[Hayvan Deneyleri] Demikhov’un çift başlı köpekleri ve Cornish’in Lazarusları – Yağmur Özgür Güven

İnsanlık tarihi boyunca, insan menfaatine küçük ya da büyük her bilimsel gelişme için mutlaka bir bedel ödenmesi gerekti. Peki bu bedeli kim ödeyecek?

[Hayvan Deneyleri] yazı dizisinde bu sorunun cevabını hep birlikte bulmaya çalışacağız

***

Tıp tarihi, “çizgiyi aşan” utanç verici örneklerle doludur; Amerikalı doktorların Tuskegee’de 400 kadar Afrika-Amerikalı çiftçide 40 yıl boyunca (ki penisilin bulunmuştu!) frengi hastalığının vücuttaki yayılımını gözlemlemeleri ve bu hastaları tedaviden mahrum bırakmaları, ya da Üçüncü Reich doktorlarının Yahudiler üzerinde gerçekleştirdiği korkunç organ nakli-immünoloji-embriyoloji-askeri deneyleri, veya Japon İmparatorluk Ordusu doktorlarının Unit-731’de sayıları beşyüz bini aşan Çinli ve Rus savaş esiri üzerinde gerçekleştirdiği korkunç deneyler… Türcülük ve ırkçılık arasındaki analojiyi de unutmadan, tüm bu örnekler için “o doktorlar ırkçıydı” deyip geçebiliriz.

Konu bilimsel gelişmeler olunca ve etraftan herhangi bir itiraz yükselmiyorsa, insanın nerede duracağını tam olarak kestiremiyoruz. Ve merhamet, ahlak, adalet gibi hayvanlarla aramıza net bir çizgi çekmekte kullanıp, sahip olmakla gurur duyduğumuz kavramlar dahi frenleyici olamayabiliyor. Evet, o doktorlar belki ırkçıydı ancak asıl ve daha da büyük sebep, karşı tarafın “kolaylıkla feda edilebilir” olmasıydı. Modern tıbbın kolaylıkla feda edilebilir listesinin başında gelen hayvanlarla ilgili çizgiyi aşan binlerce örnek olsa da iki tanesi akılları zorlar nitelikte: Demikhov’un çift başlı köpekleri ve Cornish’in Lazarusları.

Hayatı boyunca organ nakilleriyle ilgili çalışan Rus cerrah Vladimir Demikhov (1916-1998), Moskova Üniversitesi’nde öğrenciyken tasarladığı metal kalbi naklettiği köpeği 5,5 saat hayatta tutmayı başarmış, yapay kalp ile köpeklerde bypass ameliyatları ve akciğer nakilleri yapmıştı. Fakat dünya onu 1954’teki deneyiyle tanıdı: kafa nakli. Küçük ırk bir yavru köpeğin akciğerleri, kalbi, ön ayakları ve kafası dışındaki her yeri -yani vücudunun arka yarısını- operasyonla alarak, ön yarıyı da 4 yaşında olan Mukhtar adındaki büyük ırk köpeğin omzuna yerleştirdi. Kısacası, köpeği ikiye bölerek yarısını deneyinde kullandı.

İki kafa ayrı ayrı yemek yiyebiliyor ve su içebiliyordu. Fakat midesi olmayan küçük köpeğin içtiği süt, diğer köpeğin ense kökünden dışarı akıyor ve büyük köpek sürekli silkinerek onu üzerinden atmaya çalışıyor ve ensesindeki köpeğe havlıyordu. Sadece 6 gün yaşadılar. Demikhov, kafa naklini sokaktan yakalanıp getirilen köpeklerle 19 kez daha denedi ve en uzun hayatta kalma süresi 1 ay oldu. Demikhov’un çalışmalarına ait çift başlı köpek görselleri, 1959 yılında Life dergisinde yayınlanınca ünü daha da yayılmıştı. Çalışmalarından etkilenen başka cerrahlar da farklı türlerde benzer deneyler yaptılar.

Demikhov’dan biraz geriye gidersek, Amerikalı biyolog Robert Cornish (1903-1963), California Üniversitesi’ni 19 yaşında dereceyle bitirmiş bir dahi idi. Su altı mercekleri gibi keşifleri olmasına rağmen, ölümüne dek tek bir şey için çalıştı: ölüleri diriltmek.

Robert Cornish

 

California Üniversitesi’ndeki laboratuvarında, hepsine Lazarus ismini verip numaralandırdığı 5 köpek üzerinde çalıştı. Cornish’e göre, kan dolaşımı devam ettiği müddetçe ölüler hayata geri döndürülebilirdi, kan dolaşımının devamlılığını sağlamak için de tahtrevalliye benzer bir düzenek yapmıştı. Günümüzde kullanılan CPR (Kardiyopulmoner resüsitasyon) gibi ilk yardım teknikleri o yıllarda henüz keşfedilmediğinden, ölüler bu düzeneğe konularak hızlıca aşağı-yukarı hareket ettirilirken damardan adrenalin-pıhtı önleyici enjekte edilirse kalbi çalıştırabilir ve belli aralıklarla ağzına oksijen üflenirse solunumu başlatabilirdi.

Gazla öldürülüp düzeneğe sırt üstü sabitlenen Lazarus I, Lazarus II ve Lazarus III’te başarılı olamamıştı. Gene 1934 yılında, Lazarus IV’ü tıbben ölü olduğu 5 dakikanın ardından hayata döndürmeyi başardıysa da körlük ve hareket kaybı gibi ağır beyin hasarı belirtileri vardı ve felçli halde sadece birkaç ay daha yaşadı. Sonrasında ne kadar yaşadığına dair herhangi bir bilgi bulunmayan Lazarus V ise dört gün içinde normale dönmüştü.

On yıl sonra, çalışmalarını insanlarda denemeye hazır olduğunu düşünen Cornish yeni ölmüş bir insan kadavrası talep etti. San Quentin’den gazla ölüm cezasına çarptırılmış Thomas McMonigle adlı hükümlü, idamının ardından onun bedenini kullanmasına izin veriyordu ancak yetkililer için bu iyi bir fikir değildi çünkü idam gerçekleşecek olsa bile McMonigle’ın yaşamaya devam edecek olması ihtimali, yazılı kuralların dışında ve karmaşık olduğu kadar da uygunsuz bir durumdu. Dilekçesi reddedilen McMonigle, 1948’de idam edildi. Basında çıkan haberler ve olumsuz eleştirilerin ardından üniversitedeki laboratuvardan uzaklaştırılan Cornish, bir süre çalışmalarına evinde devam etti ve 60 yaşındayken kalp krizi nedeniyle öldü.

1935 Universal Pictures yapımı “Life Returns” adlı film, hayatı boyunca ölüleri hayata döndürebilmek için çalışan bir doktoru anlatır ve filmde Cornish kendini oynar. Rahatsız edici sahneleri nedeniyle İngiltere’de gösterimi yasaklanan filmde, Cornish’in 22 Mayıs 1934’te Berkeley’de 4 asistanıyla birlikte gerçekleştirdiği deneyin orijinal görüntü kayıtlarına yer verilmiştir. Buradan izleyebilirsiniz: https://archive.org/details/LifeReturns

 

Kaynaklar:

  1. Guerrini, Experimenting with Humans and Animals

Human Experimentation: Before the Nazi Era and After

Wikipedia

 

Yağmur Özgür Güven

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page