Trakya Platformu’nun 3. Genel Kurulu Ergene’de yapıldı

Trakya Platformu TMMOB Mak. Müh. Odası Edirne Şubesi tarafından 1993 yılında başlatılan “Trakya’da Sanayileşme ve Çevre Sempozyum”ları sürecinin bir sonucu olarak; 4. Sempozyumun sonuç bildirgesinde de dile getirilen …bir koordinasyon, bilgilenme, bilgilendirme, talep ve uyarılarda bulunma ve benzeri işlevleri üstlenen; kısaca sürece müdahalede bulunmayı hedefleyen tüm kuruluşların katılabileceği sivil bir platform oluşturma hedefinin pratikte yaşam bulan bir karşılığı olarak kurulmuştu.

Bugün de çeşitli kurumların katılımıyla yola devam eden Trakya Platformu 3. Genel Kurulu Ergene Belediyesi ev sahipliği ile Ulaş Toplantı Salonu’nda gerçekleştirildi.

Açılışı Trakya Platformu adına Cemal Polat yaptı. Ardından Divan Kurulu ve Sonuç Bildirgesi ve Redaksiyon ekibi oy birliği ile oluşturuldu.

Divan Başkanlığına Bülent Kaçar, üyeliklere Erol Özkan, Nihat Çolak ve Hülya Çakar; Sonuç Bildirgesi ve Redaksiyon Kuruluna da; Muzaffer Eskiocak, Ziya Gökerküçük, Göksal Çidem, Mehmet Akbal, Osman Candeğer ve Nur Seza Eren görevlendirildi.

1 dakikalık saygı duruşu ve İstiklal Marşı sonrasında Ergene Belediyesi Başkan Yardımcısı Yüksel Baydarlı ev sahibi olarak başarılarını diledi.

Kırklareli Milletvekili Turabi Kayan ile gazeteci Yalçın Bayer’in de katıldığı toplantı gündemi okunup oy birliği ile kabul edildi.

İl Yürütme Kurulları, Bilim Kurulu ve Hukuk Kurulu temsilcileri ile katılımcılar süreç içerisinde yapılan çalışmaları sundu.

Ergene Nehri

Ergene Nehri’ndeki kirlilik konsantrasyonunun artış göstermeye devam ettiği ve planlanan projelerin ilerlemediği, alıcı ortama deşarj yapan sanayii kuruluşlarının ön işlem süreçlerini düzenli uygulamadığı gözlendi ve çıkış suyunun Marmara Denizi’ne derin deniz deşarjı ile verilmesinin alıcı ortamı kirleteceği ve mevcut ekolojik yıkımı arttıracağı gibi soruna da çare olmayacağı belirtildi.

Meriç Nehri

Meriç Nehri’ni kanala dönüştüren sedde ve taş tahkimatı yapımı ile Kanal Edirne Projeleri’nin bölgenin ekolojik yapı, tarım, turizm ve yaşamı etkileyeceği, taşkın ovasının nitelik değiştireceği vurgulandı.

Söğütlük ile Tavuk Ormanı

Söğütlük Ormanının nehir ile bağlantısının koparılması ve Tavuk Ormanı’ndaki yapılaşmaların ekolojik dengeleri bozacağı ve kentin geleceğine olumsuz etki yaratacağı vurgulandı.

Mecidiye’deki Taş Ocakları

Saroz Körfezi Kıyısında bulunan Mecidiye’deki taş ocaklarının, yerleşim yerlerine yakınlığı, tarım ve orman alanlarına yapılması nedeniyle yasalın çiğnendiği ve yöre halkı tarafından dava açılması sağlandı.

Uzunköprü Saçlımüsellim Köyü’ne yapılmak istenen patlayıcı madde depolama sahası ile ilgili yöre halkının açtığı davaya müdahil olundu.

Doğal alanların kentsel yerleşim alanlarında da korunması gerektiği, şehir planlamasında yeşil alanların mevzuata uygun kamudan yana kullanımı olması vurgulandı.

İyileştirme adına yapılan imar planı revizyonlarının çarpık kentleşmeyi kalıcı kılıp meşru hale getirdiği, mahkeme olmadan yapılan imarların hak arttırımı veya hak aktarımı adı altında meşrulaştırılmasına itiraz edildi.

Uygulama aşamasına gelen Hızlı Tren ve Çanakkale Otoyolu bölgenin doğal kaynaklarını ve demografik yapısını önlem alınmadığı takdirde tahrip edeceği belirtildi. Alternatif olarak deniz ulaşımı önerildi.

ÇSB veri tabanı üzerinden PTD ve ÇED Rapor süreçlerinin düzenli takip edilerek bilgilendirme ve gerekli yaptırımların uygulanması önerildi.

Dupnisa Mağarası’na Mermer Ocağı Projesi

Dupnisa Mağarası’nda uygulanılacak Mermer Ocağı projesi için mermer ruhsatı alınmasına engel olundu.

Köylerde bilgilendirme toplantılarının tüm illerde yapılmasının gereği vurgulanarak devamlılığını koruması önerildi.

Istrancalar

Avrupa’nın korunması gereken en önemli doğal alanlardan biri olan Istrancalar’da 2008-2009 yılları arasında AB, Çevre Orman Bakanlığı DKMP tarafından 130,000 ha yürütülen   biyosfer rezerv alan çalışması sonucunda hazırlanan raporların UNESCO’ya Sunulmak için hazırlanmış, ancak bugüne kadar sunulmamıştır. Proje yürütülen 130,000 Her alanda birçok RES, Doğal Gaz Çevrim Santralı, Baraj, Nükleer ve Termik Santral, Boru hattı, Enerji üretim ve depolama alanı projeleri plan aşamasındadır.

Biyosfer alan olarak kabul edilmesine yönelik, Biyosfer Alan Adaylık Dosyası hazırlanmış ancak UNESCO MAB Komisyonuna sunulmamıştır. UNESCO ya sunulmama gerekçesinin   takibinin yapılması kararı alındı.

Istrancalar’da kurulması planlanan rüzgâr enerji santralinin Afrika-Asya ve Avrupa arasındaki en önemli kuş göç yolları üzerinde bulunduğu bilimsel rapor ve mahkeme kararlarına aykırılık teşkil etmesine rağmen birçok RES projesi için ÇED Gerekli değildir kararı verilmiştir.  Bilime ve hukuka aykırılık teşkil eden projelerin doğal ve sosyal yaşama verdiği telafisi mümkün olmayan zararlar hakkında kamuoyunun bilgilendirilmesi. Verilen mücadelenin RES lere değil, yanlış yerlere inşa edilmesine karşıdır.

İğneada Longozları

27 Aralık 2012’de yaptığı ikinci toplantısında ise İğneada Longozları ile ilgili bir karar çıkmamıştır.

Yapılan Müracaata verilen cevapta, “İğneada İlçe Merkezinin, Sulak Alan Koruma Bölgeleri içinde kalmasına rağmen özel hüküm bölgesi olarak belirlenmemesi sebebiyle, söz konusu arazi çalışmalarının gözden geçirilmesi gerektiğine karar verilmiştir. İğneada Longoz Ormanı arazi çalışmaları, 2013 yılı içinde, Ulusal Sulak Alan Komisyonu teknik çalışma grubunca tekrar yapılacak olup; çalışmanın ardından, Ulusal Sulak Alan Komisyonuna sunulacaktır”  Denilmektedir.

24 Temmuz 2012’de İğneada Longozunun RAMSAR Kapsamına alınacağı ve 1/25000 ÇDP lere işlendiği duyurulmuş, 27 Aralık 2012’de yapılan duyuruda İğneada longozu için bir karar çıkmamıştır.  Bu arada çıkan Beğendik Entegre Termik santral olmuştur. Yıllar geçmesine rağmen Dünyanın en önemli Longoz Ormanlarından biri olan İğneada longozu ile ilgili bir karar çıkmamıştır. RAMSAR konusunda birden fazla kritere sahip olan, Asya ve Avrupa kıtasının en büyüğü longoz ormanlarının uluslararası koruma statüsüne kavuşturulmaması bölgenin tanıtımı ve korunması için aciliyet ve önem arz etmektedir. Bileşenlerin bu konuda girişimde bulunulması ve sürecin hem yerel de hem de genelde takibinin yapılması kararı alınmıştır.

Kıyıköy- İğneada bölgesi

Karadeniz’in en önemli balık üreme sahalarından olan Kıyıköy- İğneada bölgesindeki deniz ekosistemini yok edebilecek her türlü projeye karşı mücadele edildi.

Kömüre dayalı termik santrallere karşı idari mahkeme ve Danıştay nezdinde davalar açıldı.

2004 Çevre Düzeni Planı ana kaynak olmak şartıyla sonrasında yapılan tüm çalışmaların izlenerek gerekli itirazlar yapıldı. İMP tarafından yapılan revize planın 26 maddesinin iptali sağlandı.

Edirne ve Kırklareli’nin var olan biyolojik çeşitlilik raporları incelendi, Tekirdağ’ın da bu eksiği giderilmesi önerildi.

Bilim insanlarınca yapılan termik santrallerin çevresel etkileri çalışmaları ışığında toz ve su kirliliği ana tehdit olmakla emisyon konsantrasyonun bitkisel habitata ölümcül etkileri olduğu belirtildi.

Sağlıkta ihtiyatlılık ilkesi gereğince zarar verme potansiyeli olan tehlikeli eylemler ancak zarar vermediği takdirde uygulamaya geçilmesi belirtildi.

Hava sahasında ki bütün hava kirliliği verileri ve emisyonlar sürekli izlenip rapor edildi ve panel, basın açıklaması, konferans gibi değişik araçlarla kamuoyu ile paylaşıldı.

04.07.207 günü Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nda tartışılacak olan Türk Akımı Doğalgaz Projesi’nin ÇED raporunun yöre vekillerince izlenmesi istendi. Bu projenin depo ve terfi istasyonlarının orman içerisinde oluşu, bütün hattın tarım alanı üzerinden geçmesi, dip tarama gemisi ile çıkarılan materyalin planlanan deponi yöntemi sonucu sucul hayata geri dönüşü olmayan zararlar vereceği, balık göç hattında olduğu için balık ölümleri ve bozulan ekosistem sonucu büyük çevre felaketine yol açacağı söylendi.

Marmara Ereğlisi

Marmara Ereğlisi’nde açılması planlanan cam fabrikasının proses ve diğer süreçleri araştırılıp söz konusu tesisin kendi bünyesinde bertarafı imkânsız, yüksek kimyasal içerikli atık ve emisyona sebep olacağı için dava açılacağı belirtildi.

Deniz yoluyla taşınacak ürünlerin sanayi bölgelerine tren yolu ile Marmara Ereğlisi ve Çorlu içerisinden geçecek demiryolu hattı projesi olduğu ve buna yapılan itirazların Anıtlar Kurulu tarafından acilen olumlu görüş belirtildiği ve bu nedenle Anıtlar Kuruluna dava açıldığı ancak bakanlığın izin vermediği belirtildi.

Acele Kamulaştırma kararlarına itiraz edilmesi ile Bakanlar Kurulu kararlarına itiraz yolu açıldığı belirtildi.

Yakın zamanda gündeme gelmesi planlanan Kaya Gazının tehlikeleri belirtilerek; 640’tan fazla kimyasal gaz kullanılacağı ve bölgeye zarar vereceği bu nedenle farkındalık etkinlikleri yapılması gereği belirtildi.

Istrancalar üzerinde Bulgaristan tarafından sınıra yapılan tel örgülerin canlı hareketini engellediği ve doğal zararlara neden olduğu vurgulandı.

Sanayi faaliyetleri sonucu atıkların yönetmeliğe uyun şekilde beyan edilmeyip atık sahası dışında yaşam alanlarına bırakıldığının birçok kez tespit edildiği ve atığa sebep olan fabrikanın ve lisanslı atık bertaraf firmalarının yetkililerce takip etmediği için sadece yüksek cezai yaptırıma tabii tutulduğu ancak bunun zararları önlemediği belirtildi.

Doğa korunmasında görülen adaletsizlik tüm yaşamımızda olduğundan gündemde olan Adalet Yürüyüşünün desteklenmesi gereği belirtildi.

Bir sonra ki genel kurul toplantısının 29 Eylül 2018 tarihinde Pınarhisar – Kaynarca Beldesi’nde yapılması kararlaştırıldı.

Toplantının ikinci bölümünde ise Trakya Platformunun işleyişine dair değerlendirmeler yapıldı ve yeni il yürütme kurulları belirlendi.

 

Haber: Ercüment Gürçay

(Yeşil Gazete)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page