Bonn’da iklim değişikliği ve kadın oturumu: Bu iklimi biz bozmadık, düzeltecek olan biziz!

1.5 derece hedefi gittikçe uzaklaşırken, küresel ısınma dünyanın her yerinde zayıf ve hassas grupları daha çok etkiliyor. Sera gazının büyük kısmından sorumlu olan, daha iyi ekonomik ve sosyolojik şartlara sahip olan gruplar ise bu etkilerle daha kolay başa çıkabiliyor.

Birleşmiş Milletler’in hazırladığı bir rapora göre kadınlar, dünyadaki fakir nüfusun çoğunluğunu oluşturduklarından daha hassaslar, ayrıca hayatlarını doğal kaynaklar üzerinden sürdürme oranları daha yüksek.

Climate Tracker‘ın, UNFCCC raporunu baz alarak hazırladığı, kadınların iklim değişikliğinden daha fazla etkilendiğin gösteren infografikteki örneklerden bazıları şöyle:

New Orleans’daki kadınlar Katrina Kasırgası’ndan sonra %7 daha az para kazanmaya başlarken, erkeklerin kazancı %23 artmış.

İngiltere’de 2007’de gerçekleşen sel baskınlarından sonra, kadınlardaki depresyon artışı erkeklerden 1.7 kat daha fazla olmuş.

Afrika’da kadınların su taşımak zorunda oluğu mesafeler, küresel ısınma ile bazen 15 kilometreyi buluyormuş.

Etkilenen kadınlar sorumlu olan ise erkekler

Raporda buna benzer örnekler oldukça fazla. Küresel ısınmadan kadınlar daha fazla etkileniyor ancak sera gazlarından erkekler daha fazla sorumlu.

Rapora göre eşit gelir seviyelerindeki kadın ve erkeklerde, erkek daha fazla dışarı çıktığı, araç kullandığı ve tükettiği için daha fazla sera gazı oluşturuyor. Buna karşılık Avrupa’daki bir kadının emisyon oranı Afrika’daki bir erkekten yüksekken, araştırma aynı gelir seviyesindeki kadın ve erkekler arasında yapıldığında bütün seviyelerde erkeklerin emisyon oranı daha yüksek.

UNFCCC‘de düzenlenen Kadın ve Cinsiyet oturumu öncesinde WRI Cinsiyet Çalışmaları Baş Danışmanı Natalie Elwell ile İklim değişikliğinin kadınlar üzerinde etkileri hakkıında konuşstuk.

WRI (World Resources Institute – Dünya Kaynakları Enstitüsü), bir küresel araştırma organizasyonu. Dünya çapında pek çok STK çalışmalarında WRI’nın raporlarından yararlanyor.  WRI, İklim değişikliği, sürdürülebilir şehirler, yenilenebilir enerji, su, yiyecek ve orman restorasyonu gibi konular üzerine çalışıyor.

Bonn’da WRI Cinsiyet Çalışmaları Baş Danışmanı Natalie Elwell ile kadınlar ve iklim değişikliği konusunu konuştuk (Fotoğraf: Arthur Wyns)

Natalie kadınların sürece dahiliyetinin en önemli nokta olduğunu ve bunun yapay bir şekilde sağlanamayacağını söylüyor. “Kadınlara gelip burada kadınlar adına konuşun diyorlar bu mantıksız. Kadınların dahiliyetinin süreçler boyunca sağlanması gerek, biz çalışırken bütün süreçlere bunu dahil ediyoruz. Mesela toplu taşıma üzerine çalışırken, neden kadınlar toplu taşıma kullanıyor ya da kullanmıyor bunu araştırırız. Ama bir kadına gidip kalabalık bir durakta hiç toplu taşımada tacize uğradın mı diye soramazsınız ya da bir ülkeden bir kadını getirip o ülkedeki bütün kadınlar adına konuşmasını isteyemezsiniz.”

Emisyon açısından toplu taşıma oldukça önemli. Mesela Hindistan’da kadınların toplu taşımada çok sık tacize uğradığını öğrendik. Toplu taşıma kullanabildikleri sürece kullanıyorlar ama bazen bu mümkün değil. Bu konuda ne yapabiliriz? Pembe otobüsler, anlık çözüm olabilir ama kadınlar topluma karışınca yine tacize uğrayacak çözülmesi gereken bu. Bu konuda politikalar, uygulamalar olmalı. Amerika’da da bu çok yaygındı, kadınlar toplumda tacize uğrardı. Bu konuda çalışmalar yaptık. Otobüslerde, okullarda, polisler için öğrenciler için herkes için eğitimler düzenledik ve değişmeye başladı. Tamamen bitmedi ama değişim başladı.”

En az yüzde otuz kadın temsiliyeti

Bu süreçlerin inşa edilebilmesi için kadın temsiliyetinin her aşamada sağlanması lazım. Düzgün yapılmış araştırmalar lazım. Birleşmiş Milletler Raporuna göre temsiliyetin sağlanması için en az yüzde otuz kadın katılımı gerekiyor. Ben yaşarken bu olur mu bilmem ama bir gün olacak.”

Natalie’nin bizimle paylaştığı çarpıcı araştırma sonuçlarına WRI sitesinden ulaşılabilir.

Peki çözüm ne? Yine Birleşmiş Milletler Raporu üzerinden Climate Tracker’ın hazırladığı infografike göre en önemli nokta en az yüzde otuz kadın temsiliyetinin sağlanması.

Raporun önerdiği Uluslararası düzeyde uygulanabilecek çözüm önerileri şöyle:

Bu temsiliyeti sağlanması için, hedefler belirlenmesi ve zaman çizelgesi oluşturulması gerekiyor.

Karar alma noktalarında eşbaşkanlık veya cinsiyet temelli dönüşümlü başkanlık uygulanmalı.

UNFCCC Güven Fonu’nda özellikle az gelişmiş ülkeler ve küçük ada ülkelerinden kadın delegelerin katılımını desteklemek için pay ayırılmalı.

Ulusal düzeyde yapılabilecekler için başlangıcı ise rapor şu şekilde özetliyor:

Birleşmiş Milletler delegasyonları için yüzde otuz kadın delege katılımını hedefleyin ve bunu altı yıl içind yüzde elliye çıkarın.

Kadın delegeler için özel seyahat ve kapasite geliştirme fonları ayırın.

Cinsiyet dengeli bir iklim eylemini teşvik edin.

Ülke delegasyonlarına yerel kadın temsilcileri dahil edin.

Ulusal bir cinsiyet duyarlılığı olan iklim değişikliği eylem planı geliştirin.

Raporun özeti şimdilik böyle. Benim tanık olduğum ise kadın ve cinsiyet atölyeleri UNFCCC’de en hızlı ve sonuç odaklı ilerleyen ve en çok ilgi gören atölyeler.

Tanık olduğum daha güzel bir şey var, Climate March (İklim Yürüşüyü) önderleri ve katılımcıları çoğunlukla kadın. İklim için hem müzakerelerde hem alanlarda kadınlar büyük emek harcıyor ve büyük değişim yaratıyor.

O zaman ben de Kızılırmak’ın şarkısını biraz uyarlamakta sıkıntı görmüyorum: “Bu iklimi biz bozmadık, düzeltecek olan biziz.”

 

Haber: Elif Cansu İlhan

(Yeşil Gazete)

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page