Ilgın’ın hamilelik ve annelik günlükleri 2

Hamileliğinden itibaren ikiz bebeklerinin hayatına dahil olduğu her anı kendine özgü üslubu ile adım adım paylaşan Ilgın Aloha ile sosyal medyadan arkadaşı olmayanlara dev hizmet! Ilgın’ın hamilelik ve annelik günlükleri ayağınıza geldi. Ilgın, Uzay ve Gece adındaki bebelerini anlatmaya, biz ise okurken kah ağlayıp kah gülmeye devam ediyoruz.

***

4 Nisan 2017

Büyüme atağı diye bişey var. Pezevenkler gülmeyi öğrenecekler diye uykular tırt memeler pert. Neymiş atak haftasındaymışız. Hayır, garibanlara da üzülüyorum. Tez dönemi gibi bi dönem galiba, öyle stresliler. Uykuları kaçıyor falan. Düzelti yapıcam diyip kendini barda bulan eleman gibi son kertede memeye girişiyorlar. Memeyi bulamazlarsa da teslim tarihine iki gün kala harddiski yanmış gibi doktora öğrencisi gibi davranıyorlar, memeyi yumruklamalar, osuruktan korkmalar..

Bebek olmak zor azizim.

5 Nisan 2017

Bu it sürüsü geceleri godzillaya dönüşüyor. Ben de geri kalmıyorum, üç çoçuğunu kör testereyle kesip etlerinden gulaş yapan nataşa paşoviç’e* dönüşüyorum. “Anneniz kurban olsun size” kafasından “hacı çakalım mamayı uyusunlar geceleri” kafasına gelmem epeyce kolaylaşıyor. Rüyamda çocuklara antibiyotikli tavukla, Çin pirinci yedirip derin uykulara dalıyorum.

Sonra sabah ezanı okunuyor ve bizim evdeki dindar nesil uyanıyor.

Yeni bir güne daha “allaaam akşam olsa da yatsak” diye uyanıyoruz.

İkiz değil götüz.

*yok öyle biri.

6 Nisan 2017

“Çocukları babalarına bırakıp çıktım şekerim!” diyeceğim günler gelecek ve ben yağmur ormanlarında yetişen bir tür mantarın peşine düşüp geri dönmeyeceğim. Beni Müge Anlı’da arayın, Hakan Ural’la çekiştirin, Seda Sayan’la evlendirin! Aha yandı devreler. Ört televizyonu ört!

6 Nisan 2017

Çocuklar sakin değil. Benim göbeğimde çatlaklar var. Serhat hamile gibi göbekli. Kordon kalabalık. Hava da yaz gibi değil, filtre koydum.

7 Nisan 2017

Hem gerçek hem de mecazi anlamda boka batmak isterseniz çocuk sahibi olun, böylece “iyi bok yedim” lafı gediğine oturmuş olur.

Allah gündüz uykusu seven çocuk nasip etsin.

Amin.

9 Nisan 2017

Ben bizim evin en küçüğüyüm. Hep çok gözetildim. Abim hayattaki en önemli dayanaklarımdan biri. Ablam annem gibidir. Babamın hayattaki en iyi dönemine gelmiş çocuğuyum ve bunun kaymağını hep yedim. İçimde fena halde aileci bir yan vardır ve ne zaman başım sıkışsa “ailem var lan” der rahatlarım.

Doğumdan sonra evime döndüm.ve bu sevimli tatlı ailem ben döndükten sonra çok yorulduğumu da görerek -galiba zora gelmediğimi de bilerek- bana sinsi sinsi sorular sordu. Seviyor muydum çocuklarımı? Uyumasalar bile çok tatlılar mıydı? Belki de bunalıma girmemden falan korktular bilmiyorum.

Ben de hep düşündüm. Bu 75 gün boyunca kendimi sorguladım.

Evet, çocuklarımı çok seviyorum. Belki de hiçbişeyi bu kadar çok sevmemişimdir. Onlar dünyanın en güzel şeyleri. Uyumasalar da bağırsalar da ağlasalar da artık benim en kıymetlilerim.

Ama pişmanım. Oh be. Pişmanım.

Ve sevmekle pişman olmak arasında zannedilen korelasyon yok. Köpek gibi de seviyorum ama köpek gibi de pişmanım.

Bundan sonra hayat bir daha hiç eskisi gibi olmayacak. O kafa rahatlığı bitti. Öyle büyüsünler falan değil. Büyüseler de olmayacak. Aklımın gerisinde düşünüp endişeleneceğim iki tane varlık var ve bu benim için çok zor. Ne kadar içersem içeyim o denli sarhoş olamam mesela. Ya da artık dünyanın tüm çocukları içim üzüleceğim gerçeğini değiştiremem. Savaştan göçmekten korkumun sekize katlanmasını değiştiremem.

Otuzbir yaşında sevişecek vaktim, takatim ve isteğim yok mesela. Yada karnımdaki çatlakları geçirecek bi krem yok. İç bacaklarımı dalga dalga yapan selülitlerimi düzeltmek için spor yapmaya vaktim yok. Bazen banyo yapmaya da vaktim yok. Bunlar geçici olabilir ama aynı zamanda dönüştürücü de olan şeyler. İnsanı, ilişkisini ve bakış açısını dönüştürüyor.

Sevgim de pişmanlığım da kederim de sevincim de gerçek ve bu duyguların hiçbirinden rahatsız değilim. Bunlar benim gerçeklerim. Ama tüm bu duyguların öcü gibi görülmesinden rahatsızım. Gizlice ayıplanıyor olmasından da.

Bu çok ulvileştirilen kavramlar üzerine daha çok konuşmalıyız bence. Eğer yeterince konuşursak o kara lohusalıklar, gizli ağlama/ağlatma nöbetleri, kapı arkasında sinsice çocuk sarsmalar falan çok azalır gibi geliyor bana.

Gustav evimize geldikten birkaç ay sonra bir gün bizimle en az on yıl vakti olduğunu düşünüp “keşke ölse” demiştim. Beni kötü bir hayvan sahibi yapmadı bu. Her zaman onun sorumluluğunu bildim. Sevdim. Gezdirdim. Çocuklar olana kadar -tabi ki biraz papucu dama atıldı- hep ilk önce onu düşündüm. Sadece onun psikolojisi bozulmasın diye hamileliğimin son haftalarını kocamsız geçirdim, Serhat’ı çanakkaleye yolladım. Ama ölsün de demiştim. Pişman olmuştum. Bunu da ilk kez itiraf ediyorum mesela..

Daha çok itiraf etmeye davet ediyorum. Daha çok konuşmaya daha rahat dillendirmeye ve olabildiğince daha az ayıplamaya.

Bu sabah komik tarafımdan uyanmadıysam demek.

Öperim.

10 Nisan 2017

Beni de salla, ben de senin oğlunum!

Gustav
Nisan’2017

13 Nisan 2017

Benim poposu üşümesin diye kalorifer üzerinde ıslak bez ısıttığım bebelerime üçer tane aşı yaptılar ya. Kollarını bacaklarını haşaladılar yavrularımın. Götler.

Yanağından makas alırken tırnağı çizeni piçaklarım. Net konuşayım.

14 Nisan 2017

Bebeksen kafan rahat, sadece kendi ihtiyaçlarına odaklanabiliyorsun. Uyumak mı çekmiyor canın, anan taş yesin, sana ne! Uyumazsın. Ha ille uyutacaklar mı, bas yaygarayı. Ohhh sefan olsun!

15 Nisan 2017

Beni annelik değil, uykusuzluk bozuyor. Uykumu alınca Adile Naşit gibi oluyorum yeminle.

Kuzucuklarım benim :)

Dipnot: alkışlar bebelere değil, babaya gitsin

17 Nisan 2017

Sonuçta bir yatak ve üç erkek var. Güya yatağın en rahat yeri ortası ve bana bırakılmış durumda! Sağıma dönüyorum “memeea!” Soluma dönüyorum “memeea!” Ayağımı uzatmam mümkün değil, orada bir damla daha uyku için küçük parmağını vermeye hazır bir sevgili var. Bu cendereden çıkayım diyorum, solumdaki uyanıp gülüyor. Ulan diyorum bugün de dünyanın diğer ucuna uçak bileti alamayacağım

18 Nisan 2017

Evladım ağlamıyor, anırıyor.

25 Nisan 2017

Bizim büyük çaresizliğimiz : )

1 Mayıs 2017

khk ile atak geçiren bebekler kış uykusuna yatırılsın. buna da bi el atsınlar. sonuçta bu yavrular geleceğimiz değil mi?

ılgın yetmezamaevet

3 Mayıs 2017

Konu meme ise şunu da söylemeden geçemeyeceğim: aman erkekler duymasın diye diye kamusal alanda emziremiyoruz anacım. Çünkü meme ayıp. Çünkü meme pornografik.

Emzirmenin meme sağlığı ve meme kanseri önlemekle de birebir bağlantısı var canım.

Yemin ederim memelerimi açıp çığlık atasım geliyor.

4 mayıs 2017

Sonra bi bakıyorsun, büyümüşler :)

Şaka lan şaka, hala altına sıçan bebe nihayetinde. Ne kadar büyümüş olabilir?!

5 Mayıs 2017

Kırk hıdrellez dileğim olur, birini seçip Gül ağacının altına çizemezdim. Onu mu çizsem bunu mı çizsem diye dertlenirdim. Bu sene tek dileğim var.

Olum, çoluğuma çocuğuma sağlık sıhhat diliyorum da nasıl çizicem lan?

Ilgın Garibanam

 

Derleyen: Ceylan Yurdakuler

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page