[Hayvan Deneyleri] Bilimsel ikilem, toplumsal muhalefet – Yağmur Özgür Güven

İnsanlık tarihi boyunca, insan menfaatine küçük ya da büyük her bilimsel gelişme için mutlaka bir bedel ödenmesi gerekti. Peki bu bedeli kim ödeyecek?

[Hayvan Deneyleri] yazı dizisinde bu sorunun cevabını hep birlikte bulmaya çalışacağız

***

Özellikle son 30 yılda hayvanların araştırmalarda kullanılmasıyla ilgili muhalefetin, tüm coğrafyalarda eşit oranda olmasa bile küresel olarak artmasıyla, hayvan deneylerine karşı insanların fikir ve tutumları da ayrı bir inceleme konusu oldu ve birçok ülkede konuyla ilgili anketler uygulanmaya başlandı. Bu hafta, yurtiçi ve dışında yapılmış bu araştırmalardan birkaçının sonuçlarına bakacağız.

Fırat Üniversitesi Veteriner Fakültesi Veteriner Hekimliği Tarihi ve Deontoloji Ana Bilim Dalı’ndan öğretim üyeleri Rahşan Özen ve Abdullah Özen -ki Türkiye’de yapılmış araştırmaların çoğunda bu iki değerli isim karşımıza çıkıyor, 2005-2006 öğretim yılında Erciyes Üniversitesi öğrencileri[1] ve Veteriner Fakültesi öğretim elemanlarına[2]  iki ayrı anket uygulamışlar. Her iki ankette, dünyadaki benzer örneklerde de sorulan şu tipik soru yer alıyor: “Hayvan deneyleriyle alternatif yöntemlerin karşılaştırılmasına ilişkin görüşler”. Bu sorulara verilen cevapları incelediğimizde; hem veteriner fakültesi öğrencileri hem de akademisyenlerin hayvanların araştırmalarda kullanılmasını vicdani bulmadığını, aynı zamanda da sadece her iki kişiden birinin hayvan çalışmalarını hayvan kullanılmayan alternatiflerden daha güvenilir ve daha bilimsel bulduğunu açıkça görebiliyoruz:

Evet (katılıyorum)-Hayır (katılmıyorum) yanıtları dışındaki geri kalan oran, “fikrim yok” yanıtını verenlere ait. Tablodaki veriler, anketi yanıtlayan veteriner fakültesi öğrencilerinin oranları. Diğer 3 bölümün öğrencileri de dahil edildiğinde anketin genel oranlarına göre; öğrencilerin sadece %14.5’i hayvan çalışmalarını vicdani (‘insanca’) bulurken %23.2’si bu konuda kararsız ve %62.3’ü hayvan çalışmalarının vicdani olduğu görüşüne katılmıyor. Anketteki “bilimsel araştırmalarda hayvan kullanıyor musunuz?” sorusuna %85.4 oranında evet cevabını veren -yani hayvanlar üzerinde deney yapan- akademisyenlerin sadece %45.7’sinin hayvan deneylerini güvenilir bulması da düşündürücü… (ya da hayvanları deneysel çalışmalarda kullanan bu kişilerin %60’ının yaşamını bir hayvanla paylaşması)

Ülkemizde yapılan bir diğer araştırma çalışmasında ise[3], aynı sorular üç ayrı üniversitenin veteriner fakültelerinin öğrenci ve akademisyenlerine soruluyor: Fırat-Selçuk-İstanbul Üniversitesi. Bu üç üniversiteden alınan bilgilere göre; hayvan çalışmaları alternatiflere göre daha bilimsel (%73.8) daha güvenilir (%70.6) ancak gene vicdani bulunmuyor (%17.3). Hayvan çalışmalarının daha bilimsel ve daha güvenilir olduğu konusunda oranlar Erciyes Üniversitesi’nin öğrenci&akademisyen ortalamasından (%50.5 ve %51.5) epey yüksek. Veteriner fakültelerinin oranları arasındaki bu farklılıkların, fakültelerin öğretim programı ve bulunduğu şehirlerdeki kültürel yapı farklılıklarından kaynaklanabileceği düşünülüyor.

Günümüze daha yakın bir tarihte yapılmış diğer bir araştırmada[4]; kişisel görüşme yoluyla anketin uygulandığı Fırat Üniversitesi öğrenci topluluklarından 120 kişinin çoğunluğunun (%17.5) Tıp Fakültesi öğrencisi olduğu, Tıp Fakültesi öğrencilerinin insan merkezli, Veteriner Fakültesi öğrencilerinin ise diğer fakültelere göre daha çok hayvan merkezli bir tutum içinde oldukları gözlemlenmiş. Yukarıdaki sorulara verilen cevaplar ise şöyle:

Biraz da yurt dışına bakacak olursak, İsveç Uppsala Üniversitesi Tıp Fakültesi lisans öğrencileri ve ülkedeki tek veteriner hekimi okulu olan İsveç Tarım Bilimleri Üniversitesi öğrencilerine yapılan araştırmada[5]; 654 öğrencinin %94’ü, hayvanların araştırmalarda kullanılmasını ahlaken kabul edilebilir buluyor ve %91’i de, hayvanlarla yapılan bu araştırmaların insan hastalıkları için tedavi geliştirilmesinde önemli bir rol oynadığını düşünüyor. Daha da ilginç olan, bu öğrencilerin neredeyse yarısının kendisini hayvan hakları savunucusu olarak tanımlıyor olması.

2013 yılında Kanada’da bir araştırma şirketinin rastgele seçilen 1000 Kanada vatandaşına yaptığı anket sonucuna göre, %54 şöyle düşünüyormuş: ‘hayvan refahı, neyin ahlaken kabul edilebilir neyin edilemez olduğunu belirlemede ya da hayvan kullanımına karşı çıkma konusunda önemli bir belirleyicidir’. Aynı yıl bir üniversitedeki pediatrist, pediatri yoğun bakım hemşireleri ve solunum terapistlerine e-posta yoluyla yapılan çalışmada ise[6]; pediatristlerin %42’si, hemşire ve terapistlerin %11’i geçmişte araştırmalarda hayvan kullanmış. Aynı çalışmada, bazı yargıların hayvanları bilimsel araştırmalarda kullanmak için yeterince iyi bir sebep olup olmadığı soruluyor. Sağlık çalışanlarının bu argümanları ikna edici bulma (yani katılma) oranları:

Bu sonuçlara bakıldığında, Kanada’daki pediatrist ve pediatri hemşire/terapistlerinin çoğunluğunun, hayvan merkezci yaklaşım içinde olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Şimdi de, aynı araştırmacıların yaptığı bir başka araştırma çalışmasına bakalım: biyomedikal eğitim almış kişilere ve konuyla ilgili eğitimi olmayan ve toplumdan rastgele seçilen kişilere uygulanan anket[7] çalışmasında, halktan katılımcıların %55’i ve bilim insanlarının %74’ü hayvan deneylerinin insan yararına olduğunu düşünüyorlar. Toplumdan kişiler ve bilim insanlarının yukarıdaki argümanları ikna edici bulma (yani katılma) oranları ise şöyle:

 

1980 yılında, farmakolog, toksikolog, biyokimyager, eczacı, veteriner hekimi ve diğer branşlardan toplam 1526 Alman bilim insanına yazılı olarak gönderilen bir anket çalışması[8] yapıldı. Bu kişilerin %40’ı hayvan deneyleriyle ilgili endüstri çalışanı, diğer %40’ı üniversite çalışanı ve geri kalan %10’luk kısım da devlet kurumları ya da diğer araştırma enstitüsü çalışanıydı. Çalışmadan elde edilen kullanılabilir sonuçlara göre; üniversitede çalışanlar, endüstride çalışanlara göre daha uzun periyotlu hayvan testlerini savunuyorlar -bir anlamda hayvandan elde edilen sonuçlarla ilgili şüpheci yaklaşıyorlar ve test sonrası gözlem süresinin daha uzun olması gerektiğini düşünüyorlar. Bu kişilerin %25’i alternatif yöntemlerin hayvanlarla yapılan çalışmaların yerini tutmayacağını düşünürken, %41’i kısmen tutacağını ve %7.7’si ise insan çalışmalarından elde edilen klinik verilerin kronik hayvan toksisite testlerinden elde edilenlerin yerine geçebileceğini düşünüyordu.

1999’da İngiltere’de 15 yaş üzerindeki kişilerle evlerde yüzyüze yapılan araştırmaya göre[9]; katılan 1,014 kişinin %78’i hayvanların deneylerde kullanılmasından rahatsız oluyor, %64’ü konu hakkında fikir sahibi olabilmek için daha çok bilgilendirilmeyi istiyor ve %26’sı da hükumetin her türlü hayvan deneyini yasaklamasını istiyor.

Her ne kadar Türk Tabipleri Birliği’nin hayvan merkezli yaklaşım içeren söylem ve girişimleriyle istisna bir örneğimiz olsa da, ülkemizde, hayvanlar üzerinde yapılan deneylerin vicdani ve güvenilir olmadığını düşünen bir bilim çevresi, hayvanların kullanımına karşı bilimsel muhalefet anlamında ortaya çık(a)mıyor ve hayvan hakları mücadelesinin bu ayağında yer al(a)mıyor. Ya da hayvan hakları savunucularıyla, ikilem yaşayan bilim insanlarının karşılıklı ve sağlıklı bir iletişim kuramaması nedeniyle -ki bu konuda hayvan hakları mücadelesinde yer alan kişiler olarak özeleştiri yapmamız gerektiğini düşünüyorum- ülkemizde deney konusunda profesyonel muhalefetten yararlanılamıyor. Hatta aynı problem, felsefe, hukuk ve sosyoloji  için de geçerli. Bu kişiler mücadeleye dahil edilmeyince, ilk refleksi “hayvanlar üzerinde yapmayalım da kendimizde mi deney yapalım?” olan kişilere karşı geliştirilen argümanların temeli merhametten öteye geçemiyor.

Hayvanların deneylerde kullanılmasına karşı yükselen ve tüm dünyaya yayılan anti-viviseksiyonist hareketin doğuş yeri olan Birleşik Krallık’taki %78 oranındaki deney karşıtı  sonuç, İngiltere’deki köklü hayvan hakları örgütlerinin hayvan deneyleri konusunda 1800’lerden beri sürdürdükleri istikrarlı ve sabırlı çalışmaların ve bilim dünyasından gelen desteğin (alternatif yöntemlerin bilinip geliştirilmesine dair çalışmalar ve bu çalışmaların yaygınlaştırılmasına yarayan her türlü yayın) bir ürünüdür…

————————–

[1]  Özen R., Özen A.: “Attitudes of Erciyes University Students to the Use of Animals in Research

Anket: Erciyes Üniversitesi’nde öğrenim gören Biyoloji, İnşaat Mühendisliği, Güzel Sanatlar ve Veteriner Fakültesi’nden 739 kişinin görüşlerini yansıtıyor.

[2]  Özen R, Özen A: “Erciyes Üniversitesi Veteriner Fakültesi Öğretim Elemanlarının Bilimsel Araştırmalarda Hayvan Kullanımı Konusundaki Yaklaşımları

[3]  Yerlikaya H., Özen A., Yaşar A., Armutak A., Öztürk R., Bayrak S., Gezman A., Şeker İ.: “A survey of attitudes of Turkish veterinary students and educators about animal use in research

Anket: Fırat Üniversitesi, Selçuk Üniversitesi ve İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültelerinde 2002-2003 akademik yılında öğrenim gören 330 öğrenci ve bu üniversitelerdeki 204 akademisyenin görüşlerini yansıtıyor.

[4] Dedeoğlu Y., Özen R.: “Fırat Üniversitesi Öğrenci Toplulukları Üyelerinin Bilimsel Araştırmalarda Hayvan Kullanımı Konusundaki Yaklaşımlarının Belirlenmesi”

Anket: 2015-2016 öğretim yılında, Fırat Üniversitesi bilim-kültür-sağlık-sosyal başlıklarındaki öğrenci topluluklarından 3’er topluluk ve her topluluktan 10 öğrenciye uygulandı.

[5] Hagelin J., Hau J., Carlsson H.E.: “Attitude of Swedish Veterinary and Medical Students to Animal Experimentation”

[6] Joffe A.R., Bara M., Anton N., Nobis N.: “The Ethics of Animal Research: A Survey of Pediatric Healthcare Workers”

[7] Joffe A.R., Bara M., Anton N., Nobis N.: “The Ethics of Animal Research: A Survey of the Public and Scientists in North America”

[8] Lagoni N., Fiebelkorn J., Wormuth H.J.: “Protection of Animals and Animal Experimentation: A Survey of Scientific Experts”

[9] Mulkeen D.: “Animals in Medicine and Science: Animal Experiments-How Do People Form Their Opinions?”

 

 

Yağmur Özgür Güven

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page