‘Ben kendimi bin erkeğe değişmem’

Cenneti gökte arama

Tapacaksan toprağa tap.

Cehennemi değil ama,

Cenneti bu toprağa yap.

Baba Bingöl

 ‘’Tanrıçalıktan ev kadınlığına’’

‘’Tanrıçalıktan ev kadınlığına’’ başlıklı bir yazı okudum eski bir dergide. Kadınların toprakla olan uyumu ve doğurganlığı kutsal sayılırmış eski çağlarda.  Demokratik Kongo Cumhuriyeti’nde göçebe yaşayan Zaire Pigmeleri, her kızın ilk âdet dönemini kutlayarak, genç kadınları onurlandırırlarmış. Yine Kongo ormanları içinde yaşayan Mbuti insanlarında cinsiyetler arası mutlu ilişkiler, insanlar arasındaki mutlu ilişkilerin bir başka ifadesiymiş.

John Zerzan, Gelecekteki İlkel kitabında tarımın başlaması ve yerleşik yaşama geçişle beraber cinsiyetler arasındaki eşitliğin bozulduğu iddiasını dile getiriyor. Yerleşik yaşamaya başlayan kabilelerde görülen şiddete değinip; göçebe yaşayan kabilelerin içinde  özellikle cinsel şiddetin, tecavüzün ya hiç görünmediğini ya da çok nadir olduğunu temel aldığı kanıtlarla anlatıyor.

Şiddet içeren misillemeler

Suudi Arabistan’da kız çocuklarının olduğu okulda çıkan yangında çocuklar can haliyle dışarı koştuklarında kimin aklına gelir abâye’yi (çarşaf) giyemedikleri için onları kurtarmamak? Ama kurtarmadılar, kız çocuklarının günah işlediğini düşünüp onların ölmelerine sebep oldular.  Bunu yaptıran Şeriat.

Yaşadığımız topraklara bakalım bir de, daha doğrusu hayatta kalmaya çabaladığımız ülkemize.

Şiddet hangi canlıya olursa olsun kabul edilemez. Bulaşıcı bir hastalık…  Hiç kimse şiddet kurbanı olarak gelmedi bu dünyaya; ne çocuklar ne kadınlar ne de erkekler. Gündem sarsıcı biçimde erkek şiddetiyle kaynıyor ama bize hep ‘şortlu kadın’ haberleri izlettiriyorlar. Çünkü erkeğin şiddet içeren misillemesi kadının şort giymesiyle ya da herhangi bir şeyiyle doğru orantılıymış gibi gösteriliyor. Trafiğin dahi iktidar zihniyeti düzeninde işlediğini düşünmeye başladım. Kadın ve erkek için de istisnalar var elbette ama kadının genel olarak trafikte kafadan kusurlu görünmesinin nesi normal?

İnsanları değiştirmek zor.

İktidar zihniyetini kafalardan atmak zor.

Bakışların zorbalığına her gün katlanmak zor.

Görüşleri daha açık insanların sözünün geçmediği bir yerde, dar kafalılar istedikleri yerde cahilliklerine, siyasi partilerine, dinlerine sığınıyorlar. Ne âlâ!

Ama bir yandan internet var olsun ki görüyoruz kadınların tepkilerini ve seslerini duyuyoruz. Sapığı linç etmek bir yana ifşa etmek şart! Sokakta yaşadığımız tacizleri anlatmıyoruz diye güllük gülistanlık değil her şey.

Kurbanlık değiliz,

Taciz edeni ifşa ediyoruz.

Aslan parçası bir kadının hikayesi

Mersin’de bindiğim minibüse benden sonra iki kadın bindi. Yer yoktu, ayakta kaldılar.

Şoför kadınlar bindikten hemen sonra frene sertçe basınca, herkes olduğu yerden ileriye sıçradı. Ayakta kalan kadın son anda düşmekten kurtulup,

-Yavaş! Can bu can taşıdığın, yavaş! Dedi.

Şoför kadının uyarısını duyup başını kim konuştu merakıyla çevirirken yine aniden frene bastı. İkinci fren tüm yolculara yönelik bir tehdit gibi daha kötü savurdu herkesi. Bu kez çocuklu bir kadın yükseltti sesini:

-N’yapıyorsun sen kardeşim! Çocuk var, çocuk!

Şoför hazımsız olacak ki üstüne alınmadan, yaşadığı tüm gerginliklerin sorumlusu karpuz misalı seçilen biz yolcularmışız gibi, sayıkladı durdu.

Kendisinin ne sayıklaması ne de frenlemesi bitiyordu!

Ayakta kalan kadın soföre plakasını alıp şikayet edeceğini söyledi.

Şoför:

-Abla dur, dur! Sen kimsin, ben senin yüzünü hafızama alayım da seni yoldan almayayım! Şikayet edecekmiş, konuşma!

Adam kavgacı, kadın haklı!

Yol boyu kadın ve şöfor arasında sözlü atışma yaşandı. Benim ineceğim yere daha çok mesafe var. Oturduğum koltuğun yanı boşalınca kadın yanıma geldi. Şoför minibüsü bir anda durdurup, kapıyı açıp kadının inmesini istedi bu anda!

Kadın kalkmayınca devam etti söylenmeye adam. Hem yolcunun yaşamına saygı duyma hem de kibirli ol! Kadının kendisini savunması adamı deli ediyordu. Bu arada radyodan ‘’Hatasız Kul Olmaz’’ çalmaya başladı. Orhan Baba’ya da ayıp oluyor hani!

Kadının haklılığına diğer yolcular da destek veriyor bir yandan. Hakim ses şoförün değil artık. İçine bu duruma sindiremiyor frenlerden fren beğenemeyen abimiz ve basıyor da basıyor!

-Sen git abla, ben seni muhattap almam. Bana erkek yolla, erkek! Ben onunla kavgamı ederim!

Bak, bak! Kadının haklılığını savunması büyük abimizi sinirlendiriyor. Oldu olacak iki kadının tanıklığını bir erkeğe denk tutalım da ikna edelim seni bey abi!

İneceğim yere yaklaşırken, kadın şoförün bu cesaret timsali erkeklik sözlerinin altında kalmayıp, benim için çok vurucu olan bir laf etti.

-Ben kendimi bin erkeğe değişmem!

İnmeden önce aslan parçası kadının yüzüne dikkatlice baktım.

Yüzünde kararlı, ciddi bir duruş. Alnının ortasında laciverte çalan dövmesiyle esaslı bir Anadolu kadını. Tırnağına kadar çetin… Omurgası dik iniyor araçtan.

Şoför hazımsızlığına devam eder diye beklerken susma cesaretini gösterdi.

Kuşlar konsun çenenin bağına,

Çok yaşa be aslan ablam!

‘’Kadınların tarihi, baskı altına alınışlarının tarihi olduğu kadar, bu baskılara ve eve kapatılmalarına direnmiş olmalarının da tarihidir’’, der Andreê Miche.

Bu hikayeler burada bitmez,

Elbet devam edecek.

Bu dünya mücadele edenlerin hatırına dönüyor. Dünyanın neresinde olursa olsun tek bir kişinin dahi hak savunmasını yok sayamayız.

Ve bu daha başlangıç değildir, bitişe çeyrek vardır. Biz mücadeleye başlayıp, el verdikçe asfalt altından yükselecek toprak ve yaşatmaya devam edecek yüz yıllık kökleriyle zeytin.

 

Gökçe Atik

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page