Mersin’de ’32 kısım tekmili birden bir umut adası’: Kültürhane

Kültürhane’yi duydunuz mu? Ya da soruyu şöyle sorayım: Mersin Üniversitesi’nden ihraç edilen Barış imzacısı akademisyenler tarafından açılan ve kurucularından Ulaş Bayraktar tarafından “32 kısım tekmili birden bir umut adası” olarak tarif edilen Kültürhane‘den haberiniz oldu mu? Olanlar zaten biliyor, ben henüz haberi olmayanlar için aktarayım kendi bildiklerimi ve Cuma günü (25 Ağustos) yaptığım Kültürhane ziyaretinde dostum, arkadaşım ve mekanın ortaklarından Deniz Altınay’dan öğrendiklerimi.

Kitaplar öksüz, yetim kalmasın istedik

Herşey Ocak 2016’da “Bu suça ortak olmayacağız” barış bildirgesine imza atmamız ile başladı diyor Deniz. Henüz ortada barış imzacılarına dair bir yaptırım bulunmuyorken kraldan çok kralcı davranan Mersin Üniversitesi Rektörü’nün işgüzarlığı ile bildirgenin hemen 1 ay sonrası Şubat 2016’da ilk ihraçlar başlamış.

Deniz ile Kültürhane’yi mekanın verandasında konuştuk

İhracın o dönem hukuki bir dayanağı bulunmadığından “Sözleşme yenilememe” gibi tali yollar ile Şubat 2016’da 2, Mart ayında 1, Nisan ayında ise içinde Deniz’in de bulunduğu 3 akademisyenin üniversite ile ilişiği kesilmiş. “Sözleşmeli çalışan akademisyenler için bu yöntem uygulanıyordu” diyor Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde uzman olarak çalışırken üniversiteden çıkarılan Deniz Altınay. 15 Temmuz Darbe Girişimi sonrası gelinen Olağanüstü Hal (OHAL) Dönemi ile hayatımıza dahil olan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) daha gündeme gelmeden Mersin Üniversitesi’nden “Bu suça ortak olmayacağız” barış bildirgesine imza atan 22 akademisyenin yarıya yakınının da üniversite ile ilişiği kesilmiş.

Deniz Altınay, sözleşmesinin uzatılmayacağı kesinleştğinde son derslerinden birini okulun çimenlerinde gerçekleştirmişti

“En son 29 Nisan 2017’de yayımlanan 689 sayılı KHK ile de bildirgede imzası bulunan tüm arkadaşlarımız üniversitedeki görevlerinden ihraç edildiler” diyor Deniz Altınay. Bu süreçte birçok akademisyen Türkiye’de kendilerine çalışma alanları ile ilgili faaliyette bulunma imkanı bırakılmadığı için yurtdışına gitmek durumunda kalmış. “İşte tamda bu anda şu soru ile karşı karşıya kaldık” diyor Deniz, “Arkadaşlarımızın kitapları ne olacak. Gözleri gibi korudukları. üzerlerine titredikleri ve beraberinde götürme imkanı bulamadıkları onlarca, yüzlerce kitabın akibeti ne olacak. Kültürhane bir bakıma bu ihtiyaçtan da doğdu diyebiliriz. Arkadaşlarımızın kitapları öksüz, yetim kalmasın istedik”

3 Silahşörler!: Ayşe Gül, Ulaş, Deniz ve Nalan

Kültürhane’nin verandasında çaylarımızı yudumlarken konuşuyoruz Deniz ile. Arada çaylarımızı tazeliyor Kültürhane emekçilerinden Cansu. “Peki siz kimsiniz? Kültürhane’nin arkasındaki asıl kişiler kim? Kaç kişi giriştiniz bu işe? Başından bir anlatabilir misin Kültürhane öyküsünü?” diyorum Deniz’e.

3 silahşörler soldan sağa Deniz Altınay, Ulaş Bayraktar, D’artagnan Nalan Turgutlu Bilgin ve Ayşe Gül Yılgör

“4 kişi olarak kurduk ama biz bu hayalin tüm dostlarımız tarafından sahiplenilmesini istiyoruz” diyor Deniz. “Hikayenin başlangıcı aslında Mersin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü’nde Doç. Dr. olarak görev yapan Ulaş’ın (Bayraktar) 29 Nisan 2017 KHK’sı ile üniversiteden ihraç edilmesi idi diyebiliriz. Ulaş hemen “Bir şey yapmalıyız” düşüncesi ile arayışlara girdi. Mayıs ayında da şu an içinde bulunduğumuz mekanı gören bir arkadaşı Ulaş’a haber veriyor. Kendisi de gelip mekanı inceliyor, beğeniyor. Hemen sonrasında da bize mesaj atıp, “Bir mekan var. Ben gördüm beğendim, Ne dersiniz?” diyor ve ardından süreç işlemeye başlıyor. Mayıs ortası gibi sözleşmeyi imzalamıştık. 3 yıllık bir sözleşme yaptık mekan sahibi ile. Ardına da mekanın inşa faaliyetlerine giriştik. Kütüphane kısmını sana başta aktardığım gibi çoğunlukla yurtdışna gitmek durumunda kalan akademisyen arkadaşlarımızın kitaplarından oluşturduk. Birçok yerden kitap bağışı da sürekli geliyor.

Kültürhane’ye hayata geçirme çalışmalarının her aşamasında dayanışma esas gündem

Mermer ustası bir arkadaşımız gelip o işlerimizi kotardı. Derken mutfağı da gene dayanışmacı bir emekle dizayn ettik. Henüz tadilat bitmiş değil ama. Açılış tarihimiz 30 Eylül’e kadar hepsini tamamlamaya gayret ediyoruz. 4 ortak olarak giriştik bu işe demiştim. İşte ben varım, Ulaş var, gene 29 Nisan KHK’sı ile ihraç edilen Mersin Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İşletme Bölümü’nden Prof. Dr. Ayşe Gül Yılgör hocamız var, bir de akademisyen olmasa bile tüm süreçte bizimle birlikte olan ve “Bu suça ortak olmayacağız” barış bildirgesine destek amaçlı oluşturulan “Barış için Feministler” grubundan Nalan Turgutlu Bilgin arkadaşımız var. Tam bu noktada, “3 silahşörler gibi yani” diyorum Deniz’e ve ekliyorum, “Biliyorsun onlar da aslında 4 kişidir. Athos, Portos, Aramis ve D’artagnan. Nalan da grubun D’artagnan’ı oluyor bu durumda” “O konuda bir yorum yapamayacağım Alper. Nalan’a sorabilirsin istersen” şeklinde yanıtlıyor yorumumu Deniz.

Açılış 30 Eylül’de

Mersin için bir kültür vahası olarak adlandırmayı uygun gördüğüm Kültürhane’nin resmi açılışı ise Deniz’in bana aktardığına göre 30 Eylül 2017 Cumartesi günü gerçekleşecek. “Tüm dostlarımızı. Dayanışma ağımıza dahil olmak isteyen herkesi davet ediyoruz açılışımıza” diyor Deniz.

Kültürhane’nin kütüphanesinde Naomi Clein’in iklim değişikliğine dair kitabı, “This Changes Everything” de bulunuyor

Kültürhane için sırf kütüphane, etüd merkezi ve çay içip sohbet edebileceğiniz bir mekanın çok ötesinde bir kurguları olduğunu da ifade ediyor. “Söyleşiler, atölyeler, sinema gösterimleri olsun istiyoruz. Öğrencilerin şehrin tam merkezinde kendilerini akademik olarak güçlü bir mekanda hissedip burada çalışmalarını hayal ediyoruz. Yurtdışına gitmek durumunda kalan arkadaşlarımıza internet aracılığı ile buradan bağlanıp onların alanlarına dair atölyeler, dersler, paneller planlıyoruz. Bu dediğimde bizim şu an aklımıza gelenler. Ama zamanla, buraya gelen dostlarımızın önerileri ile şu an hiç aklımızda olmayan çok başka etkinliklere de ev sahipliği yapabilir elbette Kültürhane. Sana, daha yeni yaşadığım bir anekdotu da aktarayım. Üniversite’den ihraç edilen ve şu an Almanya’da bulunan benimle aynı fakülteden arkadaşım Yrd. Doç. Dr. Eylem Çamuroğlu‘na Kültürhane hayalimizi aktardığımda hemen orada bize benzer bir oluşum ile irtibata geçti. Ve şimdi oradaki arkadaşlar Kültürhane ile kardeş kurum olmak istediklerini iletmişler Eylem’e. Dayanışma ağımızın böyle böyle gelişip serpilmesini de istiyoruz.

Hopa’dan çay, Ovacık’tan nohut, Zapatista’dan kahve, Kazova’dan tişört

“Peki Kültürhane’ye gelen ne yiyip içecek? Çay, kahve var, onu gördüm, yemek de olacak mı peki?” diyorum. “Çay, kahve, içecekler olacak ama lokanta gibi düşünmemek lazım. Aperatifler de olacak elbette ama biz dayanışma ağlarının burada da bulunmasını arzu ediyoruz. Mesela Hopa’da kooperatifin ürettiği çay da burada olsun. Ovacık Belediyesi’nin halka açtığı tarım alanlarından çıkan nohut ve fasülye de Mersinliler ile buluşsun istiyoruz. Kazova emekçilerinin tekstil ürünlerine bile Kültürhane üzerinden ulaşılması mümkün olsun hayalimiz de var. Bununla da sınırlı kalmayacağız elbette. Mersin’de kendi evinde üretim yapan dostlarımız ve arkadaşlarımız için bir alternatif yaratmak da istiyoruz. Dediğim gibi dayanışma ağları üzerinden bir birliktelik kurmak istiyoruz. Kültürhane tüm bunlar için buluşma noktası olabilir diye düşünüyoruz. “Peki Kültürhane hangi saatler arasında açık olacak?” “Şu anki planımız sabah 10:00 akşam 22:00 ama süreç ile de netleşecek biraz o durum.

Devlet ve Rektörlük aslında bizim yolumuzu açtı

Deniz’e şu geçen son 1 yılda nasıl geçindiğini soruyorum. Kendi ifadesine göre Nisan 2016’da, üniversiteden ihraç edildiği günden bu yana neler yaptığını aktarmasını istiyorum. “İhraç edildiğim dönem benim de yurtdışına gitme fırsatım vardı ama ben bunu tercih etmedim, burada kalmak istedim.

Bu söz de Kültürhane’ye giden yolun mermerini döşeyenlere :)

Eğitim-Sen akademik ihraçlar başladığı andan itibaren ihraç edilen tüm akademisyenlere aylık olarak bir yardımda bulunuyor ve o halen sürüyor. İşte senin de bir dersine katıldığın Dayanışma Akademisi ile ilgilendim bu dönem içerisinde. Kültürhane ekibinin bir başka projesi olan ve Suriyeli mülteci çocuklara dönük çalışmalar yürüten Maya Derneği ile birlikte faaliyetler yürüttüm.

Kültürhane zeytin ağacı önünde poz vermeyi biz de ihmal etmedik

Onun dışında zaman zaman gelen çeviriler vardı, bunun gibi dönemsel bazlı gelir getirici işler oldu ama Kültürhane ile bambaşka bir fırsat çıktı karşıma. Aslında hem devlet hem de rektörlük bizi sivil bir ölüme ve çaresizliğe mahkum etmeyi amaçladı ama başaramadılar. Üniversite’de iken hep toplumla bir arada olmayı ve bunun yollarını bulmayı konuşurduk aramızda. Bu ihraçlar ve yaşadığımız süreç bambaşka imkanlar sundu bize. Bilimsel çalışmanın tek yapılacağı alan üniversiteler değil sonuçta. Akademik çalışmayı her yerde sürdürebilirsiniz. Biz de Kültürhane ile buna da bir alan açmayı hedefliyoruz.

Kültürhane’ye destek için Indiegogo Kampanyası

“Bir de destek kampanyası var internette devam eden. Onun hakkında da bilgi alabilir miyim senden?”

“Evet, bir kampanyamız başladı. Daha 1 hafta bile olmadan hayli de destek aldık.

Indiegogo üzerinden devam eden kampanyaya buradan destekte bulunabilirsiniz

Başlangıçta böyle bir niyetimiz yoktu aslında. Barış imzacısı akademisyenlerin iletişimi için kurulan bir mail grubu var. Ulaş, Kültürhane fikrini orada paylaştığında inanılmaz bir destek gördük. Herkes, “Çorbada bizim de tuzumuz bulunsun” dileğini iletti. Ama bu desteği bireysel olarak kabul etmemiz elbette mümkün olamazdı. Arkadaşlarımızın bu talebine yanıt vermek, Kültürhane’yi de hepimizin kılmak adına Ulaş tarafından başlatıldı senin bahsettiğin imza kampanyası ve hiç beklemediğimiz ve bizi çok sevindiren şekilde de devam ediyor.

Üniversite’den Kültürhane’ye nasıl gelinir?

“Peki Deniz, sana son sorum kardeşim. Diyelim ki ben Mersin Üniversitesi Çiftlikköy Kampüsü’nde okuyan bir öğrenciyim ve Kültürhane’ye gelmek istiyorum. Nasıl geleceğim? Burası ulaşım açısından da rahat erişilebilir bir yerde mi?” “Hemen tarif edeyim Alper. Mersin Yenişehir ilçesi Dikenliyol’dayız şu anda. Kültürhane’nin bulunduğu cadde 18. cadde olarak geçiyor. Üniversite içinden de geçen Pozcu minibüsleri ile kapımızın önüne kadar gelebilir öğrenci arkadaşlar. Ama ön camlarında mor plaka bulunan ve üzerinde “Çevreyolu” yazan minibüslere binmeleri gerekiyor. Bu detayı da aktarmam gerekiyor.”

Tam bana bu bilgiyi vermişken Kültürhane’yi de barındıran 18. Cadde üzerine Deniz’in bana tarif ettiği Mor Plakalı ve üzerinde “Çevreyolu” ibaresi bulunan Pozcu minibüsü yanaşıyor. İkimiz de bu tesadüfe gülümsüyoruz.

Kültürhane’den ayrılmadan önce Deniz’e, “Yeşil Gazete için ben genelde evden çalışıyordum ama artık iş yerim Kültürhane olacak gibi görünüyor kardeşim. Sonradan aman zaman olmasın” diyorum :)

Her zamanki gülümsemesi ile karşılıyor kinayeli itirafımı Deniz ve “Lafı mı olur Alperciim. Her zaman bekleriz. Burası senin de evin sayılır artık” şeklinde yanıtlıyor.

Kültürhane, Mersin Yenişehir Dikenliyol 18. Cadde’de

Hepinizi bekleriz!

#anavarrza

 

 

Alper Tolga Akkuş