Köşe Yazıları

İklimin gören körleri – Özge Doruk

Saramago’nun Körlük kitabını yeni bitirdim. Kitapta, bir gün bir anda direksiyon başında kör olan bir insanın hikayesiyle başlayan olaylar zinciri, tüm ülkenin kör olmasıyla devam ediyor. Tüm bu süreçte kaosa sürüklenen bir toplum, yüksek ahlaki değerlerimiz, devlet aygıtlarımız ve şu ana kadar “ilerleme ve gelişmişlik” olarak addettiğimiz tüm olguların, Saramago’nun kaleminden bir çöpe dönüşme hikayesi aslında Körlük. Ama bu yazının amacı size bir kitap analizi sunmak değil, asıl meseleye gelelim.

Bruegel- Körler Meseli Tablosu

Kasım ayında Bonn’da COP23 için devletler bir araya gelecek ve 12 Aralık 2015’te kabul edilen Paris Anlaşması’nda ileri sürdükleri iklim finansmanı konusunda müzakere etmeye devam edecekler. Esasında iklim finansmanı konusunda detaylı müzakereler COP22’de Marakeş’te başlamıştı. Ancak halen yanıtlanmamış, netleşmemiş konular mevcut.

Bu noktada iklim finansmanı olayı nedir diye açıklamak gerekirse; şunları ifade edebiliriz: Gelişmiş ülkeler, tarihsel durumlarını da göz önüne aldığımızda şu andaki gelişmişlik konumlarına geçmişte gerçekleştirdikleri yoğun karbon emisyonları ve halihazırda dünyaya verdikleri hasarla geldiler (Bkz. Britanya). Bu faaliyetlerin sonucunda, şu anda gelişmemiş olan ülkelerin hem iklim değişikliği ile yoğun olarak mücadele etme durumları hem de aynı tarihsel süreç içerisinde “kaybeden” tarafta olmaları (bkz. Nijerya), Paris Anlaşmasının 9. Maddesini, iklim finansmanı konusunu gerekli kılmıştır.

Yani kısaca gelişmiş ülkeler gelişmemiş ülkelere 2020 yılı itibariyle her yıl en az 100 milyar ABD doları finanse etmek zorundadır. İklim finansmanı olarak adlandırdığımız bu durum, ülkelerin iklim değişikliği ile mücadele, yenilenebilir enerjiye geçiş ve yeni çevresel koşullara adaptasyon süreci gibi pek çok durumu kapsamakta. Bonn’da iklim finansmanının nasıl sağlanacağı gibi konular hakkında daha detaylı görüşmeler bekleniyor. Ne kararlar alınacağı, yol haritasının nasıl çizileceğini öğrenmek için merakla kasım ayını bekliyoruz.

Türkiye’nin durumu

Biz, henüz COP23’de başlamamışken meseleye bir de Türkiye açısından bakalım. Türkiye, Paris Anlaşmasını resmen onaylayan ülkeler arasında değil. Bununla beraber ”iklim fonundan” yararlanmak isteyen ülkeler arasında.

Olayı biraz geriye saralım. 2001 yılında COP7’de Türkiye özel şartlar taşıyan bir EK-1 ülkesi olmuştur. Bu durumu basit bir ifadeyle, gelişmiş ülkeler arasında yer alan gelişmekte olan bir ülke olarak tanımlayabiliriz. Bu noktada halen böyle bir konumda bulunan Türkiye’nin iklim fonundan yararlanması mümkün değil. Ancak gelişmiş ülke statüsü taşıyan EK-1 ülkeleri arasında olup fona katkı sağlaması da mümkün değil. Burada gözlerimin önünde “ne batılı olabildik ne doğulu” sorunsalı yaşayan Türkiyeli canlanıyor.

Durum aslında sadece yukarıda bahsettiğimiz şekilde değil. Türkiye şu an iklim fonunda yararlanan ülkeler arasında olmasa da, Dünya Bankası, Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası, Avrupa Yatırım Bankası, Fransız Kalkınma Ajansı ve Alman Kalkınma Bankasından iklim değişikliği ile mücadele noktasında iklim finansmanı almakta. Halihazırda bu fonlar sayesinde Türkiye’de iklim değişikliğine yönelik pek çok proje finanse edilebilmektedir. Tüm bu desteklerle birlikte Türkiye’nin iklim fonundan halen destek istemesi sorgulanan bir durum. Türkiye istediği bu fonla alakalı detaylı bir rapor hazırlamış değil. Bu da meseleyi daha karmaşık bir hale sokuyor.

Net olan ise iklim değişikliği. Etkilerini yavaştan görmeye başladığımız şu anda buz dağının sadece görünen kısmı ile karşı karşıyayız. Siyasi, sosyolojik, teknolojik vs. pek çok yönden ele almaya çalıştığımız iklim değişikliğinde ekonomik durum, günümüz dünyasında en çok önem teşkil eden durumlardan biri. Yarından tezi yok ele alınması gereken bir durum ama maalesef işler o kadar da rayında gitmiyor. Zaman, iklime karşı tutumumuzu şekillendirecek. Umut ediyorum ki çok gecikmeyelim…

Tüm bu meselenin “Körlük” ile ne alakası vardı peki derseniz eğer, kitap yakın bir gelecekte insanlık olarak evrileceğimiz hallere yönelik ince bir gözlem yapmış derim. Kitabın sonunda geçen bir cümle ise tüm bu iklim meselesine uzaktan bir nokta atışı olmuş yorumunu yapabilirim. “Bence biz kör olmadık, biz zaten kördük, Gören körler mi, Gördüğü halde görmeyen körler.

Kaynakça

https://tr.boell.org/tr/2017/01/20/iklim-finansmani-konusuna-bakis-acimizi-genisletmeliyiz

http://www.enerji.gov.tr/tr-TR/Sayfalar/Uluslararasi-Muzakereler

 

Özge Doruk