Doğa MücadelesiManşet

Cerattepe tahribat raporu: “50 bin 300 ağaç kesilecek, 10 ton civa Artvin’i yok edecek!”

Yurt genelindeki Artvinli yurttaşlar, profesörler, hukukçular, platformların ve STK’lerin bir araya geldiği, Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği (KYÖD) Sosyal Tesislerinde gerçekleşen “Artvin STK ve Platformları Türkiye Buluşması” toplantısının sonuç bildirgesi açıklandı. Buna göre Cerattepe davası için Anayasa Mahkemesi’nden olumsuz yanıt alınması halinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine gidilecek. Verilen mücadele yurt genelinde yaşayan Artvin STK’ler tarafından oluşturulacak platform ve meclisler tarafından sürdürülecek.

“Madenle yeryüzüne çıkacak olan 10 ton cıva Artvin’i yok eder”

Karadeniz Teknik Üniversitesi Orman Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu da Artvin’de yapılan projelerin yol açtığı tahribatı görsel sunumla anlattı. Kurdoğlu, “Doğu Karadeniz dünyanın 3 ayrı kuş göç bölgesi ve yılda 1 milyon kuş geçiyor. Doğayı en az tahrip eden HES’ler Türkiye’de dereyi 25 km boyunca gün yüzü görmeden borulardan geçiriliyor. Yerüstü ve yer altı suları akıl almaz bir şekilde yok ediliyor. Cebri boruların inşaatı 10-15 futbol sahası kadar alan tahrip ediyor. HES’ler için yapılan yolların malzemesi şerlerden aşağı akıtılarak doğa yok ediliyor.” dedi

50 bin 300 ağaç kesilecek!

Yaylaların mülkiyet yapısının “Yeşil Yol” projesiyle değiştirildiğini anlatan Yrd. Doç. Dr. Oğuz Kurdoğlu, “Cerattepe’de 50 bin 300 ağaç kesilecek. Maden için toprağı tersyüz edecekler. Yeraltından yüzeye çok ağır metaller çıkacak. Örneğin 1 milyon ton cevher için çevreye 10 ton cıva salınacak. Yalnızca cıva, ormanlar dahil tüm bitki örtüsünü, yaşam alanlarını yok edecek güçte.” açıklamasında bulundu.

“Artvinli değil flora ve faunayız”

Artvin’de yaşanan çevre sorunlarını hukuk çerçevesinde değerlendiren Anayasa uzmanı Prof. Dr. İbrahim Kaboğlu, “Cerattepe’nin korumak zorunda olduğu değerler Türkiye’nin değerleridir, onun ötesinde insanlığın değeridir. Kendimizi Artvinli yada Türkiyeli olarak değil kendimizi flora ve fauna olarak da tanımlamalıyız. Kaboğlu, “Çevre alanı devletin tekelinde olan bir alan değildir, çevre alanı yurttaşlarına Anayasanın başta 56. maddesi olmak üzere birçok maddesinin koruma önleme geliştirme hakkını yükümlüğü yüklediği bir alandır” dedi.

 

(Birgün, Bianet)