Gülpınar köylüleri jeotermale karşı nöbette: Vermeyiz vermeyiz zeytinlerimizi vermeyiz!

‘Gülpınar’a hoşgeldiniz’ tabelasını geçmeden sağa ayrılan toprak yolun başındaki ‘Zeytin dündür, bugündür, yarındır‘ yazısını takip ederek ilerliyoruz. Etrafımızda göz alabildiğince uzanan zeytin ağaçlarının rüzgara bıraktığı açıklı koyulu yeşil dalgalar arasında biraz daha gittikten sonra, jeotermal sondaj çalışma sahasına ve yanı başındaki nöbet alanına varıyoruz.

70 yaşındaki Dildar Mollalı ile 73 yaşındaki Günnaz Şimşek‘e bir traktör kasasının arkasında rastlıyoruz girişte. Zeytin nöbetini devretmişler, evlerine dönüyorlar dinlenmeye. ‘Vermeyiz kimseye zeytinliklerimizi’ diyorlar. Bunlar ne zaman gider, o zamana kadar buradayız.”

8 Temmuzdan bu yana orada, yaşlı bir zeytin ağacının gölgesinde, zeytin yaygısının üzerinde, kendiliğinden oluşan nöbet alanında Gülpınar halkı. ‘Zeytinlikler içinde sondaja hayır’ sloganlarıyla jeotermal enerji sondaj sahasına traktörlerle gelerek makinelerin önüne geçip sondaj faaliyetlerinin başlamasını önlediklerinden beri yalnız bırakmıyorlar birbirlerini ve zeytin ağaçlarını.

Gülpınar kadınları zeytin nöbetinde

‘Onlar buraya kurdu, biz de önüne.’ diye anlatmaya başlıyor Fatma Özdemir bir zeytin ağacı ötede, sondaj makinalarının önünde oturan işçileri göstererek. ‘Bu konteynırlar tırların içindeydi. Çalışmıyoruz, bıraktık dediler, inandık. Döndük eve, o gece beklemedik burayı. Bizim arkamızdan hepsini indirmişler. Biz de geceli gündüzlü bekliyoruz artık, onlar da orada bekliyorlar.’

Zeytinliklerin ortasında sondaj

Pınarkale Enerji tarafından Çanakkale‘nin Ayvacık ilçesine bağlı Gülpınar köyünde, zeytinliklerin orta yerinde planlanan 7 adet jeotermal enerji sondaj arama faaliyetinin proje tanıtım dosyasını inceleyen Çanakkale Valiliği, “Çevresel Etki Değerlendirmesi Gerekli Değildir” kararı almıştı.

Tek geçim kaynakları, dede yadigarı zeytin ağaçlarının jeotermal enerji santrali ile yok olmasını istemeyen Gülpınar halkı, Gülpınar Muhtarı Ünal Karagöz ve Çanakkale Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Başkanı Avukat Ali Furkan Oğuz‘la birlikte kararın iptali ve yürütmenin durdurulması talebiyle Çanakkale İdare Mahkemesi’ne dava açmışlardı.

“Tek geçim kaynağımız zeytin”

Davanın, zeytinlikler lehine sonuçlanacağına emin, sonucu bekleyen Gülpınarlılar, şirketin sondaj sahasında hareketlendiğini görünce traktörlerin arkasına doluşup soluğu makinaların önünde almışlardı. 77 yaşındaki Hatice Şinas, o günden beri nöbette: ‘Zeytin ağaçlarımızı ellemesinler, gitsinler. Zeytinciliği de elimizden alırlarsa, kalırız böyle elimiz koynumuzda.’

“Nereye gidelim?”

‘Zeytin çok emek ister’ diye söze karışıyor Hanife Gerçek. ‘On beş dönüm zeytinim var burada. Oğlanım bir gecede iki yüz tane dikti, diplerini elleriyle açtı da suladı. Sondaj oldu mu gidecek zeytinler. Zeytin olmasa biz ne yiyeceğiz? Yok ki başka gelirimiz. Zeytin olmadı mı aç kalırız. Onların arkası kuvvetli. 70 yaşından sonra nereye gidelim?’ diye soruyor.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği‘nden Süheyla Doğan, Filiz Can Oran ve Deniz Özturan‘la birlikte oradayız. Daha önce iki otobüsle gelmişler zeytin nöbetçilerine desteğe. Kadınların direnişi sahiplenmesine seviniyor dernek başkanı Süheyla Doğan. Anneleriyle birlikte zeytin nöbeti tutan çocuklar için götürdüğümüz oyuncakları bırakıyoruz zeytin yaygısının üzerine. Birden cıvıl cıvıl sesleriyle rengarenk düşlere dalıyor, oyunlar kuruyorlar zeytin ağacının gölgesinde.

“ÇED gerekli değildir kararından vazgeçilmeli”

Savundukları enerji kaynaklarından olan jeotermalin burada çok kötü bir şekilde uygulandığını söyleyen Süheyla Doğan, ‘Yanlış yerlere ruhsat verildiği için savunduğumuz enerji kaynaklarına bile karşı çıkar hale geldik’ diyor. ‘Zeytinliklerin ortasında, jeotermalden elektrik üretmek üzere sondaj çalışması yapmak istiyorlar. Başka bölgelerden biliyoruz ki, jeotermal enerji üretirken buharı ve atık suları tarım alanlarına zarar veriyor. Burada nasıl ÇED gerekli değildir kararı veriliyor, anlamak güç. Jeotermal temiz enerji olarak görülse de ÇED dosyasının hazırlanması istenip, bölgeye etkileri araştırılmalı. Çanakkale Valiliği, ÇED gerekli değildir kararından vazgeçmeli.”

“Şehirdeki kardeşim zeytin yemek istiyorsa…”

Çayın dumanı tütüyor az ötede. Yırca’dan da biliyoruz ki çay, koyu sohbetli, iyi bir direnç yükselticidir nöbette. Birer bardak ikram ediyorlar. Acıkınca yanlarında getirdikleri zeytinlerden yiyorlar ekmek ve domatesle. Gülpınar’ın zeytinlerinden bize de uzatıyor Hanife Erol. ‘İlk günden beri buradayım. Daha önce hiç direnişin içinde olmadım. Beni buraya vicdanım getirdi’ diyor ve ekliyor: ‘Şehirdeki kardeşim zeytini sofrasında ucuza ve organik yemek istiyorsa bizi destekleyecek.”

‘Ezelden beri zeytincilik var Gülpınar’da’ diye söze giriyor Mukadder Evci: ‘Eşeklerle su taşındı da yetişti bu zeytinler.  Dedelerimiz çok zahmet çekmiş bunları yetiştirirken. Şimdi işçilik çok basit. Bu dededen kalma zeytinlerimizi niye bağışlayalım? Zeytin öldü mü biz de ölürüz.”

Kadınlar nöbette, erkekler tarlada, evde iş bölümünde

Zeytin nöbetinde tam bir kadın erkek dayanışması var. Gündüzleri çoğunlukta kadınlar nöbet alanında, erkekler ya evdeki işleri yapıyorlar ya da tarladalar. Akşam erkekler devralıyor nöbeti, sondaj işçilerinin mesaisi bittikten sonra da gençler. Orhan Kaya gündüz nöbetçilerinden. 83 yaşında. Doğuştan zeytinci. ‘Toprağın kıymetin biliriz kızım’ diyor.

Gülpınar Muhtarı Ünal Karagöz zeytin nöbetiyle köyün işleri arasında mekik dokuyor. Nöbet alanına gitmek isteyenler için köyün minibüsünü hazır tutuyor. ‘Artık daha profesyonel nöbet tutmalıyız.’ diyor. Akşamları  Gülpınar halkını ve çevre köyleri jeotermal enerjiyle ilgili bilgilendirmek için belgesel gösterimleri düzenleniyor.

Muhtar Karagöz: “Bu bir halk hareketi”

‘Ben muhtar olarak vatandaşımın destekçisiyim’ diyor Ünal Karagöz. ‘Sondajı durdurmak istiyoruz. Çevre bizim, zeytinler bizim, su bizim, herşey bizim. Sahip çıkmak zorundayız.” Gülpınar’ın, organik zeytinciliğin yapıldığı ilk yerlerden biri olduğunu hatırlatıyor. Dört kilometre ötelerindeki Tuzla’daki iki jeotermal enerji santralinin Ayvacık’ın sulanabilir tek tarım alanı ve on iki köyün geçim kaynağı olan Tuzla Ovasına, orada yetişen Kösedere domatesine ve fasulyeye zarar verdiğini anlatıyor. ‘Gülpınar halkı, zeytinine suyuna sahip çıkıyor. Haklıyız, haklılığımız anlaşılana kadar nöbet alanındayız.’

“Vermeyiz, vermeyiz, zeytinlerimizi vermeyiz”

Kolay değil tüm gün güneşin altında, tozun içinde oturmak. Müzik morali, enerjiyi, neşeyi yükseltmek için şart. Dina Ensemble müzik grubundan Çiğdem Ergun Güvenç ve Feryal Günal yalnız bırakmıyor kadınları. Darbuka ve akordeonla müzik yapıyorlar. Birlikte şarkı bile uyarlamışlar. ‘Sevenleri sevdiğine versinler’ sözleri olmuş ‘Zeytinlerimizi vermeyiz.’ Bir akşam işçileri almaya gelen otobüsü ‘Gitsinler, gitsinler, sondajcılar gitsinler’ diye şarkı söyleyerek uğurlamışlar.

“84 yaşına geldim, zeytin ağaçları kesilsin, görmedim.”

Nöbet esnasında kadınların vakit geçirdiği şeylerden biri de örgü örmek. Bahriye Çoban yeşil bir çorap örüyor. Halini, hatırını sorunca, ‘Buraya eğlenmek için, üzüntü için geldik işte’ diyor. Nasıl yani deyince beni yamacına oturtuyor: “Üzüldük, ağaçlarımız, yerimiz yurdumuz gidiyor. Hem de eğleniyoruz, bak. Kalabalığız, bir aradayız. Zeytinsiz hiçbir şey yapamayız. Tavayı ocağa koyamayız. Harcamamız da ondan, yememiz de. Çok değerli zeytin. 84 yaşındayım, zeytin ağaçlarının kesildiğini hiç görmedim. Tamam ağaçlara tımar yaparız, iri yapsın diye aklarız, temizleriz ama böylesini görmemiştim hayatımda.”

“Temiz enerji olabilir ama buraya göre değil”

Önem Erol Usta da ilk günden bu yana nöbet alanında. Konuşurken bir ara kimliğini çıkarıyor çantasından, doğum yerini gösteriyor. Gülpınar yazıyor. Meğer birkaç yazlıkçı eylem yapıyor diye söylenti çıkmış. ‘Babadan, dededen zeytinciyim ben’ diyor. ‘Bir buçuk yıl önce başka bir zeytinlik arazide yüz ağaç kesildi. Oraya jeotermal sondaj yapılacağını öğrenip şikayet ettik. Halk istemiyorsa vazgeçiyoruz dediler, durduruldu. Şimdi yine geldiler. Bayramdan önce ağaçların kesildiğini, arazilerin düzlendiğini,  sondaj çalışması yapılacağını haber aldık. Gülpınar Sürdürülebilir Yaşam Derneği ile bayramda toplantı planladık, bilgilenelim birlikte dedik, nedir bu jeotermal. Çok katılım oldu. Toplantıyı yaptığımız gün burası düzlenmiş, beton dökülmüş. Suç duyurusunda bulunduk.’

‘Baktık süreç devam ederken faaliyete geçecekler, nöbete başladık. Zeytin yasasının 20. maddesine (*) göre ÇED almaları ve bunun için de halkın olurunu almaları gerekiyor. Buradan ÇED çıkmaz. Tarım arazilerine zarar vermeyeceklerine dair rapor almaları da gerekiyor ki onu da alamazlar. Hukuksuz bir yola başvurmuşlar. Zeytin burada yaşam biçimi. Zeytinliklerin yok olacağını bilmek, zeytine gitmemek korkunç bir şey Gülpınarlılar için. Temiz enerji olabilir ama bize zararlı. Biz burada istemiyoruz. Kanun bizden yana, yürütmeyi durdurma kararının çıkmasını bekliyoruz.’

Çanakkale İdare Mahkemesi’nden ara karar çıktı

Jeotermal sondaj projesine karşı zeytinliklerini ve yaşamı savunan Gülpınar halkının zeytin nöbetinin 17. gününde, ‘ÇED gerekli değildir’ kararının yürütmesinin durdurulması istemiyle açılan dava ile ilgili Çanakkale İdare Mahkemesi’ndan ara karar çıktı.

Ara kararda, davalı idareden, dava konusu jeotermal amaçlı sondaj arama projesi ile ilgili olarak hazırlanan proje dosyası ve ekleri ile “ÇED gerekli değildir” kararının onaylı bir örneğinin  dava dosyasına sunulması istendi. Mahkeme heyeti oy birliği ile aldığı kararda, davacının yürütmenin durdurulması isteminin, davalı idarenin birinci savunması alındıktan ve ara karar gereği istenilen belgeler sunulduktan sonra görüşüleceğine hükmetti. 

Dava sonucunu beklerken bir gün yol boyunca sıralanan tırları görünce, hep en kıymetli bildikleri zeytin ağaçlarını, yaşamı savunma refleksiyle jeotermal sondaj sahasına koşan, makinaların önüne geçerek sondaj çalışmalarının başlamasına engel olan Gülpınar halkının kendiliğinden başlayan zeytin nöbeti büyüyor umutla günden güne. Gülpınarlılar haklı oldukları anlaşılıncaya, zeytin ağaçları sondaj tehlikesinden kurtulana kadar kararlı nöbeti sürdürmeye.

Kadınlarla, çocuklarla, oyunla, dayanışmayla zeytin ağaçlarının gölgesinde, sesinde, bilgeliğinde, yeşilinde… 

(*) Zeytin Koruma Yasası 20. Madde: Zeytinlik sahaları içinde ve bu sahalara en az 3 kilometre mesafede zeytinyağı fabrikası hariç zeytinliklerin vegatatif ve generatif gelişmesine mani olacak kimyevi atık bırakan, toz ve duman çıkaran tesis yapılamaz ve işletilemez.

Röportaj Haber: Güneş Dermenci

(Yeşil Gazete)
 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page