarak tüketilmektedir. Geçiş iklimi sayesinde aynı meyve farklı köylerde farklı aylarda yetişebiliyor veya mevsimsel etki nedeniyle bir köyde hiç ürün alınamıyorken başka köyde fazlasıyla ürün alınabiliyor.

Meyvelerden yapılan marmelat ve pestiller tek bir meyveden veya karışım halinde de yapılıyor. Buğday tarımı yakın tarihte daha fazla yapılırken günümüzde az sayıda kişi buğday ekiyor. Tahıllardan en çok buğday, mısır ve arpanın ekimi yapılıyor.

Umut Kocagöz: Ne tür bir tarımsal yapıdan söz edebiliriz? Benim gözlemlediğim kadarıyla, küçük aile tarımcılığı söz konusu. Sizin genel gözleminiz nasıl?

Leman Albayrak: Evet, tarım faaliyetleri geçim tipi şeklinde sürdürülüyor. Ekim-dikim yapılan araziler küçük yüz ölçümlere sahip olduğundan sermaye birikimi sağlanamıyor ve üreticinin de geçim tipi tarım yapmasıyla ürünün miktarındansa kalitesi ve sağlıklı olması daha çok önemseniyor.

 

Köylerde parçalı arazilerde tarla tarımı yoğunlukta iken ilçe merkezinde daha çok bahçe tarımı yapılıyor. Yörede genel olarak enterkültür tarım (aratarım) sistemi hâkim, yani aynı bahçede, aynı parselde bir çok ürün bir arada yetiştiriliyor. Mısır, fasulye, lahana aynı yerde karışık ekiliyor. Bitkilerin kökleri de gövdeleri de birbirine destek oluyor, besliyor. Meyve bahçelerinin içinde çeşitli sebzeler, mısır, fasulye, patates, lahana, vb. ürünler ekiliyor. Arazi yüz ölçümlerinin küçük olması bunda etkili olsa da toprak ve bitki sağlığı için de uygun bir yöntem.

Tarlaların gübrelenmesi hayvancılık yapılmasının da etkisiyle hayvan gübresi ile yapılıyor. Yeşil gübreler çok daha az kullanılıyor. Tarlanın hasadından arta kalan ürünlerle  humus oluşturuluyor.

Umut Kocagöz: Derneğe gelecek olursak… Nedir GİRKAT? Ne yapmaya çalışıyor?

Leman Albayrak: Ardanuç yöresinde alıç ağacına girkat (kirkat) deniliyor. Dolayısıyla yöredeki bu adlandırma ile derneğin adı bir ağaçtan esinlendi.

Tabii bu ağacın özellikleri, değeri, meyvelerinin yöredeki kullanımı derneğin niyetinin de sembolü oldu adeta. Farklı iklim ve toprak şartlarında yetişen, çayırların ortasında tek başına görülebilen bu ağaç birçok kültürde çeşitli anlamlar yüklenmiştir. Bazı kültürlerde alıç çiçekleri yeniden yeşeren doğayı, bereketi simgelemiş, Romalılar bebeklerini nazardan korumak amacıyla beşikleri alıç dallarıyla süslemişler.

Ardanuç’ta bir alıç türünün endemik tür olarak literatüre geçmesi de esasında derneğin adını koyarken belirleyici oldu. “Türk alıcı” (Crataegus turcicus) olarak adlandırılan endemik tür 2005’te Ardanuç ilçesinin Yolüstü köyünde keşfedilerek literatüre alındı.

Girkat Ağacı ve Girkat

Dernek Ardanuç’ta bulunuyor. Fakat kuruluş niyetiyle aslında mekân dışında bir farkındalığın oluşmasını amaçlıyor. Topraktan, tohumdan insan sağlığına kadar uzanan geniş bir halkadan söz ediyoruz. Ülke ekonomilerinde, kırsal kalkınma stratejilerinde tarım çok yönlü temel bir faktör. Tarımın gelir getirici üretim faaliyeti olması aynı zamanda doğal kaynakların sürdürülebilirliğinin sağlanmasını gerektiriyor. Ancak ülkemiz, tarım ülkesi sıfatını yitirme noktasına gelmiştir. Buna karşı, bütüncül bir bakış geliştirmek gerekiyor.

Doğal yaşam döngülerinin sürekliliğinin bir parçası da tarımda uygulanan yöntemlerle ilişkilidir. Tarımsal ürünlerin diğer doğa bileşenleriyle ilişkisinin bilgisi doğal ortamda yüzlerce yıl uyum içinde olmanın kazanımıdır. Bu bilgeliği destekleyerek bunun sürmesini sağlamak gerekiyor. Dolayısıyla kırsalda yaşayan ve küçük çapta üretim yapan ailelerin, özellikle kadınların kazanç sağlaması hayatidir. GİRKAT derneği, tam da bu düşünce ile hareket ederek faaliyetlerine başladı.

Derneğin şu anda 52 üyesi var. Bu üyelerin bir kısmı sosyolog, organik tarım teknikeri, ziraat mühendisi, kişisel gelişim uzmanı gibi üniversite mezunları, bir kısmı eğitim ve sağlık sektöründen emekliler, diğer bir kısmını ise birçok köyden kadın üreticiler oluşturuyor. Farklı köylerden bir araya gelen üyeler bitkilerin kullanımı, doğal tarım ilaçları, doğal sirke yapımları, meyveleri nasıl değerlendirdikleri gibi birçok konuda bilgi alışverişinde bulunuyor, yerel tohumlarını, fideleri paylaşıyorlar.

Umut Kocagöz: Kadın derneği olması sebebiyle de, dernekte erkek üye yok sanıyorum?

Leman Albayrak: Evet, derneğimizde erkek üye olmamakla birlikte tabii ki bizi destekleyen, aynı niyeti paylaşan, erkek üreticiler de var.

Umut Kocagöz: Dernek kurulduğundan bu güne neler yaptı?

Leman Albayrak: 2016 Nisanında derneğin kurulmasıyla birlikte birçok konuda bilgilendirme çalışmaları yaptık öncelikle. Gönüllü kişilerin katılımıyla seminer ve çalıştaylar gerçekleştirildi. Bunlar daha çok sağlık- gıda ilişkisi, yerli tohumların kullanımı, doğadan toplayıcılığı yapılan bitkileri tanıma ve doğru kullanma gibi konulardı.

Bunlardan biri de tıbbi ve aromatik bitkilerin nasıl toplanacağı, nasıl korunacağı idi. Bu amaçla İsviçre’den Fairwild Derneği[1] Başkanı merhum Klaus Dürbeck ve Elisabeth Rüegg ve doğal tıp uzmanı Şaduman Karaca  ile birlikte Ardanuç’ta bir seminer düzenlendi.[2]

Yerel yönetimlerle doğal üretim potansiyeli ve değerlendirilmesi yönünde toplantılar yapıldı. Sağlıklı yaşam danışmanları ile de şifalı bitkilerden ilaç yapımı, nasıl kişisel şifamızı bulacağımız yönünde eğitimler verildi.  Böylelikle yörede doğadan toplanılan bitkilerin doğru kullanımı aktarıldı.

Dernek faaliyetlerini yörenin mevcut durumu da şekillendirdi: Artvin’in coğrafi yapısının etkisi köy ve ilçelerde ürün çeşitliliğini, farklı üretim ve tüketim şekillerinin gelişmesini sağlamıştır. Yörede çiftçilerin sosyo-ekonomik durumlarında iş imkânlarının kısıtlı olması etkili olmakla birlikte tarımsal destekler tatmin edici bulunmamaktadır. Kırsal alanda ulaşım ve pazara erişim koşulları bazı sınırlılıklar getirmektedir. Kırsal alanlardan göçün bir sonucu olarak aktif nüfusun göç etmesiyle üretim de azalmıştır. Tabi bu durum daha geniş planda küresel kapitalizm bir yansıması olarak, küçük ölçekli üreticinin günden güne zayıflaması ve farklı iş sahaları aramasıyla da ilişkilidir. Tarımsal üretimin çoğunlukla geçim tipi şeklinde yapılıyor olması,  kadınların ücretsiz aile işçisi olarak yer alması,  kırsalda kadın emeğini görünmez hale getirebiliyor.

Velhasıl tohumun saklanmasından, ekim-dikiminden yetiştirilmesine, beslenme sürecine kadar kadının emeği söz konusu. Kadının tarımsal üretimde özel bir konumu var. Hayvancılık yapan ailelerde de aynı şekilde işten arda kalan zamanlarda bahçe-tarla tarımında tohumdan hasada kadar üretimin her bir aşamasında etkin çalışıyor. Her bir mevsime göre yetişme ve çeşitlilik gösteren meyve ve sebzeleri çeşitli şekillerde değerlendirerek gerek aile içi tüketimde gerek köy pazarlarında satış amaçlı hazırlıyorlar. Boş bir zaman bulmalarından söz etmek pek de mümkün değil. Sonbahar aylarında birçoğu büyükşehirlere göç ediyor. Daha da önemlisi, kadınlar, gıda seçimi, üretimi, yetiştirilmesi, hazırlanması ve hasadında merkezi role sahiptir. Tohumları saklayıp korumaları, hayvan üretimi ve ıslahına ilişkin bilgilere sahip olmaları ve biyoçeşitliliği sağlıyor olmaları gibi özellikleri nedeniyle kadınlar tarımsal üretimin biriktirici, koruyucu ve geliştirici beynidirler.

GİRKAT’ın rolü de esasında burada ortaya çıkıyor. Gerek kadın emeğinin tam karşılığını bulması, gerek sağlıklı yaşam için doğal gıdaya ulaşımın sağlanması amacıyla, geleneksel olarak üretimi sürdürülen tarım ürünlerinin üretiminin desteklenmesi ve ürünün pazara ulaşımı noktasında GİRKAT etkin bir rol oynamayı amaçlamaktadır.

Umut Kocagöz: O halde, GİRKAT’ın küçük ölçekli bir tarımsal modeli desteklediğini söyleyebilir miyiz?

Leman Albayrak: Şu an Ardanuç’un doğal yapısının belirlediği ve üreticilerin farkındalığıyla sağlıklı bir ekosistemde sürdürülen tarımsal bir yapı var. Sürdürülebilir bir tarım ve ekonomi uzun vadede doğal çevre unsurlarının sağlıklı ilişkisine bağlıdır.  Entansif (yoğunlaştırılmış) bir tarımdan ziyade -ki bunu zaten doğal yapı sınırlandırıyor-  doğal olmayan girdilerin kullanılmaması, dolayısıyla gıda kalitesi ve güvenliği, toprağın durumu, ürün çeşitliliği göz önünde bulundurularak yapılan tarımsal üretimi korumak ve desteklemek GİRKAT’ın amaçlarından biri.

Tüketicilerin satın aldıkları gıdaları bilmeleri, tanımaları, ekilen topraktan,  gıdanın sağlıklı tüketimine kadar birçok aşamada güvenirliğinden emin olmalı. Geleneksel üretimde de örneğin yakın geçmişte kırsaldaki üretici gıdalarını en sağlıklı ortamlarda saklamasını becermiştir. Tamamen birbiriyle ilişkili, karşılıklı bir denge mekanizmasıyla ilerleyen bir süreç. Üretimde oluşan bilgi birikiminin korunması ve bunun aktarılmasını sağlamalıyız. Tarım sadece ekonomik anlamda değil sosyal-kültürel yapı açısından da önemli olmuştur. Toplum içinde işbirliğinin yapılması, işe eğlencelerin, sazın sözün dâhil edilmesi, alış-verişler, bilgi ve tecrübenin aktarılması da bu yapının bir parçası olmuştur bizim kültürümüzde.

Nihayetinde GİRKAT, gıdaya ve bu tarım kültürünün enerjisinin tüketiciye ulaşması ve üreticinin bu icraatinde hak ettiği değeri alması üzerine kurulu bir anlayışı benimsiyor. Ve tarımda çalışan kadınların küçük ölçekli üreticiler olarak mevcut değerlerini geliştirecek birlik ve örgütlenmelerin önünün açılması niyetiyle hareket ediyor.

Umut Kocagöz: Bu bahsettiğin meselede, yani üreticinin ürettiği ürünün değerini alması, ürünün tüketiciye ulaşması, ürünlerin doğal olması gibi konularda, GİRKAT nasıl çalışıyor? Üreticilerle nasıl bir ilişkisi var?

Leman Albayrak: Öncelikle herkes gönüllülük esaslı çalışıyor, gönüllü zaman ve emek veriliyor. Üretimin yapıldığı bölgelerde, yerinde gözlemlerimizle belirlediğimiz ve ürünlerini gönderdiğimiz köylerdeki üreticilerle iletişim halindeyiz. Üyelerin bir kısmı bu konularda kendi yaşadıkları köylerinin temsilcisi. Yani hem mevsimsel üretimin takibinde, hem ihtiyaç duyulan bilginin paylaşımında ve nihayetinde ürünlerin gönderiminde iş bölümüyle hareket ediyoruz.

Bu ilk yılımızda yöredeki meyve ürünleri ve en çok talep edilen “Ardanuç şeker fasulyesi” olarak anılan ürünlerle başladık. Elma, armut, erik kurusu, kızılcık ekşisi de diğer ürünler. Öncelikle köylerdeki mevcut üretim potansiyeline baktık. Hangi köylerde en çok ne üretiliyor,  meyvelerin veya tıbbi bitkilerin toplanması nasıl yapılıyor, yani zamanında ve doğru şekilde toplanıyor mu, kimyasal ilaç kullanılıyor mu, üretim ve saklama koşullarında sağlıklı malzemeler kullanılıyor mu gibi sorularla araştırmamızı yaptık.

Kadınların çok olumlu dönüşleri de oldu. Belirlediğimiz 12 üründen en başta numune olarak gönderip analiz sonuçlarının olumlu gelmesiyle ürün ambalajlamaya başladık. Ürün hakkında bilgilerin olduğu ve en güzeli tüketicinin ürün hakkında bilgi alıp üreticiye bizzat ulaşabileceği şekilde bir etiketleme sistemi kullandık. Çalışmalarını takip ettiğimiz örnek bir model olan Kadıköy Kooperatifiyle iletişime geçtik. Bu şekilde ilerleyen bir süreçten sonra Ardanuç kadınlarının yaptığı doğal ürünler tüketiciyle buluşmuş, tanışmış oldu.

Umut Kocagöz: Doğal ürün kriterlerinizi kısaca açıklayabilir misin?

Leman Albayrak: Üretimin yapıldığı doğal ortamın sağlığı en başta olmak üzere insan elinin değdiği andan itibaren birçok faktör gıdanın doğal ve sağlıklı olmasını etkiliyor. Yani toprağın, suyun, havanın temiz olduğunu ve kurutulan, marmelatı yapılan meyve türlerinin nasıl toplandığını, kurutma, saklama ortamı ve kullanılan malzemelerin sağlıklı olduğunu biliyor olmak gerekiyor. Bilmek de bu sahada bulunmayı ve gözlemi, takibi, bütüncül bakabilmeyi gerektiriyor.

Geleneksel üretimde bence sadece ürünün gelenekselliğini değil, üretime dâhil olan her şeyi kapsıyor.  Örneğin, naylon poşet, bidon kullanımından önce ahşaptan, topraktan, deriden yapılan kaplar vardı. Gıda için insan için en sağlıklısıydı ama farklı sebeplerle kullanımı azaldı. Şu an ürünlerimizin herhangi bir sertifikası yok. Burada GİRKAT, bilgi, birikim ve vizyonuyla bir tür güven ilişkisinin garantörü konumunda. GİRKAT’ın bu şekildeki güvencesinin temelinde ve doğal ürün olmasında belki ticari bir kaygının olmamasının, tarımın geçim tipi şeklinde olmasının da etkisi var.

Umut Kocagöz: Son olarak, önünüzde neler var yapılacak?

Leman Albayrak: Kırsal ekonomiyi geliştirmede önemli bir role sahip olan üretici birliklerinin ve kooperatiflerin oluşmasında yerel halkın farkındalığı ve kendi kendine sorumluluk alabilmesi gibi bir takım süreçlerin doğal olarak oluşması gerekiyor. Tabii en başta şu an derneğin çok yönlü çalışmalarının devamlılığı geleneksel bilginin korunmasında kadının yerinin önemini gösteriyor. Gıda konusu üzerinden aslında doğa-insan etkileşimine ait her bir unsurda sahiplenici bir farkındalık gelişmiş oluyor.

Girkat üretimi ve ürünleriyle yöreyi markalaştırma amacımız var. Ürün potansiyelinin artmasıyla farklı kooperatiflere yöresel ürünleri gönderebileceğiz. Girkat gerek yörede farklı şekillerde değerlendirildiğinden gerekse tıbbi kullanımı olduğundan markalaşma ve pazarlanması yönünde çalışmayı planlıyoruz.

[1] [1] Fairwild, yabani bitkilerin sürdürülebilir olarak toplanmasını ve değerlendirmesini amaçlayan bir dernektir. http://www.fairwild.org

[2] [2] Bknz: http://www.artvinhaberajansi.com/haber/110/ardanucta-tibbi-ve-aromatik-bitkiler-calistayi-yapildi.html

 

Röportaj ve Fotoğraflar: Umut Kocagöz

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page