Yurttaşın Enerji Santrali (YES) yolunda yeni bir dönüm noktası – Ebru Özer

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği, 03 Temmuz 2017 (dün) tarihinde Resmi Gazete’de yayınlandı. İmar mevzuatına birçok olumlu yenilik getiren yönetmenliğin, 59. Maddesi, yenilenebilir enerjiye gönül vermiş kişilerde büyük heyecan yarattı.

1 Ekim 2017 tarihinden itibaren geçerli olacak yönetmeliğe göre;  “Taşıyıcı sistemi etkilememek ve 634 sayılı Kanun uyarınca muvafakat alınmak kaydıyla; binalarda enerji kimlik belgesi sınıfı en az “C” olacak şekilde mesleki yeterlilik sertifikalı uygulayıcılar tarafından yapılacak ısı yalıtımı uygulamaları ile binanın kendi ihtiyacı için yapılacak güneş kaynaklı yenilenebilir enerji sistemleri ruhsata tabi değildir. Bunlara ait uygulama projelerinin hazırlanması ve fenni mesuliyetin üstlenildiğine dair taahhütname ile birlikte ilgili idareye sunulması, binanın projesindeki mimari görünüşlere bağlı kalınması ve idaresinden izin alınması zorunludur.”

Bu düzenlemeyle, binanın kendi ihtiyacı için olan ve taşıyıcı sistemi etkilemeyen güneş kaynaklı yenilenebilir enerji sistemlerinin uygulaması ruhsata tabi olmaktan çıkarıldı. Böylece, çatılarda öz tüketim amaçlı kullanılacak güneş enerjisi sistemleri için bürokratik engellerden biri kaldırılmış oldu.  Bu konu, uzun süredir sektörün, iklim değişikliğine karşı mücadele edenlerin ve çevrecilerin bir talebi idi.

Söz konusu yönetmelik ile getirilen bir başka düzenleme de, büyükşehir belediyeleri ve şehir belediyelerinin, uygulanmak üzere imar yönetmeliği hazırlayıp Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın onayına sunabilecek olması. Böylece, bölgesel uygulamaların, yerelden giderek hayata geçirilmesinin de önü açıldı.

Türkiye’de yaklaşık 10 milyon çatının güneş enerji sistemleri uygulamasına müsait olduğu biliniyor.  Bu çatıların, öz-tüketim amaçlı kullanılması, bireysel olarak fayda sağlamakla beraber, ülkemizin enerji konusundaki dışa bağımlılığının da azaltılmasında etkili olacaktır.

Yenilenebilir enerji sistemleri uygulamaları konusunda başı çeken birçok gelişmiş ülke, bireysel ya da kooperatifler şeklinde üretimi destekleyerek bu noktaya gelmiştir. Son dönemlerde yaşanan enerji krizleri, gündemde olan aşırı sıcaklıklara bağlı klima kullanımın yarattığı enterkonnekte sistemdeki pikler gibi olumsuz koşullar, alternatif enerji arayışları konusunda baskı yaratmaktadır. Bu sebeple gözlemimiz odur ki; yenilenebilir enerji sistemleri ile ilgili mevzuatın kolaylaştırılması ve bireysel düzeyde uygulama artışlarının sağlanması hükümetin öncelikli konuları arasında yerini almıştır.

Bu bağlamda, EPDK da, mevzuatla ilgili bir düzenleme üzerinde çalışmakta. Nisan ayında, görüş almak üzere EPDK’nın kamuyla paylaştığı 10 KWp altı Lisanssız Güneş enerji sistemleri kurulumu ile ilgili usul ve esasları belirleyen taslak metine dair raporun yakın zamanda yayınlamasını bekliyoruz. Kurumdan, -umutla beklediğimiz şekilde-, bürokratik engelleri azaltan ve prosedürü kolaylaştırıcı yenilikler gelirse, 2018 yılında çatılarımızın güneş panelleri ile dolması şaşırtıcı olmaz.

Bu noktada sormamız gereken, özellikle sektörde uygulayıcı konumundaki EPC firmaları, talep patlamasına hazır mı?

 

 Ebru Özer

Güneş Gönüllüsü

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page