Kara, Maske, Zeytin ve Diğerleri’nin hikayesi belgesel oluyor

Yönetmen Cem Hakverdi İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde öğretim görevlisi.

Yıllardır Antalya’da yaşayan annesini ne zaman ziyarete gitse, Zeytin de karşılarmış onu evlerinin önünde. Dönme vakti geldiğinde onlarla birlikte durağa yürür, uğurlarmış annesiyle. Zeytin’in Yahşi diye çok yakın arkadaşı varmış bir de. Beraber gezer, beraber uyurlarmış gölgede. Adını Vahşi koymuş mahalleli aslında ama annesi taşınınca oraya, sevdikçe Vahşi’yi, huyu da değişmiş, adı da. Bir sabah bakmışlar Zeytin yokmuş her zaman durduğu kapıda. Beklemişler, aramışlar, mahallelere, barınaklara, sonra arazilere bakmışlar. Yok! Günler geçmiş, Zeytin dönmemiş.

Herkes çok üzülmüş. Yalnız kalan Yahşi de öyle… Yönetmen Cem Hakverdi, Zeytin’den sonra karar vermiş hep aklında olan hikayeyi bir an evvel anlatmaya. Zeytin’in, Maske’nin, Kara’nın, sokaklarda, uçsuz bucaksız, uzak arazilerde yaşam mücadelesi veren binlerce köpeğin, yaşam haklarının ve onlarla kurulan karşılıklı sevgi bağının bir gün birileri tarafından nasıl hesapsızca yok edildiğinin, onları hayatta tutmak için olağanüstü çaba sarf eden hayvan aktivistlerinin belgeselini yapmaya.

Yönetmenin ikinci uzun metraj belgeseli olacak Kara, Maske, Zeytin ve Diğerleri için ön hazırlıklar tamamlandı. Prodüksiyon masrafları için Fongogo’da kitlesel fonlama kampanyası başlatıldı. Belgeselin ulusal ve uluslararası film festivallerinde gösterilerek kamuoyu yaratmasını, sokaklarda, arazilerde yaşam mücadelesi veren köpeklerin şartlarının görünür kılınmasına ve iyileşmesine katkı sağlamasını umut eden Cem Hakverdi ile belgeseli ve açtığı kampanyayı konuştuk.

Kara, Maske, Zeytin ve Diğerleri’nin hikayesinin filmini çekerek aslında neyi anlatmanın peşindesiniz?

Bu belgeseli izleyenlerin köpeklerin zorlu yaşam koşullarına, uğradıkları büyük haksızlıklara ve hayvanseverlerin onlar için verdiği mücadeleye tanık olmalarını istiyorum. Sokaklarda gördüğümüz kadarıyla değerlendiriyoruz olayları ama şehrin uzağındaki uçsuz bucaksız ormanlarda, arazilerde yüzlerce köpek gerçekten çok zor şartlarda yaşıyorlar.

Oraya bir şekilde kentten uzaklaştırmak için toplanıp atılmış, üremeye devam etmişler. Bakamadığı için, artık büyüdüğü için, rahatsız olduğu için atanlarla sayı kontrol edilemez biçimde artıyor. Keneler, pireler, hastalıklarla yaşamaya çalışıyorlar. Önemli bir kısmı ölüyor. Tecavüze uğruyorlar, dövülüp işkence ediliyorlar. Bu hayvanların hepsinin kıymetini bilmek, bütün canlıların insanlarla eşit yaşam hakkına sahip olduğunu anlamak zorundayız. Onların yaşam koşullarını gösteren bir şeylere ihtiyacımız var. Ben belgesel yapıyorum, siz haber yazacaksınız, biri resim yapacak, aileler çocuklarına anlatacak. Herkesin bu konuda elinden geleni yapması gerektiğine inanıyorum. Bu, hepimizin sorumluluğu.

Zeytin’in başına gelenler hepimizin etrafında yaşanıyor

Belgeselin hazırlık aşamasında, arazilerde nasıl manzaralarla karşılaştınız?

Arazi beslemesine ilk defa Göktürk Hayvanseverler Derneği ile gittim. Hayvanları beslemek için bir şeyler yapıyordum fakat durumun ne kadar vahim olduğunu yakından temas edince anladım.

Dernekten Nilgül Sayar belgeseldeki karakterlerden biri olacak. Bir grup insan, onları hayatta tutmak, doyurmak, su vermek, dış parazitlerini yapmak, kırık çıkıklarını tedavi ettirmek için almışlar yükü sırtlarına, çırpınıyorlar. Mahallelerde köpeklerden huzursuz olanlarla, onları toplamak isteyen belediyelerle de mücadele ediyorlar. Bir yandan kaynakları yok. Kendi çabalarıyla lokantalardan yemek artığı topluyorlar.Bu kadar az insanın sorumlu olmasıyla üstesinden gelinebilecek bir yük değil. Toplumun her kesiminde konuşulması, bilinç oluşturulması gerekiyor. Amacım sokaklarda, arazilerde yaşayan hayvanların yaşam koşularını, hayvan aktivistlerinin, gönüllülerin çabasını görünür kılmak, kamuoyu oluşturmak.

Kapınızın önünden bağ kurduğunuz bir köpek birileri tarafından alınıyor, götürülüyor. Çöpe atarcasına, yok edercesine, hesabını soramıyorsunuz. Köpeğin o sokağa ait olduğunun, yaşam hakkı olduğunun farkında değiller. Bu korkunç bir şey. Zeytin’in başına gelen gibi çok örnek var.

Gönüllüler artsın, arazilere gidemiyor olsalar bile kendi mahallelerindeki köpeklerden başlayarak ilgilenmeye başlasınlar. Çabam bundan ibaret.

Çekimler için neden İstanbul ve Ağrı’yı seçtiniz?

Ağrı’da henüz tanışmadığım ama çok iyi şeyler yaptıklarını duyduğum gönüllüler var. Orada sağlığa ve mamaya erişim olanakları daha az İstanbul’a göre. Yerinde görmek istiyorum.

Sakarya’da da gönüllü bir grup var. Belki oraya da gideceğim, belki Karadeniz’den ya da Akdeniz’den başka bir şehre. Bu dram her yerde yaşanıyor. Temsiliyet açısından farklı şehirlerde olmak önemli.

‘Bu film umut versin, insanları harekete geçirsin istiyorum’

Yaşanan her şeyi izleyecek miyiz belgeselde, bu bize ne hissettirecek dersiniz?

Belgesel yönetmeni olarak yapacağım şey, gerçek neyse, onu yansıtmak olacak. Bugüne kadar gerçekte nelerin yaşandığına dair kapsamlı bir çalışma yapılmamış. İzleyenlerin hisleri değişecektir, kimi üzülecek, kimi öfkelenecek, kimi harekete geçecek, ben de destek olmalıyım diyecektir.

Durumun kendisi üzüntü verici ancak iyi şeyler de oluyor ve bunu da göstermek önemli. Gönüllüler, aktivistler bu hayvanlara umut oluyorlar. Belediyelerin negatif yönleri var evet, önemli çalışmaları da oluyor. Köpeklerin büyük kısmı belediyelerin rehabilitasyon merkezlerinde tedavi oluyorlar. Belgeselin umut vermesi, insanları bir araya getirerek harekete geçirmesi en büyük arzum.

Belgeselin yapılmasına kitlesel fonlama ile destek olabilirsiniz

Belgeselin yapım ve yapım sonrasındaki masraflarını karşılamak için kitlesel fonlama yöntemine başvurma fikri nasıl doğdu? 

Bundan önceki belgesel filmim sıfır bütçeliydi. Bu durumun belgesel filmi yapmak için avantajları da var, dezavantajları da. Bu filme aynı şekilde başlamak istemedim. Prodüksiyon giderlerini başka yöntemlerle de finanse etmek mümkün olabilirdi ama kitlesel fonlama yoluyla hayvan severler tarafından desteklenerek hayata geçirilmesi bana daha anlamlı geldi. Bunun için fongoga’da bir ay sürecek bir kampanya başlattım. Destek miktarlarına göre ödüller koydum. Bir haftada beni çok mutlu eden destekler geldi. Üç hafta daha devam edecek. Hala desteğe ihtiyacımız var.

Benim arkamda bir sürü güzel insan var, beni anladılar, desteklediler demek çok değerli. Bu bana güç veriyor. Filmin etrafında böyle bir topluluğu oluşturmak, onları filme davet etmek, birlikte izledikten sonra nelerin olup bittiğini konuşuyor olmak manevi olarak da son derece anlamlı olacak.

Kara, Maske, Zeytin ve diğerleri from cem hakverdi on Vimeo.

Kara, Maske, Zeytin ve Diğerleri belgesel filmiyle ilgili gelişmeleri facebook sayfasından takip edebilir, film için açılan kitlesel fonlama kampanyasına şu linkten destek olabilir, kampanyayı sosyal medya hesaplarınızdan paylaşarak hikayenin ve desteğin yaygınlaşmasını sağlayabilirsiniz.

Fotoğraflar: Cem Hakverdi

Haber: Güneş Dermenci

 

(Yeşil Gazete)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn14Email this to someonePrint this page