[Kedi-Siz] Buket Uzuner: Kedilerle kurgu yazarlarının karakterleri birbirine benzer

Bir İrlanda Atasözü diyor ki;

Kedilerden hoşlanmayan insanlardan uzak durun.

Oysa yazar da konukları da İrlandalı değil. Onlar sadece kedilere gönül vermişler. Tolga Öztorun her hafta kendi sevdiği kedicileri sizin için misafir ediyor.

[Kedi-Siz] kedisiz yaşayamayanların toplanma noktası. Her cumartesi sizinle…

***

Çok seneler önceydi, internet yeni yeni girmiş hayatımıza, öyle bakınıyorum, henüz Buket Uzuner’in iki kitabını okumuşum, nasıl da hayranım…

Kitaplardan birinin kapağında, bir e posta adresi gördüm. Hemen yazdım. Kısacık bir süre sonra bir sonraki kitabın 5 sayfası e posta kutumda duruyordu. Böylece bana ilk sürprizini yaparak hayatıma girdi.

Seneler seneler geçti o yazdı ben okudum. Hatta Uyumsuz Defne Kaman’ın maceraları- SU kitabının içinde hayvan kurtaran bir karakter olarak buluverdim kendimi.

Hayat çok güzelsin…

Çünkü o Buket Uzuner

***

5 – Buket Uzuner: Kedilerle kurgu yazarlarının karakterleri birbirine benzer

Tolga Öztorun: Kumral Hanım ile başlayalım istiyorum sohbete, Moda’daki eve Fındık ’tan sonra gelen hükümdar kedi. Beraber yaşanan her kediden bir şeyler öğreniliyor. Nasıl bir karakteri var?

Buket Uzuner– Tolga öyle gönülçelen bir giriş yapmışsın ki, şimdi bir kedi gibi keyiften pırlayabilirim. İçten düşünce ve duygularına teşekkür ederim, umarım bunlara lâyık olmaya devam edebilirim.

Tabii hemen bu pırlamak konusundan Kumral kedi kızımıza giriş yapabilirim, çünkü sanıldığı gibi kediler sadece keyifli ve mutlu olduklarında pırlamıyorlar. En azıdan bazıları bu konuda acayip numaracı. Bizim yıllar önce kanserden ölen Fındık ve şimdi Kumral kedimizin, bizden kurtulmak ya da bizi idare etmek istediğinde sahte olarak pırladığını keşfettik.

Örneğin kucakta kalmak istemediği sırada eğer ısrar edersek, bizimle itişip kakışmaya kalkmıyor, onun yerine âniden aşırı bir pırlama içine giriyor. İlk anda insan bayılıyor, kucağında pırlayan mutlu bir kedi var. Ama gerçek öyle değil. Yüzüne bakınca bıkkın ve tiksinmiş bir ifadeyle oturan bir kedi görünüyor ki, insan aşağılanmış hissediyor ve zaten kucak mucak istemiyor. Zaten yere atlayınca hemen pırlama bitiyor ve üzerine insan eli değmiş yerleri yalayarak temizlemeye başlıyor. O anda ben daima “Aman haspa!” diye bağırıyorum. O da dönüp küçümseyen bir bakışla başarısını kutluyor.

Fındık, bebekken sokakta  kötü muamele görmüş olmalı ki, Kumral’a göre daha çekingen ve ürkek bir kediydi. Kumral’ı evin kapısında kardeşi Osman ile bulduğumda daha dört aylıktı, eve aldıktan sonra serpildi, güzelleşti ve şımardı.

Tolga Öztorun: Benim için ne olursa olsun değişmeyecek bir gerçek var ki, en iyi Buket Uzuner kitabı her zaman “İki Yeşil Su Samuru, Anneleri, Babaları, Sevgilileri ve Diğerleri” olacaktır. Ilk okuduğumda, Mint ile tanışmıştım. Mint benim hep en sevdiğim üç renkli kız kedilerdi. On beş sene geçti ama ben ne zaman üç renkli bir kız kedi görsem aklıma Mint geliyor. Belki de Nilsu ve Mint gerçekten vardı. Bazen kedi karakterler öyle baskın oluyor ki, romanda en akılda kalanlardan olabiliyor. Ne dersiniz?

Buket Uzuner:  “İkİ yeşil Susamuru”unda aslında iki kedi vardır, kimi okurlar ailesi dağılınca kahrından evi terk mi yoksa intihar mı ettiği (!) belli olmayan Elvis’i hatırlar, kimi de senin gibi Nane’yi . Bu arada İngilizce çevirisinde bile Nane‘nin adı Türkçe kaldı ama sen onu Mint olarak hatırlıyorsun. Kimbilir neden?. Psikoanaliz yapmayacağım emin ol ama tabii bazı senaryolar geldi aklıma.

Kumral Ada-Mavi Tuna” romanında da kedi Kumral vardır. “Uyumsuz Defne Kaman’ın Maceraları” Su’da kedisi Dört, Toprak’ta Üç adlı kediler var. Ama son romanlarımda  yunus ve geyik, kedileri gölgede bırakacak kadar önemli yer tutuyor galiba? Hava’da kedi yok. Hava, dörtlemenin ilk iki romanından çok daha gerilimli ve hayvan karakteri de kartal.

Tolga Öztorun: Artık değişik bir okur kitleniz var. Yedi yaşın üzerindeki tüm kedici çocuklar için ise “Ah bir kedi olsam” çıktı. Yedi yaşını azıcık geçtiğim için ben de hemen aldım. Hikaye ve çizimler harika olmuş. Fındık ve Can’ın hikâyeleri sanki çocukken pazar sabahları izlediğimiz aile sinema saatleri tadında. … Bir sabah kedi olma isteği ile yanıp tutuşan Can. Hayatta kedi olmak diye bir düş var değil mi?

Buket Uzuner: Kedileri seven hemen herkesin aklından mutlaka kedilere çok özenip, “şu hayatta kedi olmak varmış” düşüncesinin en az bir kere geçtiğine inanıyorum. O derece keyiflerine düşkün, bencil, sakin, soğukkanlı ve dünyada tembellik hakkını en güzel kullanan canlılar.Aynı zamanda gece canlıları (noktörnal) olmaları ve yalnızlıktan hoşlanmaları da dünyada kurgu yazarlarının neden daha çok kedilerle iyi geçindiğine dair iyi bir işarettir bence.

Yani kedilerle kurgu yazarlarının karakteri benzer. Öte yandan insanların en eski evcilleştiridikleri hayvanlardan biri olarak zavallı kediler insan zulmünden çok çekmişler. Şeytan diye yakılmaktan, âyinlerde öldürülmeye kadar, günümüzde bile hâlâ  süren tacizlere maruz kalmış, kalmaktadırlar.

Barınaklar ve sokak kedileri konusuna başka zaman gireriz. Ancak “Ah Bir Kedi Olsam!” yedi yaş üstü tüm çocuklara hayvanların canlı hakları konusunda bilinç (idrak) vermesi için insancıl dokunuşlar yapmaktan çekinmedim.

Tolga Öztorun: Teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız.

Buket Uzuner: Ben de hayvan ve kitap sevgin için teşekkür ederim. Aslında tüm canlılar birbirimize muhtaç ve bağımlıyız. Benim ve senin gibiler insan kibrinden biraz arınma şansına sahip olabilmişiz belki de…

 

 

Röportaj: Tolga Öztorun

(Yeşil Gazete)

 

 

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page