Yeni Foça’da “biyo” olmayan biyokütle projesi ve meraya ortak çıkan biyogaz projesi

Yenifoça, geçen yıl Donatkent Plajı’nın halka ait olduğunu renkli eylemleriyle anlatan, uzunca bir süredir de Aliağa cüruf alanındaki atıklara karşı verdiği mücadeleyle adını sıklıkla duyduğumuz yerleşim yeri. Yenifoça sakinlerinin sabrı bu kez iki yeni projeyle sınanıyor. Bu projelerden biri Ilıpınar Biyokütle (Tehlikesiz Atık) Yakma Tesisi diğer ise Bağarası Foça Biyogaz Enerji Santrali. 

İki projenin en büyük ortak özelliği her ikisinin de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından onay verilmiş ancak Foça Belediyesi tarafından faaliyetin yürütülmesine karşı dava açılmış olması. Bir diğer ortak nokta ise atanan bilirkişilerinin aynı ve bilirkişi inceleme tarihinin 22 Eylül 2017 Cuma (dün) olmuş olması.

Nitekim Foça Belediyesi ile yurttaşların her iki tesise verilen izinlerin iptali istemi ile açtığı davanın bilirkişi keşfi, Yenifoçalıların da katılımıyla 22 Eylül Cuma Saat: 10.00’da başlayarak gerçekleştirildi. Sivil toplum tarafından her iki proje hakkında şikayetler sıralandı sağlık ve çevre etkilerine dikkat çeken  basın açıklaması yapıldı. 

Bilirkişi incelemesinde beş bilirkişi uzman, iki avukat, bir jandarma ve bir mahkeme katibi görev aldı. Bilirkişi İncelemesi Avukatlarından Av.Enis Dinçeroğlu’nun ifadesiyle , dava konularının görüşüldüğü ilk kısımdan sonra  saha turuna  çıkıldığını,  görevlilerin aynı bölge içinde yaşayan ve  ilginç bir şekilde herkesin  astım, bronşit ve koah hastalıklarından mağdur bulunuyordu.

Ilıpınar Cüruf Sahası Biyokütle Yakma Ünitesi Bilirkişi İncelemesi

Öncelikle belirtmemiz gerekir ki, proje adında “biyokütle” teriminin  geçiyor olmasıyla edinilen izlenim, bu projenin faaliyet alanının  “bio” yani  “gübre, ahşap, kağıt, hatta yosun”  gibi organik süreci geçirmiş maddelerle ilgili olduğunu düşündürüyorsa da sözkonusu  ünite Güneydemir Demir Hurda Madencilik İnş. Nak. Taah. San.Tic.A.Ş’ye ait olup , Egedemir Demir Fabrikasının  bir yan kuruluşu. Bahsigeçen Egedemir A.Ş’nin adı ise Aliağa ve Foça’da termik santral ve kül-cüruf depolama alanı  ile dolayısıyla İzdemir  ilişkilendiriliyor.

İzmir 2017  Çevre Durum Raporu’nda ise  TMMOB’un Şehir Plancıları Odası İzmir Şubesi (ÇMO)’nin  Aliağa ve Foça’da termik santral ve kül-cüruf depolama alanı yapılmasına yönelik imar planı değişikliklerine karşı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile İzdemir Enerji Elektrik Üretim AŞ’ye dava açarak mahkemenin yürütmeyi durdurmasını  sağladığı bilgisi yer alıyor.

İzmir ÇMO 2017  raporu incelendiğinde Egedemir’in, cüruf alanında, yine Aliağa sanayicilerinin ürettikleri atıkları yakacak bir tesis kurmaya hazırlandığına dikkat çekiliyor. Aynı raporda Şirketin  Aralık ayında İzmir Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğüne yaptığı başvurunun ardından bakanlığa sunduğu “Proje Tanıtım Dosyası”yla Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecini başlatılmış olduğundan da bahsediliyor.

Kurulan tesise “Tehlikesiz Atık Yakma Tesisi” denmesinin ardında tehlikeleri dikkatlerden kaçırma çabası  mı var?

Nitekim Proje içerisindeki detaylara göre Güneydemir Firması “organik ” tabir edilmesi gerekn biyo atıkları depolamak için stok alana ihtiyaç duymuyor çünkü  proje dosyasında açıkça atık yakma ünitesinde yakacağı maddeleri açıkça Egedemir cüruf atık sahasından alacağını yazmış bulunuyor. Buna mukabil, Egedemir cüruf atık sahasındaki atıkların dökümü ise proje ekinde şöyle verilmiş: uçucu kömür külü, fosforlu cüruf, kalsiyum bazlı atıklar, işlenmemiş cüruf, ocak cürufları,atık beton ve beton çamurları.

Yangın tehlikesi!

Bu bağlamda  şüphelerin doğru çıkması halinde ise risk büyük. Yenifoça Forum’dan Kadri Sungur’a göre Demir çelik atıklarının, cürufun, elyafın, plastiğin yanmasıyla oluşacak hava kirliliği  ve ya bu bölgedeki çam ve zeytin ağaçlarının tutuşma ihtimali  bölgedeki hakim rüzgarlarla  Menemen Ovası’nı hatta bütün İzmir’i  tehdit altında bırakıyor. Nitekim 7 Eylül 2017 tarihinde Egedemir Şirketi tarafından kurulan atık yakma ve geri dönüşüm tesisinde meydana gelen yangın da itfaiye raporu alana demirçelik atıklarının dışında başka türden atıkların da getirilerek yakıldığı iddialarını güçlendirecek nitelikte.

Kümülatif etki düşünülüyor mu?

Kaldı ki TMMOB, İzmir ÇMO  2017 raporunda “ Kentin kuzeyinde Aliağa endüstri bölgesinde yer alan demir çelik ve petrokimya tesislerinin emisyonları İzmir için önemli bir kirlilik kaynağı olduğu ve mevcut tesislerin iyileştirilmesinin, bunların emisyonlarının en aza indirilmesinin ve emisyon kontrol sistemlerinin sürekliliğinin sağlanmasının gerektiği belirtilmiş bulunuyor. Raporda ayrıca halihazırda faaliyette olan İzdemir Termik santrali  varken bir de metal, endüstriyel cürufun yakılmasının kümülatif etkisinin de düşünülmesi gerektiğine dikkat çekiliyor. Bununla birlikte ÇMO raporuna göre  Aliağa ve yakın çevresinde yeniden termik santraller kurma çalışmaları hava kalitesi için büyük bir tehdit oluşturuyor, termik santral yatırımlarının acil olarak durması gerekiyor. Buna rağmen Socar Termik Santrali’nin de proje aşamasında bulunuyor.

Ziyan edilen turizm!

Yenifoça Forum’dan Özgür Küçüktülü Eski taş evlerin ,daracık sokakların olduğu, konaklarıyla meşhur olup turizm açısından da değer teşkil eden Kozbeyli Köyü’ne  yalnızca 6 kilometre mesafede olduğunun ve projenin negatif dışsallıklarının turizme  de yansıyacağının işaretlerini vereceğini ifade ediyor. Ilıpınar ve Yeniköy bu yatırımın gerçekleşmesiyle operasyondan olumsuz etkilenecek yerleşim yerleri arasında.

Bağarası Foça Biyogaz Enerji santrali Bilirkişi İncelemesi

Biyogaz en açık tanımıyla organik atıklardan metangazının dolayısıyla elektrik üretimini  mümkün kılan bir sistem ve yenilenebilir enerji kapsamında  çeveci çözümler sunuyor. Fakat projede “organik” madde olarak gübre esassa da plan ve gerçekler arasında farklar dikkat çekiyor zira, problem firmanın fizilbilite çalışmalarına  göre elde edilen verilerin dışına taşan şekilde faaliyet gösterme eğilimi içinde olduğunun anlaşılmasına dayanıyor.

Foça Ziraat Odası’nın ve Foça Belediyesi’nin yurtdışından uzman yetkililerin danışmanlığında yaptığı değerlendirmelerin Biyogaz Santrali için önerilen yerin ücreti mukabilinde ilgili firma tarafından kabul edilmemiş olması sivil toplum ile şirketi karşı karşıya getirmiş bulunuyor.

Mera, bedelsiz  tahsis mi?

Zira belediye tarafından önerilen yer biraz daha yerleşim alanlarından uzak ve Biyogaz işletmesinin kurulması için besi ihtiyaçlarının karşılanabileceği ve üreteceği elektiriği satması açısından da elektirik iletim hatlarının yakınında olmasına rağmen elverişli konumda bulunuyor. Buna mukabil firmanın talebi Bağarası’nda bedel ödemeden edinebileceği meralık araziden yana bulunuyor.

Yenifoça Forum’dan Küçüktülü’nün aktardığına  göre tesisin faaliyeti için 30 dönümlük alan yeterli olabilecekken 166 dönümlük yere konuşlanma çabası ve altyapı olanakları itibariyle  kapasitesi 2MW elektrik üretimine elverirken 6 Megawat’lık  elektrik kapasitesi olduğunu beyan etmiş bulunuyor.

Meranın köydeki hayvancılık açısından önemi biyogaz üretimi için gereken gübre üretimi de olumsuz etkilenebilecekken  tesisin ısrarla yerleşim yerlerine yakın konumdaki merada yapılmak istenmesi de soru işaretleri uyandırıyor ve Meclisten geçemeyen Mera Kanunu değişikliğinin  bu şekilde uygulamaya konmaya çalışıldığını düşündürüyor.

Meralar, Mera Kanununu’na göre Hayvanların otlatılması ve otundan yararlanılması için tahsis edilen veya kadimden beri bu amaçla kullanılan yer olarak tanımlanmıştır. Uygulamada ise özel mülkiyete geçirilemeyeceği, amacı dışında kullanılamayacağı, zaman aşımı uygulanamayacağı, sınırları daraltılamayacağı ancak, kullanım hakkı kiralanabileceği ve kiralama ilkelerinin yönetmelikle belirlendiği açıktır. 

Kamusal niteliği olan meranın tesise tahsis edilmesi halinde ise tek osrun tesisin meraları işgal etmesi değil, meranın yerleşim yerlerine yankın olması nedeniyle salacağı koku nedeniyle de  toplum sağlığı ve huzuru açısından da önem teşkil etmesine bağlı bulunuyor.

Bilirkişi incelemelerinin sonuçları üç ay içinde belli olacak.

 

Haber : Pınar Demircan

(Yeşil Gazete)