[Özel Haber] 5 soruda “Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma(ma) Kanunu Tasarısı”

Gezi Parkı eylemlerinin ardından rafa kalkan ‘Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Tasarısı’ bugün bir kez daha görüşülmek üzere TBMM Çevre Komisyonu’nun önüne gidiyor. Kamuoyunda büyük tepki çeken tasarının içeriğini, neden yeniden Meclis gündemine taşındığını, kanunlaşarak yürürlüğe girmesi halinde hayatımızı nasıl etkileyeceğini avukat ve çevre hakkı savunucusu Arif Ali Cangı 5 soruda Yeşil Gazete’ye anlattı.

1-) Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı neyi içeriyor?

Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı’nın gerekçesine baktığımız zaman; Avrupa Birliği üyelik sürecinde tabiatın ve biyolojik çeşitliliğin korunmasında temel mevzuat olarak kabul edilen 2009/147/AT sayılı Kuş direktifi ile 92/43/AET sayılı Habitat Direktifine uygun mevzuat hazırlamak amaçlandığı yazılı. Diğer yandan Türkiye’de tabiatın ve biyolojik çeşitliliğin korunması amacına hizmet eden çok sayıda hukuki ve idari düzenleme olduğu, bunun da karmaşa yarattığı belirtiliyor.

Ancak, yasanın neden çıkarılacağı, kimin yararına çıkartılacağı, yani amacının ne olduğunu en iyi anlatan 3. maddesindeki;

“Koruma ve kullanma dengesinin gözetilmesi, korunan alanlarda koruma ve kullanım kararlarının bölgelemeye dayalı uzun devreli gelişme planı veya yönetim planı ile belirlenmesi, kalkınma planları hazırlanırken tabii değerlere ve biyolojik çeşitliliğe  ve verilebilecek muhtemel zararların önlenmesi ile koruma ve sürdürülebilir kullanma dengesinin sağlanması hususu dikkate alınır” ike(sizlik)leridir.

Koruma ve kullanma dengesi denen şey tabiatın ve biyolojik çeşitliliğin ticari meta haline getirilmesi, işletilmesi sonucunu doğurmaktadır.

2-) Tasarı ilk kez TBMM gündemine ne zaman girdi ve neden bir kez daha gündemde?

Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı iktidarın 2010 yılından beri yasalaştırmak istediği ancak başaramadığı bir tasarıydı.  2011 yılına gelindiğinde bir yandan yaşam alanlarına saldırı alabildiğince yoğunlaşmış, diğer yandan ülkenin her yerinde ekoloji hareketleri etkili olamaya başlamıştı. Türkiye genel seçimlere hazırlanıyordu.

Seçimlerden önce meclis gündemine getirilen tasarı, yurtiçi ve yurtdışından tepkiler ve bir takım dengeler sayesinde yasalaşmamıştı. Genel seçimler sonunda Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yine tek başına iktidar olacak oy aldı. Hükümetin, seçimlerden sonra en belirgin uygulamalarından biri Kanun Hükmünde Kararnameler ile (KHK) yasal gereksinimleri karşılamak oldu.

AKP seçimi kazanacağından emin bir vaziyette, meclis çoğunluğuna dayanarak seçimden önce 06.04.2011 tarihli 6223 sayılı yetki kanunu çıkarttı, seçimden sonra da bu yetki kanununa dayanarak KHK’ler çıkarttı. Bunlarla bakanlıklar kapatıldı, yeni bakanlıklar kuruldu ve bu önemli gelişmeler ülkenin yoğun gündemi içinde yeteri ölçüde tartışılmadı. Seçimden önce yasalaşamayan Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu tasarısı şimdi KHK’lerle yasa haline getirildi.

Şimdi yapılmak istenen şey, şimdiye kadar tabiat varlıkları ve biyolojik çeşitlilik bakımından  yapılan yasal düzenlemeleri tek yasada,  yetkileri tek elde toplamak. Ne şimdiki tasarı ne de daha önceki tasarıya ilişkin itirazlarımızın hiçbiri dikkate alınmadı.

3-) Tasarıda olumlu/olumsuz maddeler neler?

17.08.2011 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan 648 sayılı  “Çevre ve Şehircilik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ile  Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair KHK” ile büyük ölçüde amaç hasıl oldu. Bununla Bakanlar Kurulu’nun yetkilendirdiği alanlarda  Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın her türlü ölçekte imar planı yapması ya da yaptırmasının,  bu alanlarda her türlü ruhsat ve yapı kullanma izni vermesinin önü açıldı.

KHK ile  Özel Çevre Koruma Kurumu kapatıldı, bunun yerine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı bünyesinde Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü (TVKGM) kuruldu.

Milli Parklar, Tabiat Koruma Alanları, Tabiat Anıtları, Tabiat Varlıkları, Doğal Sitler, Sulak Alanlar ve Özel Çevre Koruma Bölgeleri’nin tespit, tescil ve ilanı bu genel müdürlüğe bırakıldı.

TVKGM’ne, koruma altına alınması gereken alanları kullanıma, yapılaşmaya ve işletmeye açma, imar planlarını yapma, tabiat varlıkları, doğal, tarihi, arkeolojik ve kentsel sitler ile koruma statüsü bulunan diğer alanların hangi idare tarafından yönetileceğine karar verme gibi denetimsiz çok geniş yetkiler tanındı.

KHK ile artık meraların korunmasından da vazgeçildi,  meraların kullanım amacıyla geçici yerleşime açılması sağlandı, turizm merkezleri ile kültür ve turizm gelişim bölgeleri kapsamında kalan kısımları ise ot bedeli dahi alınmaksızın tahsis amacı değiştirildi.

Daha önce Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın sorumluluğunda olan ve kısmen özerk olan Kültür Varlıklarını Koruma Kurulları’nın yetki ve denetiminde olan Tabiat Varlıkları ve Doğal Sitler altı ay içerisinde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na devredildi, Tabiat Varlıklarını Koruma Merkez Komisyonu ile Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Komisyonları kuruldu. Gündemi bakanlık tarafından hazırlanan üyelerinin çoğunluğu bürokratlardan oluşan Koruma Yüksek Kurulu, doğal varlıkları koruma yerine, yapılaşmaya, işletmeye açmayı görev bildi. Artık doğal varlıkların korunması değil, talana, yağmaya açılması söz konusuydu.

Tasarı 15 Kasım Çarşamba saat 10.30’da Meclis Çevre Komisyonu’nda görüşülecek!

4-) Tasarının geçmesi halinde hayatımızda neler değişecek?

a. Milli Parklar Kanunu yürürlükten kaldırılacak.

Aşağıdaki çakışan alanlarda;

b. Milli Park, Tabiat Parkı, Tabiatı Koruma Alanı, Tabiat Anıtı ile Yaban Hayatı Koruma ve Yaban Hayatı Geliştirme sahaları içinde bulunan doğal sit kısmı iptal edilecek.

c. Özel Çevre koruma bölgeleri içindeki milli park, tabiat parkı, tabiat anıtı ve tabiatı koruma alanı ile yaban hayatı koruma sahaları iptal edilecek.

d. Doğal Sitler içindeki tabi anıt ağaç niteliğindeki tabiat anıtları iptal edilecek.

e. Bu alanların koruma statüsünü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı belirleyecek.

f. Tabiatı Koruma Alanı, Milli Park, Tabiat Anıtı, Tür veya Tabiat Koruma Alanları, Tabiat Parkı, Yaban Hayatı Koruma Alanı gibi korunması gereken alanların tespiti, korunması, yönetimi, Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kurulu ile Mahalli Kurulların önerisi ile Bakanlıklar ve Bakanlar Kurulunun yetkisine verilecek.

g. Kurulların neredeyse tamamı bürokratlardan oluşuyor. Sembolik sivil toplum örgütü temsilcileri de Bakanlık ya da Valilik tarafından belirleniyor. Yani tam olarak hükümet güdümünde kurulan kurulların önerileri ve hükümet tarafından belirlenen koruma(ma) uygulamasına geçilmiş olacak.

h. Korunan alanlardaki taşınmazlar ve bunların üzerindeki yapı ve tesisler 49 yıla kadar kiraya verilebilecek, kiracı lehine irtifak hakkı tesis edilebilecek.

Kısacası, bir doğal varlığın korunması gerekip gerekmediği konusunda uygulanan ekonomi ve ekoloji politikaları belirleyici olacak. Tasarıyı hazırlayan AKP hükümetinin politikalarında, doğal varlıkların para kazanılacak kaynaklar olduğu, küresel sermayeye kaynak sağlamaya öncelik verildiğini biliyoruz.

AKP gibi neoliberal politikaları benimsemiş hükümetlerin yönetiminde bu yasa doğal varlıkları korumayacak, aksine yaşam alanlarını sermayenin yağmasına, talanına açacak. Barajlar, HES’ler, madencilik gibi ekolojiyi bozan tesislerin ve faaliyetlerin önü alınamayacak, yaşam alanlarını korumak daha da zorlaşacak.

5-) İktidar ve muhalefet kanadının tasarıya bakışı nasıl? Yurttaşlar olarak üzerimize düşen görev nedir?

Tasarının Meclis Başkanlığı’na en son sunulma tarihi 15 Mayıs 2017. Geçen hafta Çevre Komisyonu’nun gündemine geldi. Muhalefet milletvekillerinin itirazı sonucu tasarı 15 Kasım Çarşamba günü saat 10.30’da Meclis Çevre Komisyonu’nda görüşülmeye başlanacak.

AKP iktidarının uyguladığı politikalarına uyumlu biçimde doğal varlıkları işletmeye açmayı kolaylaştıracak derli toplu tek bir yasaya ihtiyacı var, o yüzden bu tasarıdan vazgeçmiyor. OHAL rejimini doğanın aleyhine kendi politikaları lehine fırsata çevirmek için yeniden gündeme aldı.

Tasarının bu haliyle yasalaşmasının önüne geçmek gerekiyor. 2010 ve 2011 yıllarında gösterilen tepkilerin yinelenmesi, yurttaşların tasarının geri çekilmesi talebini bir kez daha yükseltmesi, seçtiği vekillerini denetlemesi gerekiyor.

 

Merve Damcı – Yeşil Gazete

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page