Geçtiğimiz yıl yaklaşık 200 çevre savunucusu öldürüldü

National Observer’da yayınlanan haberi Yeşil Gazete gönüllü çevirmeni Deniz Menteşoğlu‘nun çevirisi ile paylaşıyoruz

***

11 Temmuz 2017 tarihinde yayınlanan bir rapora göre son zamanlarda, gittikçe artan biçimde çevre aktivizmi bir suç gibi değerlendiriliyor; boru hatları, madencilik gibi kaynak arayışlarına karşı doğayı savunan aktivistler ise şiddet görüyor, öldürülüyorlar.

Şubat 2017’de “Dakota Petrol Boru Hattı” projesine karşı çıkan protestocuların yaklaşık bir yıldır toplandığı kamp, kolluk kuvvetlerince dağıtıldı. Yaklaşık kırk altı kişi tutuklandı. – The Associated Press’in ilgili haberinden bir fotoğraf.

Bu saptama, 2016 yılında “Global Witness” tarafından “çevre savunucuları” üzerine yürütülen kapsamlı bir çalışmada yer alan bulgulardan biri. 2016 yılı, Kuzey Amerika’da petrol ve gaz taşıyacak boru hatlarına karşı eylemlere ve dünyanın birçok yerinde farklı türlerde uzun soluklu çevreci protestolara sahne oldu.

Bu rapora göre, çevre aktivistlerini kriminalize etmek, imar planlarına karşı çıkanların “gerek yargı yoluyla gerekse sivil kaynaklar tarafından uygulanan planlı ve agresif saldırılara maruz kalmasına” neden oluyor.

Rapora göre bu, muhalifleri susturmak, korku salmak, insanların adını karalamak ve öte yandan yargı sistemini istismar etmek anlamına geliyor.

Raporu hazırlayanlar, adli suçlamalar özellikle Latin Amerika’da yaygın olsa da Kanada’nın üzerinde çalıştığı terör karşıtı yasa tasarına da dikkat çekiyorlar. “National Observer” muhabiri Buruce Livesey’in hazırladığı, Kanada Kraliyet Dağ Polisi’nin yerliler ve çevre aktivistlerine uyguladığı baskı ve gözetlemeyi konu alan haber de bu konuya bir örnek.

Livesey’in haberine göre “Kanada’da yerliler ve çevre aktivistleri yeni terör yasasının petrol ve maden projelerine karşı çıkanlar üzerindeki kontrol ve baskıyı artırmak için kullanılacağından endişeliler. Ayrıca Kanada’da, birkaç devlet kurumunun çevreci organizasyonları sistematik olarak gözetlediği ve kayıt altında tuttuğu, daha önce de Kanada medyasında yer bulmuştu.”

Buna karşılık çevreciler hükümetlere, “çevreci aktivistleri ve protesto hakkını haksız şekilde hedef alan” yasaları gözden geçirmeleri çağrısında bulunurken; şirketlere de “çevre savunucularını susturmak için adalet sistemini istismar etmemeleri” uyarısında bulunuyorlar.

Benzer şekilde, Global Witness’ın hükümetlere yaptığı çağrı ise şu şekilde: “Çevrecilerin barışçıl bir biçimde ve tutuklanmaktan korkmadan fikirlerini beyan edebilmeleri ve çevrecilere yöneltilen suçlamalar olduğunda adil bir yargı süreci garanti edilmeli.”

“Global Witness” kendini hammadde arama projeleri ve bunlara bağlı çatışma ve yolsuzluklar konusunda araştırmalar yapan ve bu çalışmaları halka açıklayan bir hukuk organizasyonu olarak tanımlıyor. Bu kâr amacı gütmeyen araştırma grubu, Londra merkezli olarak faaliyet göstermekte.

Kuruluşun son raporunun büyük bölümü ise çevre aktivisti cinayetleri üzerine yoğunlaşıyor.

Son bulgulara göre geçen sene, tüm dünyada madencilik, kerestecilik ve diğer hammadde arama çalışmalarıyla bağlantılı olarak veya milli parkları korumak isterken, yaklaşık 200 kişi öldürülmüş.

“2010 yılından bu yana Global Witness’ın araştırmalarında, yaklaşık 1000 cinayet kayıtlara geçerken, çok daha fazla sayıda insan tehdit, saldırı, taciz, etiketlenme, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalıyor. Hükümetler açık bir şekilde aktivistleri korumakta yetersiz kalırken, bu konudaki yetersizlik, gelecekteki olası saldırılara da açık kapı bırakmış oluyor. Yerel halkın rızası olmaksızın madencilik ve altyapı projelerinin halka dayatılmasını destekleyerek hükümetler, şirketler ve yatırımcılar bu krizde iç içe rol alıyor.”

Ülkelere göre ölümler (2016 yılında gerçekleşen ve Global Witness Raporlarında yer alan yaklaşık 200 çevre savunucusu cinayetinin dağılımı- Global Witness’ın hazırladığı grafik)

Araştırmaya göre madencilik bu anlamda en tehlikeli sektörlerden biri iken 2016, bu konu araştırılmaya başlandığından beri en çok cinayetin işlendiği yıl olmuş.

Global Witness eylemcisi Ben Leather, 11 Temmuz’da yayınlanan raporla birlikte yayınlanan açıklamasında şöyle diyor: “Bu raporlar bize korkunç bir öykü anlatıyor. Gezegeni koruma mücadelesi gün geçtikçe derinleşiyor ve artık, bu mücadelede ödenen bedel insan hayatıyla ölçülür oldu.”

“Her geçen gün daha fazla sayıdaki ülkede birçok insan, topraklarının gasp edilmesine karşı durmak veya çevrelerinin çöpe dönüşmesine razı olmak arasında seçim yapmaya zorlanıyor. Sıklıkla bu insanlar, politikacılar ve iş adamları tarafından şiddetle bastırılıyor; yatırımcılar ise projelere mali destek sağlarken bu baskıya göz yumuyorlar.”

 

Haberin İngilizce Orjinali

Yeşil Gazete için çeviren: Deniz Menteşoğlu

 

(Yeşil Gazete, National Observer)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page