Doğayı ve yaşam savunucularını katledenler aynı

Finike’de (Antalya) mermer ve taşocaklarına karşı çevre mücadelesi veren Ali Ulvi ve eşi Aysin Büyüknohutçu 9 Mayıs 2017’de evlerinde katledildi. Olayın ertesinde gözaltına alınan Ali Yumaç cinayeti hırsızlık kastıyla işlediğini söylese de bunun adi bir gasp vakası olmadığı yönünde kuvvetli iddialar var. Büyüknohutçu çifti çiftliklerinin bulunduğu civardaki sedir ormanlarına musallat olan taş ocaklarına karşı verdikleri mücadeleyle tanınıyordu.

Hatta Bartu Mermer Ocağı firması, Youtube ve Facebook üzerinden ormana verdikleri zararları fotoğraflarla belgeleyen bir video hazırlayıp paylaştığı için Ali Ulvi Büyüknohutçu’ya 2014’te 100 bin liralık tazminat davası açmıştı. Davacı firma Büyüknohutçu’nun firmanın ‘ticari faaliyetlerini engellediği ve iftira attığı’ iddiasında bulunuyordu. Mahkemedeki savunmasında Büyüknohutçu “Anayasa’nın 56. maddesi ‘Çevreyi korumak her vatandaşın ödevidir’ der. Ben Anayasa’nın bana verdiği bu ödevi yapıyorum” demişti[1]. Tehditler ve göz ağları ile geçen üç senenin sonunda 1 Mart 2017’de Antalya 9’uncu Asliye Hukuk Mahkemesi bu tazminat talebini reddetmişti. Cinayetten sadece dört gün önceyse çiftin yaşadıkları evin etrafındaki ormanda mevsimsel olmayan bir yangın çıkmıştı. Yangının kasti olarak çıkarıldığını düşünen Büyüknohutçu, dört gün sonra katili olacak Yumaç’tan şüphelenmişti ve hakkında savcılığa suç duyurusunda bulunmayı planlıyordu.

Büyüknohutçu çiftinin Finike’deki evlerinin önü çiçeklerle bezendi

Bu cinayetin nedenlerinin ortaya çıkarılması adalete susamış Türkiye için büyük önem arz ediyor. Zira bu ülkede taş ve maden ocakları, barajlar, HES’ler, yol, köprü, havalimanı ve kentsel dönüşüm projeleri yüzünden evinin önünde nefes alamayan, toprağı ve suyu gasp edilen yüz binler yaşıyor. Bu ülkede en temel yaşam hakkını savunduğu için tehdit edilen, mahkemeye verilen, jandarma ve polis tarafından gazlanmadan üzerlerine mermi yağdırılmasına kadar şiddete maruz bırakılan, gözaltına alınan ama yine de mücadele eden yüz binler yaşıyor. Metin Lokumcu[2] ve Büyüknohutçu çifti gibi yaşam savunucularının öldürülmesi ve ölümlerinin ardındaki sırların üzerinin örtülmesi devletin muhalif sesleri kısma geleneğini daha da güçlendiriyor.

Günümüzde devlet-şirket şiddetine en fazla maruz kalan gruplardan biri çevreciler   

Yaşanan bu vahim cinayetin ardından yaşam savunucularına karşı işlenen suçlar yeniden gündeme geldi. Global Witness’in 2016 yılında yayınladığı On Dangerous Ground[3] (Tehlikeli Sularda) meselenin dünya boyutunu gözler önüne seriyor. 2015 yılı içersinde 16 ülkede işlenen 185 çevreci cinayetlerini ele alan raporda cinayetlerde 2014 yılına göre %59 artış olduğu söyleniyor. Tabi bu sayılar medyaya yansımış ölümleri içeriyor. Ölüm nedeni belli olmayan, yaralanan, topraklarını kaybettikleri için göçe zorlanıp yoksullaşan ve tehdit altında yaşayan insanların sayısı bu verilere dâhil değil.

Yaşam savuncularının en fazla öldürüldüğü bölgeler Güney Amerika ve Güney Doğu Asya olarak belirlenmiş. Bu ülkeler doğal kaynaklar bakımından zengin ama adalet bakımından yoksul ülkeler. Öldürülen insanların üçte birinden fazlası yerli halklardan geliyor. Bu insanlar için doğanın sunduğu toprak ve su kaynakları kimliklerini sürdürebilmenin ön koşulu. Yani toprak ve suyun varlığı ya da yokluğu, yaşam ya da ölümü belirliyor.

Dünyanın en zengin su varlıklarına sahip Brezilya’da 2015 yılında 50 çevre cinayetiyle ilk sıraya otururken, onu 33 cinayetle Filipinler izliyor. Dünyada benzer cinayetlerin yaşandığı başka ülkeler de var. Örneğin çevreci cinayetleri olmasına rağmen Türkiye bu raporda yer almıyor.

Büyüknohutçu çifti neyi savunuyordu?

Türkiye’ye dönecek olursak, dev bir şantiyeye dönüşen ülkenin en önemli çevre sorunlarından biri de bunca inşaat için gereken taşı ve kumun çıkarılması faaliyetleri sırasında ortaya çıkan ekolojik ve sosyal yıkım. Türkiye genelinde sayıları on binleri bulmuş açık taş ocağı işletmeciliği, deprem etkisi yaratan patlatmalarla yeraltı sularını yok ederken, çıkardığı toz ile döllenmeyi önleyerek meyve ağaçlarını verimsizleşmesine, balıkların ölümüne neden oluyor.

Antalya’da bir taş ocağı

Tüm ekolojik katliamın sonucunda kırsal kesimin geçimlik tarım olanakları ortadan kalkıyor. Sonrası zorunlu göç ve şiddeti artan bir yoksullaşma. İşte Büyüknohutçu çifti tüm bunlara dur diyordu. Yaşamı savunduğu için sayısız tehdit aldı, tazminat davası ve yangınla korkutulmaya çalışıldı. Bu da yetmedi  en sonunda canları alındı.

Geleceğimiz kararmasın diye…

Türkiye’nin 2023 Kalkınma Hedefleri’ni düşünecek olursak doğa katliamının hızlanacağı ve yaşam savunuculuğu mücadelesinin daha çetinleşeceği kesin. Yırca’da, Alakır’da, Cerattepe’de, Bergama’da, Hasankeyf’de ve Türkiye’nin daha binlerce kentinde pek çok yerde insanlar sadece topraklarını ve yaşamlarını kendilerine zorla dayatılan projelere karşı savunuyor. Yetkililerin her fırsatta yaşam savunucularını “terörist” ve “kalkınma karşıtı vatan hainleri” olarak karalaması, bu insanlara uygulanacak şiddetin meşrulaştırılması ve teşviki anlamına geliyor. Kalkınmayı kaç cana mal olursa, ne kadar doğa kıyımına neden olursa olsun yapacağını söyleyenler, bu gidişata itiraz edene “teferruatsınız” diyenler bu şiddetin esas failleri.

Bu hikâyeler çoğalmasın, başka canları almasın, doğal mirasımızı yok etmesin ve geleceğimizi karartmasın diye Ali Ulvi Büyüknohutçu ve Aysin Büyüknohutçu cinayeti aydınlatılmalı. Esas faillerin kim olduğu ortaya çıkarılmalı. Aksi takdirde uzak olmayan bir gelecekte Global Witness raporlarında Türkiye’nin de adının sıkça geçmesi kuvvetle muhtemel.

Son notlar

[1] Radikal (10.07.2014). Bu ‘kare’ için 100 bin lira tazminat isteniyor. http://www.radikal.com.tr/cevre/bu-kare-icin-100-bin-lira-tazminat-isteniyor-1201192/

[2] Ekin Karaca (31.05.2011). Hopa’da gaz emekli öğretmeni öldürdü. Bianet. http://bianet.org/bianet/ifade-ozgurlugu/130381-hopa-da-gaz-bombasi-emekli-ogretmeni-oldurdu

[3] Global Witness (2016). On Dangerous Ground. https://www.globalwitness.org/en/campaigns/environmental-activists/dangerous-ground/

 

Akgün İlhan

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+1Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page