KadınManşet

Kadınlar adalet yürüyüşüne Pippa Bacca’nın katledildiği yerden katılıyor

70’den fazla kadın örgütünün imzasıyla kadınlar 6 Temmuz’da Adalet Yürüyüşü’ne katılacak. Aktivist ve sanatçı Pippa Bacca, bundan tam 9 yıl önce katledildiği yerden Adalet Yürüyüşü’ne katılacak olan kadınlar kendi adalet talepleriyle yürüyüşte yer alacaklarını açıkladı.

70 kadın örgütünün imzaladığı bildiride Aktivist ve sanatçı Pippa Bacca’nın bundan tam 9 yıl önce, 2008 yılında Türkiye’de katledildiği belirtilerek “Dünyanın hâlâ güvenilir bir yer olduğunu kanıtlamak için ve dünya barışı için otostopla dünyayı dolaştığı sırada, hayatı erkek şiddetiyle son buldu.

Bugünlerde de hak, hukuk ve adalet talebiyle yürüyen binler Pippa’nın öldürüldüğü yerden geçecek. Barışın ve güvenli/güvenceli bir yaşam ihtimalinin hepimize hayli uzak ama bir o kadar da hayati olduğu bu günlerde…” denildi.

70’den fazla kadın örgütü tarafından imzalanan çağrının tam metni şu şekilde:

‘Erkek Adalet değil Gerçek Adalet’ için Bizler de Yürüyüşe Katılıyoruz!

Aktivist ve sanatçı Pippa Bacca, bundan tam 9 yıl önce, 2008 yılında Türkiye’de katledildi. Dünyanın hâlâ güvenilir bir yer olduğunu kanıtlamak için ve dünya barışı için otostopla dünyayı dolaştığı sırada, hayatı erkek şiddetiyle son buldu. Bugün olduğu gibi, o dönemde de medya kadınlara yönelik suçları “gerekçelendirmekle” meşguldü. Bunun örttüğü gerçek ise her zamanki gibi kadınlara her türlü saldırının istatistiklerinin tutulmadığı, analizlerinin yapılmadığı, erkek şiddetinin kökenindeki ayrımcılığın ve eşitsizliğin ülkeyi yönetenlerce meşrulaştırıldığı, mahkemelerde dağıtılan “iyi hal” indirimlerinin ve cezasızlığın suçluları cesaretlendirdiğiydi.

Bugünlerde de hak, hukuk ve adalet talebiyle yürüyen binler Pippa’nın öldürüldüğü yerden geçecek. Barışın ve güvenli/güvenceli bir yaşam ihtimalinin hepimize hayli uzak ama bir o kadar da hayati olduğu bu günlerde…

Biz kadınlar bu Adalet Yürüyüşüne kendi adalet talebimizle katılmayı önemsiyoruz çünkü:

Pippa’nın öldürüldüğü zamandan bu yana, tıpkı öncesinde olduğu gibi, erkeklerin işlediği suçlar, bazen gerekçe gösterme gereği bile duymadan, çoğu zaman da manâsı kendinden menkul bir “genel ahlak” namına hafifletilirken binlerce kadın toprak oldu, lgbti+lar nefret suçlarına – hatta cinayetlerine – maruz kaldı, binlerce çocuk istismar edildi, zarar gördü. Nefretin ve kendinden farklı olanı linç etme halinin adı ‘hassasiyet’ oldu, kutsandı, alkışlandı. Bu durum, özellikle Olağanüstü Hal’in ilanından bu yana körüklenen şiddetin ve nefret dilinin hayatlarımızın her alanına sirayet etmesiyle çeşitlendi, daha da dayanılmaz hale geldi. Bir yılını doldurmak üzere olan OHAL kararı ve kararnameleri sırasında hayatını kaybeden kadın sayısı üç yüzü aşmış durumda – ve bu kadınlar dinamitten baltaya, testereye, şiddetin en vahşi biçimlerini ‘hak etmiş’ sayılıyorlar.

“Adalet” ve Kalkınma Partisi kendi görüşüne muhalefet edilen her yerde, toplumun en az yüzde ellisini terörist ilan edip, yüzbinlerce insanı düşünceleri için bir gecede işlerinden, ekmeklerinden, hayatlarından, evlerinden, haysiyetlerinden ve özgürlüklerinden mahrum ederken, bütün bir toplum insan bedenlerinin açlık grevinde eriyip gitmesine seyirci kılınırken yaşanan tüm bu hukuksuzluklara ve zulümlere karşı adalet kavramı üzerine düşünmek, adalet için ses çıkarmak çok kıymetli. Bizler de, adaletin “erkek” yüzünü ortaya çıkarmak için yıllardır mücadele eden kadınlar olarak hukuksuzluğun ve keyfiyetin ‘olağan’ hale getirildiği bu zamanda gerçek adalet için sokakta olmayı önemsiyoruz.

 

AKP ve politikalarına paralel söylemler üretenler; adalet kavramını erkekler arasındaki bir eşitlik, kadınların da kendi aralarındaki bir eşitlik olarak, yani ‘cinsiyet adaleti’ olarak öne sürüyorlar. Yalnızca kadınların kendi arasında tanımlanan bir eşitlik ya da adalet kavramı kadınların hayatın olanaklarından yoksun bırakılmasıdır. Bu yüzden kadınlar için adaletin yasa önünde ve hayatın her alanında, sokakta, işte, mecliste eşitlik olmadan ve demokratik bir ortam sağlanmadan gerçekleşmeyeceğini söylüyoruz.

Biz kadınlar erkek adalet değil gerçek adalet için birlikte yürümek istiyoruz. Son dönemde özellikle OHAL ile birlikte vahşileşen hukuksuzluk ve cezasızlık politikaları erkek şiddetini de katbekat arttırdı. Kadın vekillerin, siyasetçilerin ve belediye başkanlarının tutukluluğu, atanan kayyumların önce kadın çalışmalarını durdurmaları ve sığınakları kapatmaları, Kanun Hükmünde Kararnamelerle işinden edilen yüzbinlerce insanın yanı sıra kadınların dayanışma derneklerinin ve kadın odaklı habercilik yapan medya kurumlarının da kapatılması kadınların ve çocukların erkek şiddeti karşısındaki konumlarını kırılganlaştırıyor. Kadınların siyasi kazanımlarına el konuluyor, kadınlar siyasetten uzaklaştırılıyor. Hayatın her alanında, erkeklerle eşit haklara ve fırsatlara sahip olana kadar: Eşitlik yoksa adalet de yok.

Tüm kadınları, 6 Temmuz’da Pippa Bacca’nın katledildiği yerde, yani Gebze’de Adalet Yürüyüşü’ne katılmaya; erkek adaletin ve OHAL hukuksuzluklarının değil gerçek adaletin, demokrasinin tesis edildiği, herkesin ve özellikle de kadınların eşit ve özgür oldukları bir dünya için yürümek üzere buluşmaya çağırıyoruz.”

 

(Yeşil Gazete)

Kategori: Kadın