Kürd referandumu, bir turnusol kâğıdı – Ahmet İnsel

Bu yazı cumhuriyet.com.tr sitesinden alındı

Dün Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin düzenlediği referandum, bölgenin içinde bulunduğu ortamda acil miydi? Bağımsızlık yerine bir Irak federasyonu veya konfederasyonu içinde yer almak, en başta bölge Kürtleri için en iyi çözüm olabilirdi. Karşı taraftan bunu onlara öneren çıktı mı? Diğer taraftan, IKBY içinde siyasal olarak sıkışan Barzani yönetimi, bağımsızlık referandumunu gündeme getirerek, bu durumu aşmayı mı esas olarak hedefledi? Muhtemelen.
Sonucun açık ara “evet” olacağı kuşkusuz olan bu referandumla ilgili sorulacak çok soru var. Bu soruların hemen hepsi Barzani muhalifi Kürd siyasal hareketleri tarafından dile getirildi. Muhalefet, Mesud Barzani’nin süresi biten IKBY başkanlığını fiilen uzatılmasına tepki gösterdiği için, Ağustos 2015’ten beri IKBY meclisi kapalıydı. Mesud Barzani 2015’te, cihatçılara karşı savaşılan ortamı neden gösterip başkanlık seçimi yaptırmamıştı. Yeğeni Başbakan Neçirvan Barzani, meclis başkanını görevden almış ve muhalif Goran partisi milletvekillerinin Erbil’e girmesini yasaklamıştı. Büyük ölçüde Barzani devleti olan IKBY, fiilen başkanlık sistemiyle iki yıldır idare ediliyor. Muhalefet meclisin başkanlık yasasını yürürlüğe koymasıyla açılmasını talep ediyordu.

Bağımsızlık referandumunun yöntemi, zamanlaması ve kapsadığı coğrafya ile ilgili eleştirilerde haklılık payı var. Bunların hepsini Kürdler dile getiriyor. Ama aynı Kürdlerin, etnik kimlikleri nedeniyle dışlanmaya devam ettikçe, eşit vatandaş statüsü elde edemedikçe, çeşitli vesilelerle aşağılandıkça, bu bağımsızlık ülküsünü hep yüreklerinde hissetmelerinden daha doğal ne olabilir? Referanduma karşı olduğunu açıkça ilan etmiş bazı örgütler, referandumdan bir gün önce taraftarlarını sandığa gitmeye ve “evet” oyu vermeye çağırdı.

Referandum kararını KDP tek başına almadı. İki yıl aradan sonra ilk kez eylül başında, referandum kararı almak için toplanan 111 üyeli IKBY meclisinde, oturuma yalnız 68 milletvekili katıldı. El kaldırarak yapılan oylamada, 65 evet oyu çıktı. Barzani’nin partisi KDP’nin milletvekili sayısı 38’di. Sadece Barzani’nin partisi referandum kararını onaylamamıştı. Sonuçlarından endişeli de olsalar, on yılların birikmiş özlemi ve Arap-Türk-İran ulus-devletlerinin aşağılayıcı tehdit ve tepkileri karşısında, referandum ister istemez bir haysiyet meselesine dönüştü.

***

Bu referandum Türkiye’de milliyetçiliğin nasıl esas büyük koalisyonu oluşturduğunu bir kez daha gösterdi. Türk milliyetçiliği, sağdan sola yayılan bir yelpaze içinde ve sürekli aktif olan bir koalisyondur. Hem etnik hem de dini temellidir. Yakın zamana kadar büyük kentlerde eğitimli ve modern Türk aileleri Yahudi, Rum veya Ermeni komşularından “ecnebi” diye bahsetmekte bir sakınca görmezlerdi. Sadece tescilli aşırı milliyetçiler arasında değil, muhafazakârların ve modern, eğitimli, laik kesimin içinde de Kürd Kürt oldu ama Kürd kimliği taşıyarak “yerli ve milli” olması bir türlü kabul edilemedi.
Tayyip Erdoğan, tekrarlattığı 2015 seçimi öncesinde, “Meclis’e 550 tane yerli ve milli milletvekili gönderin” deyince, Sözcü gazetesi on AKP adayının fotoğraflarını, “Kim milli, kim yerli?” başlığı altında yayımlamıştı. “Kürt kökenli”, “Zaza”, “Ermeni kökenli”, “Afgan asıllı” ibareleriyle. Milliği ve yerliliği sorgulanan bu kişilerin sekizi Kürttü. Bugün IKBY’deki referandum konusunda sergilenen aşağılayıcı ve tehditkâr tavrın özünde bundan farkı yok. Bu referandum, bir turnusol kâğıdı gibi, Türk milliyetçi koalisyonunu bir kez daha gösteriyor.

IKBY yönetimini tasvip etmeyen, yapılan referandum konusunda çekinceleri olan bir Türkiyeli Kürt olsanız, bugün Türk milliyetçiliğinin sergilediği tavır karşısında, gönlünüz Irak Kürdistanı’nda yapılan referandumda olmaz mı?

Ahmet İnsel – Cumhuriyet