Kaz Dağı yeniden buluşturunca bizi…

Güneş, sık çam ağaçlarıyla kaplı tepenin ardında yükselirken, rüzgarın yapraklarla gece boyu süren söyleşisine kuşlar da katıldı. Yıldızlarını toplayıp sarı sıcağını seren gökyüzü, yeşilin koyudan açığa geçen tonlarından yansıdı. Zaman, hareket eden renklerin peşi sıra, derenin sesinde durdu, aktı.

Hayatın topraktan doğduğunu hatırlamak, eli doğanın kalbinde uyanmak, şehir alışkanlığı algılardan sıyrılıp doğanın ruhunda buluşmak, ona zarar verenlere karşı geç kalmadan bir araya gelmenin önemini anlamak için yola çıkanların çadırları, beş gün boyunca Kaz Dağı’nın kucağına açıldı.

16- 20 Ağustos tarihleri arasında Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından üçüncüsü düzenlenen Kazdağı Ekofest için hazırlıklar günler öncesinden başladı. Çanakkale – Küçükkuyu ile Balıkesir-Altınoluk arasındaki Narlı Köyü‘nden yukarı çıkan, iki yanında zeytin ve çam ağaçları sıralı yoldan varılan kamp alanındaki her çiviyi gönüllüler çaktı.Kazdağı Ekofest için oluşturulan ve festival bittikten sonra yine gönüllülerce, doğayı rahatsız etmemeye özen göstererek toplanan kamp alanı için Darıdere Tabiat Parkı’na yakın Fidanlık Mevkiinin seçilmesinin sebebi, Mıhlı Çayı‘nın, aşağısından akması. Kazdağı Ekofestin hikayesi 2014 yılında buradan başlamıştı. 1/100 bin ölçekli Balıkesir – Çanakkale Çevre Düzeni Planında işaretlendiği gibi, Mıhlı Çayı‘ndan Zeytinli Çayı‘na kadar olan dereler üzerindeki baraj projeleri hayata geçerse bu bölge, üzerinde yaşayan tüm canlılarla birlikte sular altında kalacak.

‘Bin pınarlı’ Kaz Dağı’nın eşsiz doğasının barajlarla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğuna dikkat çekmek, çevre mücadelesini büyütmek amacıyla  “Dereler özgür aksın” temasıyla doğan Ekofest, Kaz Dağları’nın etrafını kuşatarak büyük tehdit yaratan altın madeni ve termik santral projelerine karşı ikinci yılında “Orman gibi kardeşçesine” temasıyla yapılmıştı. Bağının toprakla olduğunu bilenler, bu kez “Hayat topraktan doğar” diye toplandı.

Ekofest‘in suya, toprağa dokunan, müzikle, şiirle, sessizlikle, söyleşilerle, oyunla, hareketle, dansla, masalla iç içe programı başlamadan önce, geleneksel Kaz Dağı Çorbası kaynadı.

Her Ekofest’in ilk gününde olduğu gibi Aşçı Fok, bölgede antik zamanlardan beri buğday yarması ve Kaz Dağı’na özgü ot ve baharatlarla hazırlanan çorbayı pişirmek üzere kazanın başına geçti. Malzemeler karıştıkça bereketi havaya yayan koku, kalabalığı muhabbetle çorbanın etrafına çekti.

Bu lezzetli ikramın ardından, kimi Mıhlı Çayı’nın buz gibi sularında yüzdü, kimi su kenarında, ormanın serin gölgesinde yürüdü. Öylece durup anın sesini dinleyenler, doğanın telaşsız, düzenli ritmini izleyenler de vardı, çocukların toprakla kurdukları oyunlara katılmaktan geri duramayanlar da.

Kimi keşfe meraklı, macerayı seven ruhlarsa uzakta olduğu rivayet edilen büyük şelaleyi aradı.

O esnada kampın farklı yerlerinde oluşturulan atölye alanlarında arkadaş bilekliği, ip mandala, ahşap oyuncak yapımı bilgileri paylaşılırken, su başındaki söyleşi alanında toprağın oluşumu, ekosistemdeki yeri, ormanla ilişkisi, toprağın ekonomik ve sanatsal boyutu, psikolojisi, felsefesi gibi başlıklarla, tüm yönleriyle toprak konuşuldu.

Seramik yapmayı öğrenen çocuklar çamurla oynarken toprağın büyüsüyle tanıştılar.

Gün kendini usulca çekerken, yoga, reiki, tai-chi ve beden ritm atölyeleri başladı, bu kez içe bakıldı.

Kazdağı Ekofest’in üzeri birden yıldızlarla kaplanan sahnesinde Ethnic Band, Ahmet Beyler, Şantiye, Devran, Hüseyin Fırtına ve Cümbüş Cemaat müzik yaptı. Çok sesli, çok dilli ezgilerden sessizliğe ilerleyen gecede çadırların cılız ışıkları söndükçe yıldızlar toz bulutu oldu, yağdı.

Doğa talanına karşı yan yana durma zamanı

Kazdağı Ekofest’in dördüncü gününde, yirmi bir sivil toplum kuruluşunun katılımıyla çevre forumu düzenlendi. STK temsilcileri, geldikleri bölgelerde ne üzerine ve neye karşı çalıştıklarını anlattı. Forumun sonunda yayınlanan sonuç bildirgesinden, doğa talanına karşı birlikte mücadele etme, ortak strateji geliştirme, bilgi ve deneyim paylaşımı kararları çıktı.

 

Zeytin nöbetçilerine doğa koruma ödülü

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Ekofest’te bu yıl ilk kez doğa koruma ödülü verdi. Yerel doğa koruma ödülü, zeytinliklerinin orta yerinde yapılmak istenen jeotermal sondaja karşı nöbet tutarak 33 gün sonunda sondajcıları köylerinden gönderen, hukuki mücadeleleri devam eden Gülpınarlıların oldu.

Köy otobüsüyle geldikleri kamp alanında büyük sevgiyle karşılanan, doğa koruma ödüllerini almak üzere alkışlarla sahneye çıkan Gülpınarlı kadınlar, zeytin nöbetiyle özdeşleşen ‘vermeyiz, vermeyiz, zeytinlerimizi vermeyiz’ diye uyarladıkları türküyü bu kez ‘zeytinlerimizi vermedik’ diye söylediler. Gülpınar Muhtarı Ünal Karagöz, ‘Bu, Gülpınarlı kadınların zaferidir’ dedi.

‘Cerattepe ile Kaz Dağı kardeştir’

Ulusal doğa koruma ödülü ise, Artvin Cerattepe’de yıllardır madene karşı mücadele eden Yeşil Artvin Derneği‘ne verildi.

Ödülü almak için Ekofest’e katılan Yeşil Artvin Derneği Başkanı Nur Neşe Karahan, ‘Artvin’deki tüm canlılar adına buradayım. Hepimizi çok mutlu eden bu ödülü onlar adına alıyorum’ dedi ve ekledi: “Cerattepe ile Kaz Dağları’nın yolları da benzer, sorunları da, sorunlarla mücadele etme yöntemleri de…” Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği Başkanı Süheyla Doğan, “Aramızda kilometreler de olsa, Kaz Dağı Artvin’le omuz omuza” dedi.

Çırpılar Termik Santraline hayır!

Yönetmenliğini Umut Vedat‘ın yaptığı, Yırca’dan Gerze’ye, Karabiga’dan Aliağa’ya termik santralleri ve halk direnişlerini konu alan Kara Atlas belgesi de Ekofest’de gösterildi. Çanakkale‘nin Yenice ilçesine bağlı Çırpılar köyünde yapılmak istenen kömürlü termik santrale karşı iki yıldır mücadele eden Agonya Dayanışması adına Ekofest’e katılan Çırpılar köyü eski muhtarı Hüseyin Soylu, santralin 13 Eylül’de yapılacak 4. İDK toplantısı öncesi dayanışma çağrısı yaptı.

Kaz Dağı’na yolculuk niyeti olsun Ekofest zamanı

Beş gün boyunca Kaz Dağı’nın sesleriyle, kokusuyla, renkleriyle, ritmiyle yavaşlayanlar, kalplerini oradaki canlıların yaşamına uyumlayanlar, şehre geri dönmeyi ağırdan aldı. Çadırlarını toplayanlar vedalaşırken, bir sonraki Ekofest’te yeniden buluşma, Mıhlı Çayı’nın ve bütün derelerin özgür akması dilekleri ile ayrıldı. Süheyla Doğan, Ekofest’e bu yıl çok çocuğun gelmesine hayli sevindiklerini belirterek, güzel bir festival deneyimini daha paylaştıkları değerlendirmesi yaptı. Emeği geçen herkese, Ekofest ekibine, gönüllülere ve tüm katılımcılara teşekkür ederken, destek ve katkıların sponsorsuz düzenlenen Ekofest’in sürmesi için önemli olduğunun altını çizdi.

Kaz Dağı’nın masal derelerinin yamacında yeniden bir araya gelinmesine vesile olan, farklı bölgelerdeki çevre mücadeleleri arasında hikaye ve deneyim aktarımını sağlayıp yeni bir iletişim kuran Ekofest, Cerattepe’den Çanakkale’ye, Ayvalık’tan Diyarbakır’a, Muğla’ya, çevre ve yaşam hakkı mücadelesinde yan yana durmanın güçlü kıldığını, umut kattığını hatırlattı.

(Fotoğraflar için Beyhan Güleç‘e, Serhat Özhan‘a, Mesut Özonat‘a ve Deniz Özturan‘a teşekkürler.)

 

Güneş Dermenci