Köşe Yazıları

Neyi tartışıyoruz? Türkiye’nin daha fazla enerji ihtiyacı var mı, yok mu?

Bu soru karşısında takınılan pozisyonlar belli. Bu pozisyonların birini ya da diğerini hayata geçirmek için seçim kazanıp hükümet olmalısınız. Daha fazla santral daha fazla elektrik /enerji üretimi diyenler hükümet oluyor ve bunu böyle yapıyorlar. Bu daha fazla ciro, kazanç, GSMH filan falan demek. Silah tüccarları yahut köfteciler de çok farklı düşünmüyor.

Kapitalizm artı ürüne yol açıyor; ekonomi krize giriyor. Gerçi firmalar üretmeye girişmeden önce pazar araştırmasından tüketici manipülasyonuna dek her şeyi deniyorlar. Hep büyümek ve hep daha çok satmak için. Aslında alıcının buna ihtiyacı olup olmadığı önemli değil, lüzumsuz üretmek ve bunların “çöpe gitmesi” düzenin birincil derdi değil. Oturup konuşsak herkesin “enerji verimliliğinden” yana olduğunu göreceğiz. Ama uygulamada böyle olmuyor. Siyasetin hayallerinden bunların destekçilerine dek büyümecilik ağır basıyor. Halbuki “Enerji verimliliği, ülkelerin sahip olduğu en önemli enerji öz kaynağıdır”: TMMOB Makina Mühendisleri Odası Enerji Çalışma Grubu tarafından hazırlanan ve enerji ile konularda temel bir referans  ve bilgi kaynağı olan Türkiye Enerji Görünümü Sunumu  (Eylül 2017)  bunu veciz bir şekilde ifade ediyor. Tabii ki israf azaltan teknolojiler de başarılı oluyor eğer serbest rekabet, tekel, regülasyon gibi köşe taşları yol verirse. Ama kapitalizmin varlık sebebi “daha fazla kar”; rasyonel olmak değil.

Bunun dışında bir de sahte maliyet hesapları var. Örneğin nükleer atıkları kim saklayacak, kaç yıl saklayacak sorusu bu santralleri kuranların derdi değil; eğer bu sözünü ettiğim masrafları toplumun devletin üzerine yıkabilirler ise. Hava, su, bedava idi eski sosyalist deneyde ve kapitalizmde. Yerli kömür hem milli hem ucuz imiş, sanki Soma’da kömür işi büyüdükçe eski özelliklerini kaybetmekte olan komşu Kırkağaç kavunu düşman ülkelerde yetişiyor. Yahut Afşin’de Elbistan’da ziraat yapmaya gerek yok, termik santralin toprağı ekip biçilemez hale getirmesi önemli değil sanki.

Ama tartışma konumuz bu değil. Başka bir konuyu tartışmaya açmak istiyorum ve bunu Güneş Gönüllüsü olarak değil iklim endişeli modern olarak yapmak istiyorum. “Bi şey olmaz” dünyasının, kaderciliğin Don Kişot’ları ordulardan daha kalabalık ama ben de gelecek kuşakları düşünüyorum, börtü böceği düşünüyorum.

TMMOB Sunumundan alıntı yapıyorum: ”2015 yılında küresel olarak enerji yoğunluğundaki [gayri safi yurtiçi hasılanın (GSYİH) birimi başına kullanılan enerji miktarı] iyileşme, yeni enerji talebinin %70’ini karşılamıştır. Bu nedenle de “BİRİNCİ YAKIT” olarak da, nitelendirilmektedir. Enerji verimliliğini artırmaya yönelik uygulamalar ile 2015’te global enerji talebi sadece %0,8 (nihai tüketim %1) artmıştır. OECD ülkelerinde, 2002-2015 döneminde GSYİH %23 artarken, enerji tüketimi 2015’te, 2002 tüketimi düzeyinde kalmıştır“.  Bu alıntıları yapıyor olmam da gösteriyor: Kesinlikle daha fazla enerji üretme takımının tribününde oturmuyorum.

Brecht’in Bay K’ nın hikayelerinden bir alıntı: “Bay K nın arkadaşı gazetelerden şikayetçidir ve der ki, ‘ben gazete mazete istemiyorum’. Bay K da gazetelere yönelik benzer eleştiriler yaptığını söyler ve ‘ben başka gazeteler olsun istiyorum” der.

TÜRKİYE’DE ELEKTRİK ENERJİSİ KURULU GÜCÜ- 2017 HAZİRAN (MW)

İthal Kömür 7473 % 9,3

Taş Kömürü, Linyit, Asfaltit 9872 % 12,3

Dogalgaz + LNG      22640,6           % 28,2

Fuel Oil, Nafta, Motorin 303 % 0,4

Güneş 1362 % 1,7

Rüzgar 6161 % 7,7

Hidrolik akarsu 7272 % 9,1

Hidrolik baraj 19771 %24,6

Çok Yakıtlılar 4021 % 5

Jeotermal 860 % 1,1

Yenilenebilir, Atık, Diğer 603 % 0,8

____________________________________________

Toplam Kurulu Güç (06/ 017) 80343 MW

Kaynak TEİAŞ 13.7.2017 S.33

TÜRKİYE’NİN ENERJİ KAYNAKLARINDA HIZLI BİR DEĞİŞİKLİĞE İHTİYACI VAR

TMMOB’un sunumundan aktarmaya devam ediyorum: „Paris İklim Değişikliği görüşmelerinin hedefi olan küresel sıcaklık artışını 1,5 veya en fazla 2 santigrad derecede tutabilmek için, enerji arz ve tüketiminde ciddi ve radikal politika değişiklikleri gereklidir. „ (Sayfa 5).

İşte bunu tartışmalıyız: Enerji arzında ciddi ve radikal politika değişikliği gerekiyor. Yani fosil kaynaklardan enerji elde etmeyi bırakmalıyız. Rüzgar ve güneş enerjilerinden yararlanmayı hızla artırırken, termik santralleri hızla kapatmalıyız. Tüketimde de politika değişikliği gerekiyor. Tüketicilere temiz enerji sağlamamız gerekir. Onlardan iklimi korumak için ışıksız ve soğukta yaşamalarını isteyemeyiz. Türkiye’de abonelere temiz enerji tedarik eden firma var mı? Neyi tartışmalıyız? Bunu tartışmalıyız: Niye yok?

Tekellerin ancak bankalarla finanse edebildiği çok pahalı ve devasa termik, petrol ve doğal gaz santraller bugün de temel elektrik/enerji üretim aracı olmayı sürdürüyorlar (Sunumun 3 sayfasından alıyorum; bu üç fosil kaynak 2016 yılında dünya tüketiminin % 85,5 unu sağladı) İklimi korumak için zorunlu görülen karbon salımını azaltmayı 2016 yılında da beceremeyen bu dünya düzenine cevabınız eğer 2017 yılında da “daha az tüketsinler/üretsinler” (fazla üretime son) demekten ibaret kalacaksa o zaman yurttaşların enerji santrali (Y.E.S.) kurması için çalışanlar, kooperatifler kurmaya çalışanlar biraz yalnız kalacak. Ama bir yanlış anlamayı düzelteyim: Kooperatifler kuruyoruz ama bunu enerji üretimini daha da artırmak için yapmıyoruz. Yenilenebilir enerji kooperatiflerin amaçlarından biri de ortaklarının enerji konusundaki duyarlıklarını artırarak enerji tasarrufuna ve verimliliğine teşvik etmek.

Güneş enerjisinin son 20 yılda gösterdiği gelişmeler sayesinde ülkeler bugün birbiri ardına kömürden çıkış için tarih veriyorlar. Biri diğerini pazardan kovuyor diyebilirsiniz.

Alper Öktem – Güneş Gönüllüsü