Dağlar ve ormanlar yaşamın temelidir – Göksal Çidem

Dünyada ki tüm nehirler dağlardan doğar. Yaşamın temel kaynağı olan dağlarımız, insan eliyle milyonlarca yıllık yolculuklarının sonuna doğru hızla ilerliyor. Dünya nüfusunun yüzde 12’si dağlarda yaşıyor. Yaban hayatının ise tamamına yakını dağlarda ve eteklerinde yaşam buluyor. Dünyadaki içilebilir su kaynaklarının yarısından fazlası ve temiz hava dağlardadır.  Dağlar, sürdürülebilir bir çevrenin temelidir. Burada varlığını sürdürmeye çalışan yabanıl hayat ve doğal varlıkların korunması gelecek için çok önemli.

Bu dağlar ve ormanlar bugüne kadar var oldukları için bizler varız.  Rant uğruna bu yok ediliş 100-150 yıl önce olsaydı bugün bizler de olmayacaktık. Demek oluyor ki, 100-150 yıl sonra yaşam alanı kalmayacak. Gelecek nesillerin yaşam alanlarını yok etmeye kimsenin hakkı yok. Onlar bunu hak etmiyor.

Artvin- Şavşat HES

                                                                  

 Sermaye rant için dağlara çıktıkça, ormanlar ve su kaynakları azalıyor, kirletiliyor. Karadenizin en doğusunda Cerattepe, En batısında Istrancalar, Ege’ de Kaz dağları, Akdeniz’de Toroslar… Gün geçtikçe dağlar patlatılıyor, Peynir kalıbı gibi kesilip gidiyor. Giden yok olan gelecek. Yok olan su kaynakları. Yok olan yaban hayatı. Bunlar bitince yarın ne olacak?  Yarını düşünen yok. “Benden sonra tufan”  demek yetmiyor. İstanbul’da 10 gün içinde yaşanana Doğal afet deyip geçemeyiz. Yaşanan afet değil felaket.  Önce İstanbul’a, sonra ülkemize,  hava, yağmur, sıcak ve soğuk hep Balkanlar üzerinden geliyor. Istrancalar ve Kuzey ormanları İstanbul’un ve ülkenin nefes borusudur.

Istrancalar yok oluyor

Ormanı kesip, çimento fabrikaları için kalker çıkarılıyor. Hala da çıkarılmak isteniyor. Sadece bir kapasite artışı için hazırlanan 1.504.413 m2 lik ÇED Talep alanında ki ağaç adedi 74.916. Neredeyse tamamına yakını meşe.  Talep edilen alan aynı zamanda yer altı su besleme alanı.  Bu alan aynı zamanda 5 Kasım 2009-27397 Sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan Yeraltı suyu İşletme Sahası olarak tespit edilmiş olup, yeraltı su tahsislerine kapatılmıştır. Çimento için su lazım. Nereden bulunacak? Ona da çözüm bulunmuş. DSİ ve İlgili firma arasında daha önce imzalanan protokol ile göletten alınan su miktarı 5 l/s. Firma kapasitesi artınca su ihtiyacı artacağından 9 l/s talep ediyor. DSİ 8/l/s uygun görüyor.  Sonuçta Kırklareli-Vize Evrencik Sofular Göleti’ nden yılda toplamda 258.000 m³  suyun yanı sıra on binlerce ağacı çimentoya tercih ediyoruz.

Neden tercih ediyormuşuz?

ÇED Raporunda 2015-2025 yılları arasında çimento tüketiminde % 6-7 civarında artış olması bekleniyor. Yollar, Köprüler ve Kentsel dönüşüm ve aynı zamanda komşu ülkelerdeki yeniden yapılanma projeleri, çimento ihracatında AB ülkelerinde çimento sektörüne yeni bakış ile çimento üretim ve tedarik stratejilerindeki değişiklikler sebebi ile halen bölgemizde yükselen talep artışlarının ulaştığı büyüme oranlarının ileriki yıllarda da devam edeceği tahmin edilmektedir.deniliyor

Özetlemek gerekirse AB ve komşu ülkeler çimentoyu üretmek yerine bizden tedarik edecekler. Ormanı keseceğiz, suları kirleteceğiz ve ihracat yaparak milli gelirimiz artacak. Zengin olacağız. Çok para olunca da buğday gibi suyu da dışarıdan alırız!

Kırklareli ili verimli topraklarıyla, sanayisi, tarihi ve doğal güzellikleriyle, sanatsal ve kültürel dokusuyla, sosyo-ekonomik gelişmişlik bakımından 81 il içerisinde 11. sırada yer almaktadır.

Istrancalar hudut taşı

 

Istrancalar iki ülkenin ortak yaşam alanı. 2/3 Türkiye’de, 1/3 Bulgaristan’da.  Sınırı bazı yerde Rezve (Mutlu) Dere, bazı yerde de sınır taşları çizer.

Karşı tarafta “Dikkat yaban hayvanı” uyarı levhalarının yanı sıra ağaç kesmek, kelebek yakalamak,  çadır kurmak, avlanmak, çöp atmak YASAK. Çünkü Burası ISTRANCA PARK diyor komşumuz.

Bizim Istrancalar’da ise “Dikkat kamyon çıkabilir” levhası. Onlarda ormandan yaban hayvanı, bizde ise kamyon çıkıyor.

Kırklareli Istrancaları

 

Bizim taraf üretim alanı. Üretim demek, ağaçları keserek, kereste ve sunta fabrikalarına kamyonlarla taşımak. Kapasite artışı demek ise, çimento için ormanda on binlerce ağacı kesmek demek.

Bulgaristan Istranca Orman Festivali

Aynı orman, aynı dere aynı deniz. Aynı yağmurda ıslanıp, aynı kuşun ve aynı rüzgârın sesini duyuyoruz. Onlar daha çok doğanın sesini dinlerken biz, ağır iş makinaları, kamyonlar ve bazen de dinamit seslerini duyuyoruz.

Onlar Istrancalar’da ağaç kesmiyor mu? Elbette kesiyor. Isınmak için, gençleştirmek için. Hatta orada ağaçlar sanata dönüştürülürken, bizde betona dönüşüyor. Istrancalar’daki Yasna Polyanna köyü ağaç heykelleri ile ünlüdür.

Yasna Polyanna Köyü’nde bir ağaç leylek heykeli

Bizim Istrancalar da yapılan biyosfer rezerv alan çalışması için her şey hazır.

2008-2009 yıllarında yapılan 130.000Ha. bir alanda çalışmalar yürütülmüştür. Alanda biyosfer rezervi yaklaşımıyla biyolojik çeşitlilik envanterleri yapılmış, sosyal değerlendirmeler gerçekleştirilmiş, alanın katılımcı bir yaklaşımla yönetim planlaması yapılmış ve proje sahasının biyosfer alan olarak kabul edilmesine yönelik bir Biyosfer Alan Adaylık Dosyası hazırlanmıştır. Projenin sonucunda; Yıldız Dağları Biyosfer Adaylığı dosyasının hazırlıkları da tamamlanmıştır. Dosya UNESCO MAB Komisyonu tarafından istenen formatta ve içerikte hazırlanmıştır.

Sonuç ve akıbeti belli değil?

Seçilmiş ve atanmışlara soruyoruz: Istrancalar için yapılan bu çalışmaların akıbeti ne oldu?

Ne yazık ki, Karadeniz’in en doğusu Artvin’den, en batısındaki Kırklareli’ne kadar tahribatın her çeşidi yaşanıyor.

Avrupa’nın en önemli 5 doğa alanından biri olan Istrancalar’ın daha fazla tahrip edilmeden, yaban hayatı yok olmadan, doğal varlıklarımızı kirletmeden, yok etmeden, gelecek nesillerin yaşam kaynağı olarak kayıtsız şartsız koruma alanı ilan edilmesi, geleceğe yapılacak en önemli yatırımdır.

 

Göksal Çidem

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn2Email this to someonePrint this page