Prof. Dr. Levent Kurnaz: “İklim savaşı uzun soluklu bir serüven. Gelecek için gençlere ihtiyacımız var.”

Boğaziçi Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi ve İklim Değişikliği Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yürüttüğü “İklim Değişikliği Farkındalık Geliştirme Projesi” kapsamında farklı illerdeki okulları gezerek öğretmen ve öğrencilere iklim değişikliğini anlatıyor.

Bir eğitim-öğretim yılı daha biterken Levent Hoca’nın programdaki son okulları gezdiğini öğrendik ve projeyle ilgili kendi tecrübelerini, projenin kapsamını ve olası sonuçlarını sorduk. Bu tarz projelerin daha sık yapılmasının gerekli olup olmadığını da soruların cevaplarında ayrıca görebilirsiniz.

Yeşil Gazete – Aslında çok da zamanımız yok, hatta acelemiz var iklim değişikliği için, hemen harekete geçmeliyiz derken neden öğrencilere iklim değişikliği seminerleri?

Öncelikle küresel aktivizmle yerel aktivizmi birbirine fazla karıştırmadan bu konuya yaklaşmalıyız. Ülkemizin bir yanda iklim değişikliğine ne derece katkısı olduğuna öte yanda da ne kadar etkileneceğine bakacak olursak etkilenebilirliğimizin etkimize oranla çok daha yüksek olduğunu görürüz. Etkilenecek olanlar da çocuklar olduğundan onlara bu konuda bilgiler vermek çok önemli. Ayrıca iklim savaşı çok uzun soluklu bir serüven. Gelecekte bizimle yürüyecek gençlere her zaman ihtiyaç var.

Biraz projenin kapsamından bahseder misiniz? Geçen hafta Antalya’dan sonra Van’daydınız.

Bu proje kapsamında bu sene on ilde iklim değişikliği farkındalık eğitimi veriyoruz. Geçen haftayı Van’daki eğitimlerle tamamladık. Son olarak Kayseri kaldı. Her ilde öncelikle her seviye ve branştan 100-150 kadar öğretmeni iklim değişikliği, etkileri ve yapılması gerekenler konusunda bilgilendiriyoruz. Sonra dört gruba ayrılıp üçer anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liseye giderek onların seviyesine uygun benzer birer eğitim veriyoruz. Sonunda da her ildeki üniversitenin Eğitim Fakültesi’ne giderek öğretmen adaylarına iklim değişikliği ve etkilerini anlatıyoruz.

Seminerlerde size verilen ilginç tepkiler, yöneltilen sorular oldu mu, aklınızda kalan?

İlk birkaç şehir biraz acemiliğimize geldi, duyuru yapmadan konuşmaya başladık. Hocalar konuşmanın ortasında ayaklandılar ve işin politik kısmına girince de işin içinden çıkamaz bir duruma geldik. Sonrasında baştan bir duyuru yaptık: “Burada yapmaya çalıştığımız sizin farkındalığınızı arttırmak vasıtasıyla iklim değişikliği bilgisinin öğrencilere yayılmasını sağlamak. Sizler burada vatandaş olarak değil, bu alanın elçileri olarak bulunuyorsunuz. Bizler de bu konuda ülkelerin geçmiş sorumlulukları olduğunu, ekonomik sistemin çok şeye izin vermediğini, hatta değişik hükümetlerin hâlâ bazı hatalara devam etmekte olduğunu biliyoruz. Ama burada önemli olan çocuklara neler olacağını ve ne yapmaları gerektiğini anlatmamız.”

Urfa’da “kömür kötü, kömür kötü, kömür kötü” dedikçe en öndeki bir dokuzuncu sınıf öğrencisinin gözleri doldu. Dayanamayıp ne olduğunu sordum “ama kömür olmazsa biz nasıl kebap yaparız” dedi. Onun da derdi kebapmış meğer.

Her yerde, gençlerin, onların öğretmenlerinin verdikleri ortak tepkiler var mı?

Dediğim gibi, öğretmenler hemen karşı çıkma moduna giriyorlar, “büyük devletler kirletiyor, önce onları durdurmak gerek” veya “büyük şirketler iklime zarar veren şeyler yapmazlarsa bu sorun çözülür” gibi. Ama bu konunun tabandan tavana yayılması gerektiğine ikna ediyoruz onları. Çocuklar ise daha açık görüşlüler, ancak onların da dikkatini konuya çekebilmek çok zor. Zorla dersten çıkıp gelenlerden gerçek verim almak çok güç olabiliyor.

Bölgeden bölgeye, okullara, belki yaşa göre değişen tekiler gözlemlediniz mi?

Her gittiğimiz şehrin dersini baştan çalışarak o şehirle ilgili örnekler veriyoruz, bu nedenle de tepkilerdeki farklılık etkilenebilirlikle el ele gidiyor. Mesela Mersin’deki eğitimin olduğu gün şehri su bastı. Onları gelecek felaketlere ikna etmek fazla zor olmadı.

Ama öğrenciler açısından konuşacak olursak, sanırım yaş ilerledikçe hassasiyet de azalıyor. Anaokulları ilkokullardan, dokuzuncu sınıflar onbirinci sınıflardan daha hassaslar iklim değişikliği konusunda.

Kısaca, neler anlatıyorsunuz bu seminerlerde?

Önce iklim nedir, hava durumundan neden farklıdır, iklimi belirleyen etkenler nelerdir kısmını anlatıyoruz. Sonra iklim değişikliğinin sebeplerine değiniyoruz ve uluslararası alanda yapılanları açıklıyoruz. Son olarak da kişilerin neler yapabileceklerinden bahsediyoruz.

Sizin için nasıl geçiyor? Bu seminerler önce değişen fikriniz oldu mu, başlamadan evvel böyle düşünmüyordum dediğiniz bir şeyler oldu mu?

Ben yaptığımı bir çeşit misyonerlik olarak görüyorum ve konuyu anlatırken saate bakmak aklımdan geçmiyor. Eğer karşımdakiler de merakla dinliyorlarsa bazen konu çok uzayabiliyor. Bazı günler 6-7 saat anlattığımız olabiliyor. Önemli olan onların bir şeyler öğrenmeleri. Bu konudaki farkındalığı arttırdığımız sürece ben mutluyum.

Farklı ülkelerde de benzer örnekler yapılmış mı? Sonuçları neler olmuş? Sizin beklentileriniz neler?

Diğer ülkelerde de mutlaka benzerleri yapılmıştır ama ben haberdar değilim. Her konuştuğumuz öğretmen bunu 100 çocuğa anlatsa, her konuştuğumuz çocuk bunu ailesine ve birkaç arkadaşına anlatsa projenin bu ayağı sonunda neredeyse bir milyona yakın kişiye ulaşmış olacağız. Bence bu hiç fena bir sayı değil.

Levent Kurnaz’ın çocuklara yönelik hazırladığı iklim değişikliği eğitimi video serisi için TIKLAYINIZ

Röportaj: Bahar Topçu (Yeşil Gazete)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page