Tokyo’nun sellere karşı aldığı dev yeraltı sarnıçları önlemi iklim kaynaklı felaketlere çare olur mu?

The New York Times’da Hiroko Tabuchi imzası ile yayınlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Oğuzhan Yaman’ın çevirisi ile paylaşıyoruz.

***

Japonya, başkentin çevresindeki suları kontrol etmeye yarayan bir yeraltı sistemi için milyarlar harcadı fakat küresel ısınma daha sert hava şartlarına sebep olurken kimileri şehrin savunmasız kalmasından korkuyor.

Kuzey Tokyo, Kasukabe’deki devasa yeraltı taşıntı tankının dibindeki ziyaretçiler.

Burada, Tokyo’nun kuzeyindeki mağaralarla dolu yeraltı sarnıçları Özgürlük Anıtı’nı içine alabilir, bu kıyas ise tesisin muazzam görevini vurguluyor: dünyanın en kalabalık metropolünü selden korumak.

2006 yılında tamamlanan, suyu bölgenin en savunmasız taşkın yataklarından başka yönlere çeken tünellerle birbirine bağlanmış, 2 milyar dolarlık yeraltı sel önleme sistemi, küresel şehirlerin iklim değişikliğiyle gelen sert hava şartları çağıyla yüzleşirken hazırladığı savunma sistemlerinin sıra dışı bir örneği.

Amerika Birleşik Devletleri’nde bir dizi yıkıcı kasırganın vurduğu kasaba ve şehirler, fırtına koruma sistemlerini güçlendirmek için neler gerekebileceğini anlamaya başladılar. Houston şehir yetkilileri, yağmur suyunun akıntı yönündeki mahallelerde sel baskınlarının olmasını engelleyecek 400 milyon dolarlık yeni bir rezervuar inşa etmek için devlet ve federal fonları talep ettiler.

Yeraltı tesisini yöneten Kuniharu Abe, “Şimdiye dek gördüklerimizin ötesinde bir sel için hazırlanıyoruz, en azından şu ana kadar başarılı olduk” diyor.

Kuniharu Abe, Kasukabe’de Tokyo’yu selden korumak için tasarlanmış yeraltı sisteminin yöneticisi.

Fakat Tokyo’da dahi, daha sık ve yoğun fırtınaların başlaması yetkilileri bölgenin koruma sistemlerinin yeteri kadar güçlü olup olmadığını sorgulamaya itti, bu endişe şehrin 2020 Olimpiyat Oyunları’na ev sahipliği yapmaya hazırlanmasından dolayı daha önemli hale gelmiş durumda.

Japonya Meteoroloji Ajansı, Japonya genelinde saatte 5 santimetreden (2 inç) fazla ölçülen yağış miktarının önceki otuz yıl boyunca yüzde 30 oranında arttığını tahmin ediyor. Saatte 7,5 santimetrenin (3 inç) üzerindeki yağış miktarı sıklığı ise yüzde 70’e sıçradı. Kuruluş, bu yoğun yağışlardaki artışı, hali hazırda dünyanın en çok yağış alan ülkeleri arasında olan ve dilinde ‘yağmur’ için düzinelerce kelime bulunan ülke için yeni bir çağı haber vererek, küresel ısınmaya dayandırıyor.

Büyük yeniden geliştirme projelerinin eski sanayi limanını, yeni konutlara ve iş yerlerine açmasına rağmen, yükselen okyanuslar da 38 milyon insana ev sahipliği yapan Tokyo metropoliten bölgesini fırtına dalgalarına karşı savunmasız kılıyor. Yıllarca yeraltı suyunun pompalanması, son yüzyılda şehrin bazı bölümlerinin 4,5 metre (15 feet) kadar çökmesine sebep olmuştur. Şimdilerde, eskimiş setlerle korunan Tokyo’nun geniş bölümleri deniz seviyesinin altında bulunuyor.

Yeraltı sisteminin bir bölümü. 2014’te yapılan bir çalışmaya göre aşırı yağış, deprem ve tsunami olasılığıyla beraber Tokyo ve komşusu Yokohama’yı dünyanın en tehlikeli metropoliten alanı haline getiriyor.

2014’te İsviçreli Re mükerrer sigorta şirketi tarafından yapılan doğal afet riskleri çalışmasına göre aşırı yağış, yıkıcı depremler ve tsunamiler olasılığıyla beraber Tokyo ve komşusu liman şehri Yokohama’yı dünyanın en tehlikeli metropoliten alanı haline getiriyor.

2015 yılının sonlarında, şiddetli tayfun yağmurları büyük Tokyo’da tahribata neden oldu ve rekor seviyede 19 milyon metreküp (670 milyon kübik fit) su Metropolitan Area Outer Underground Discharge Channel olarak bilinen yeraltı tesisine girdi. Tesisin dört büyük pompasının -ki bunlar Boeing 737 jetinde kullanılan motorlara benzer motorlarla çalışır- baskını temizlemesi dört gün sürdü.

Sel önleme uzmanı ve Tokyo’nun sel-eğilimli bölgesi Edogawa’nın inşaat mühendisliği eski başkanı Nobuyuki Tsuchiya, “Tokyo her yandan tehlikelerle karşı karşıya ve yeteri kadar baş edebildiğini söylemek zor” diyor.

Japonya hükümetinin kötüleşen mali durumu da diğer bir büyük zorluk.

Abe’nin yardımcısı, Yasuyuki Osa tünel sisteminin kontrol odasında

 

2015 yılının sonlarında, tayfun yağmurları rekor seviyede 19 milyon metreküp (670 milyon kübik fit) suyu yeraltı tünellerine akıttı. Tesisin dört büyük pompasının baskını temizlemesi dört gün sürdü.

Kasukabe’deki tesisin yapımı 1990’ların başlarında, Japonya’nın büyük bayındırlık hizmetleri projelerine para ve beton döktüğü bir zamanda başladı. Ancak şimdi, ekonomisinin iki katı büyüklüğünde bir hükümet borcu ve yaşlanan nüfusun bakımının katlanan maliyeti ile ülkenin artık bu gibi iddialı projeleri finanse etmek için daha az kaynak toplama olanağı var.

Kasukabe tesisini yöneten Abe dahi, büyüyen operasyonun tek seferlik bir başarı olabileceğini kabul ediyor. Gelişmekte olan ülkelerden gelip, tesis hakkındaki bilgilerle ilgilenen ziyaretçilerin yapım maliyetlerini öğrendiklerinde çoğu kez kaşlarını kaldırdıklarını söylüyor.

“Japonya’nın bir daha böyle bir şey inşa edebileceğinden emin değilim” diyor Abe.

Uzmanlar zaten çoğu büyük nehir sistemine set çekmiş, tüm kıyı şeridini dalgakıranlar ve beton bloklarla güçlendirmiş bir ülkede daha fazla beton savunma sistemi kurmanın mantığını sorguladılar. Bu korumalardan bazıları yalnızca gelecek seller için hala savunmasız olabilecek bölgelerde gelişmeyi teşvik ediyor diyorlar.

Bazıları, sel savunma sistemlerinin sahte bir güven duygusu yaratıp yaratmadığını ve savummasız kalmış olabilecek bölgelerde gelişmeyi teşvik ediyor. Bir uzman “Malzeme ile yapabileceklerinizin bir sınırı vardır” diyor.

Kasukabe tesisinin, selleri en çok önlediği Doğu Saitama’da yerel sanayi gelişti; bölge birkaç büyük e-ticaret dağıtım merkezi ile yeni bir alışveriş merkezini başarıyla kendine çekti.

Tokyo Üniversitesi, afet önleme profesörü Toshitaka Katada: “Malzeme ile yapabileceklerinizin bir sınırı vardır ve bu sahte bir güven duygusuna sebep olur. Altyapı yatırımları, yerel sel tehlike haritalarına veya tahliye protokollerine aşinalık gibi afette hayatta kalma becerisi konusunda daha fazla halk eğitimi ile birlikte ele alınmalı” diyor.

(Profesör Katada’nın ikna edici bir sicili var. Kıyı şehri Kamaishi’de yürüttüğü, bir tsunami sırasında okul öğrencilerine yüksek bölgelere doğru koşma tatbikatı yaptıran programı, 2011 yılında 15 metrelik (50 fit) tsunami dalgaları şehre vurduğunda 3,000 civarında hayat kurtarmasıyla biliniyor. )

Ziyaretçiler, 2 milyar dolara mal olan ve 2006 yılında tamamlanan sistemi gezebiliyorlar.

Tesisi yöneten Japonya Arazi Bakanlığı yetkilileri: “Yine de, Kasukabe işletmesi Tokyo’nun savunma sistemlerinin kritik bir parçası olmaya devam ediyor” diyorlar. Yaklaşık 76 metre (250 fit) derinliğinde, beş adet dikey yeraltı su deposu, Tokyo’nun kuzeyindeki dört nehirden yağmur suyunu içine alıyor.

Su depolarını bir futbol sahasından daha büyük, geniş bir tanka bağlayan ve tavanları 18 metreye kadar (60 fit) sütunlarla tutulan bir dizi tünel, mekâna bir tapınak hissi veriyor. Endüstriyel pompalar, bu tanktan sel suyunu kontrollü bir hızda, Tokyo Körfezi’ne suyunu boşaltan daha büyük bir nehir sistemi olan Edo Nehrine tahliye ediyor.

Taşkınlar arasında tesis yöneticileri, halkı geniş tank zemininde yürümeye ve karanlık su depolarına bakmaya davet ederek tesis turları düzenliyorlar.

Abe’nin yardımcısı Yasuyuki Osa, yeni bir turun ardından: “Bu, insanları sel baskını tehlikesi ve nasıl uyum sağlayabileceğimiz hakkında düşündürten diğer bir önemli görev” diyor.

 

Haberin İngilizce orijinali

Muhabir: Hiroko Tabuchi

Yeşil Gazete için çeviren: Oğuzhan Yaman

 

(Yeşil Gazete, The New York Times)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page