Çok taraflı değerlendirme toplantısı: Kanada örneği ve Türkiye için dersler – Barış Can Sever

Bonn 2017 İklim Değişikliği Görüşmeleri tüm hızıyla devam ediyor. Konferansın hızı ve yoğunluğu tüm katılımcıları içine çekmiş durumda. 12 Mayıs cuma günü sabahı, yine böyle bir atmosferin başlangıcı Çok Taraflı Değerlendirme Toplantısı – Multilateral Assessment (ÇTD) ile gerçekleşti. Bu sırada diğer salonlarda, iklim değişikliği ile ilgili çeşitli konular üzerine odaklanan oturumlar ve değerlendirmeler devam ediyordu. Genel amacı, farklı ülkeleri bir araya getirip, iklim değişikliği konusunda bireysel olarak ülkelerin neler yaptıklarını öğrenmek üzerine kurgulanmış ÇTD’nin bugünkü katılımcıları şu ülkelerdi: Belarus, Kanada, Fransa, Yunanistan, İzlanda, İrlanda, Kıbrıs/Güney Kıbrıs, Japonya, Kazakistan, Lüksemburg, Monako ve Portekiz.

Toplantının ilk sunumunu Kanada temsilcisi gerçekleştirdi. Yapılan sunumun tam adı Kanada’nın İklim Değişikliği için Aksiyonları ve Hedefleri – Canada’s Climate Change Actions and Targets idi. Sunuma başlarken Kanada temsilcisi, toplantının farklı uygulamalara ve koşullara sahip çeşitli ülkeleri bir araya getirmesinden dolayı memnuniyetini dile getirdi. İklim değişikliği konusunda umut verici fakat atılacak adımlar bağlamında somut detayların merak edildiği sunumda, Türkiye’nin de kendi adına çıkaracağı dersler vardı. İster istemez bu yazı, toplantı formatı gereği bu buluşmayı izleyici olarak takip eden Türkiye adına daha da önemli bir hale geldi.

Kanada’nın sunumuna biraz daha yakından bakacak olursak, kömür kaynaklı enerji üretimine oldukça pay ayıran ülkelere örnek olacak nitelikte bir planları olduğunu söyleyebiliriz. İklim değişikliğinde rolü bulunan fosil yakıt kullanımı ve karbon salımını azaltmaya yönelik stratejileri bulunuyor. Bu olumlu planlardan bahsederken kısaca şunu da belirtmeden devam etmeyelim: Katran kumu ve petrol hatları çalışmaları nedeniyle Kanada’da uzun süredir devam eden, çok ciddi bir yerli halklar mücadelesi var. Öte yandan, 2030 yılına gelindiğinde kömürden elektrik üretimini tamamen sonlandırabileceklerini belirtirken, aynı zamanda düşük karbon ekonomisine geçiş yapmak istediklerini vurguluyorlar. Harekete geçme ve uluslararası politik-ekonomi gibi faktörleri (ne kadar engel olacak) yakından takip edip, süreci izleyeceğiz. Bu noktada Kanada’nın kağıt üzerindeki stratejilerini benimsemesi gereken ülkelerden biri de Türkiye. Kömürlü termik santrallere yapılan ısrarlı yatırım, iklim değişikliğini engellemekten ziyade karar alıcıların başka amaç ve düşüncelere sahip olduğunu akla getiriyor.

Kanada’nın, metot olarak çeşitli alternatifleri devreye sokmaya çalıştıklarını görmekteyiz. Kanada, Paris Anlaşmasına önem atfediyor ve yaptıkları çalışmanın Paris anlaşmasıyla uyumlu ilerleyeceğinden bahsediyor. Umuyoruz teorideki sözler, pratik olarak da gerçekleşir. Bahsedilen bir başka yöntem; yereldeki insanlara danışarak onlarla birlikte iklim değişikliği konusunda harekete geçmek. Yerelde yaşayan insanların tecrübe ve bilgilerinden yararlanmak küresel bağlamda gerçekten çok değerli. Pratikte zaman zaman tersi gerçekleşse de, Kanada gibi diğer ülkelerin de bu tarz söylemlere sahip olması çok önemli. Söylemden de öte bunu uygulayabilmek, sadece iklim değişikliğine değil, demokrasi, sosyo-politik haklar vb. koşullar adına umut verici olacaktır. Bu noktada, demokratikleşme süreci içerisinde belli problemler yaşayan Türkiye adına, bu yöntemi uygulamak bireylerin ve halkların sosyal psikolojileri açısından olumlu bir hava yaratacaktır.

 

Barış Can Sever / Bonn-Almanya    

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page