[Yeşil Kamp 2017] Kanatları vardı, gördüm… – Güzin Öztürk

Yeşil Düşünce Derneği tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen Yeşil Kamp’ı duydunuz mu? Ben ilk kez bu sene katıldım ve gördüm; oradaki insanların kanatları vardı, üstelik çok da güzel gülümsüyorlardı.

Yeşil Gazete’yi takip ediyordum ama her nasılsa Yeşil Kamp 2017 paylaşımını gözden kaçırmışım. Arkadaşım ile tatil planları yapıyor ama kesinlikle bir otelde kalmayı düşünmüyorduk. Hatta çadırda kalmayı deneyimlesek mi diye aramızda tartıyor, geceleri olur da üşürsek ateş yakmayı becerebilir miyiz diye konuşuyorduk. Tabii, bu mevsimde ne ateşi diye düşünenleriniz olabilir ama kamp kurmanın en ilkel halini düşlerken daha fazlasına kavuşacağımızdan habersizdik.

Çoluk çocuk Yeşil Kamp’a gidelim mi?

Sonra bir sabah arkadaşım bana mesaj attı; “Şu istediğimiz tatil var ya sanırım ona kavuşacağız, üstelik bir şeyler de öğreneceğiz.  Çoluk çocuk Yeşil Kamp’a gidelim mi? Ben başvurdum haydi sen de başvur. Ama tek bir oda var!” dedi.  Gözüm kapalı başvurdum. Tek bir oda, dördümüze de yeter de artardı. Evet çadırda kalmadık ama kesinlikle kalmış gibi hissettik. Çocukluğumuzun kayan yıldızlarla dolu gökyüzüne kavuşacaktık.

Kamp için neler mi gerekliydi? Kendiniz, varsa mutlaka çocuğunuz, iki üç kıyafet ama daha fazlası değil,  bolca bisküvi, kraker (inanın bana çocuklarınızın acil açlık durumlarında camı kırınız yapabiliyorsunuz, hayat kurtarıyor), çevreyi kirletmemek için mataralarınız yoksa zaten size oradan temin ediyorlar. Vejeteryan ve vegan olmanın ne demek olduğunu ve kampta buna uygun yiyecekler olduğunu baştan çocuklarınıza açıklamanız da önemli. Herhangi bir canlıya zarar vermeden birlikte yaşamanın mümkün olduğunu onlar da görebiliyorlar.

Yeşil Dünya Çantası

Kampa girişte, dalların arasına asılmış Yüzünü Güneşe Dön! afişi ile derin bir nefes alıp o güzel havanın, güzel insanların arasına karışıveriyorsunuz. Kayıt masasına birazcık yürüyüp de ulaşınca elinize gönüllerinden kopan ve Yeşil Düşünce Derneği tarafından ücretsiz dağıtılan bez çantayı veriyorlar. Oğlum o çantaya, yeşil dünya çantası  adını verdi.

Yeşil Dünya çantamızı unutma anne! Ben taşıyacağım.” Tek bir bez çanta ile bile yeşil dünya düşüncesinin oğlumda filizlendiğini görmek beni çok mutlu etti.

Kanatları vardı gördüm üstelik çok da güzel gülümsüyorlardı…

Onlara gönüllü diyorlardı… Gönüllü olmak ne güzel bir ifade! Sadece kanatlarımız değil kalplerimiz de dokundu birbirine, gördüm…

Yeşil bir dünya için kalplerini ortaya koyanlar, her ihtiyacımıza koşturdukları gibi tüm etkinliklerden de haberdar ettiler. Deniz kenarına kadar gelip bizi sunumlar, etkinlikler  için çağırdılar. Sesleri anka kuşunun sesi oldu Güneşin Aydemir’in masal çemberinde, sesleri iklim değişikliğinden yaralanan doğa ananın  sesi oldu Ümit Şahin’ın anlattıklarıyla, sesleri orman içindeki  yeşil bir okuldaki çocukların, gençlerin  sesi oldu Sezai Ozan Zeybek’in  anlattıklarıyla, sesleri doğa anayla aramızdaki ritmi yakaladığımız dans oldu Ömer Ongun’un hareketleriyle… Joseph Beuys’un 7000 meşesi gibi fidan dikme arzusu doğdu içimizde Zerrin Boynudelik’în anlattıklarıyla. Kanat seslerini duyduğumuz herkesten bahsedememiş olabilirim ama gördüm oradaydılar ve çok güzel gülümsüyorlardı umutla.

Ben bir çiçek değilim!

Yeşil Kamp 2017’nin hiçbir etkinliği kaçırmayan sevimli köpeği Oje

Kedilerimiz, Oje isimli sevimli köpeğimiz, cırcır böceklerimiz, kuşlarımız, çokça arımız, mavi bir gökyüzü, geceleri bana milyonlarca olduğunu hissettiren yıldızlarımız, ağaçlarımız sahip olmak isteyebileceğimiz her şeye sahiptik orada. Hep birlikte birbirimizi incitmeden yaşadık üç gün boyunca.

Oğlum da ben de arılardan korkuyorduk, “Neden beni kokluyorlar?” diye sorup durdu. “Çiçek misin diye kontrol ediyorlar,dedim. Tüm kamp boyunca arılara, “Ben bir çiçek değilim!diye seslendi… İşe yaradı mı? Aslında evet. Biraz üzerimizde uçuşup,  azıcık da reçellerle beslendikten sonra uçup gidiyorlardı. Oğlum şunu anlamıştı, o deniz, o ağaçlar, o çiçekler, o topraklar aynı zamanda onların da yuvasıydı.

Deneyimleyerek  yeşil bir dünyada birlikte yaşamanın mümkün olduğu bundan daha güzel kavranamaz öyle değil mi? Ben orada bulunduğum sürede bir masal çemberinin içinde yaşadım. Bazı masallar gerçek olsa güzel olmaz mıydı? Mesela, Yeşil Kamp’ta olduğu gibi usulca kanatlarımızın ucu birbirine değseydi; öylece sessiz bir anlaşmayla şiddetten ve şiddet dolu söylemlerden uzak kalabilseydik,  barış içinde huzurla yaşayabilseydik.

Ben orada bulunduğum sürede bir masal çemberinin içinde yaşadım (Fotoğraf: Engin İnan)

Kanatları vardı gördüm üstelik çok da güzel gülümsüyorlardı. Güzel ülkemin dört bir yanından kalkıp gelmişlerdi. Ne iş yaptığımızın, ne kadar para kazandığımızın hiçbir önemi yoktu. Kimsek, neysek oyduk! Sadece insandık hepsi bui Tıpkı kamp ateşinin  sorumluluğunun kendisinde olduğunu söyleyen arkadaşımın oğlu gibi biz de  yeşil bir dünya özlemi ile yanıyorduk! O ateş hiç sönmesin istiyorduk.

Tıpkı kamp ateşinin  sorumluluğunun kendisinde olduğunu söyleyen arkadaşımın oğlu gibi biz de  yeşil bir dünya özlemi ile yanıyorduk! (Fotoğraf: Engin İnan)

Kanatları vardı gördüm üstelik çok da güzel gülümsüyorlardı.

Kanatlarımız birbirine değiyordu.

Kaplerimiz bir oluyor dünya güzelleşiyordu…

 

Güzin Öztürk

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+1Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page