Yetiş ya Bono, yetiş ya Bonn!

Merhaba sevgili İklim İçin köşesinin gelmeyen yazı bekleyen mağdur okurları,

Türkiye nüfusunun %20’si İstanbul’da yaşadığı için Ankaralıyken en nefret ettiğim şeyi yapacağım ve son birkaç gündür havalar ne kadar acayip değil mi diyeceğim.

Şaka şaka, sadece İstanbul’da değil tüm dünyada havalar bi acayip, öyle böyle değil.

Peru’da yaşanan sel felaketi 155 bin insanı yerinden etti ve 1,1 milyon insanı etkiledi. Nijerya, Somali, Güney Sudan ve Yemen’de ise 70 yıldır görülmeyen bir kuraklık yüzünden kitlesel ölümler yaşanıyor. Bir milyon insan kıtlığın eşiğinde. Birleşmiş Milletler kıtlığın sebebi olarak savaş, siyasi dengesizlik ve de iklim değişikliğini gösteriyor. Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Konseyi bölgede 2011’de yaşanan kıtlığı geride bırakacak bir kıtlık ve açlığa karşı hazırlık yapmaya çalışıyor. Birleşmiş Milletler dört ülkeye yardım etmek için üye ülkelerden talep ettiği 4,4 milyar dolar yardımın sadece 948 milyon dolarlık kısmını elde edebilmiş. Özellikle açlık ve kıtlığın daha çok arttığı yaz ayları yaklaşırken Medecin Sans Frontier gibi sivil toplum örgütleri de bölgedeki çalışmalarını arttırdı.
Hindistan’a baktığımızda ise sıcak hava dalgaları çoktan geldi bile. Hindistan’da 44 dereceyi aşan sıcaklıklar görüldü.

Hindistan’ın pirinç bölgesi Cauvery deltasından çiftçiler ellerinde kıtlık yüzünden intihar eden çiftçilerin insan kafataslarıyla Yeni Delhi’de haftalardır eylem yapıyorlar. Hindistan’ın en geniş su rezervuarlarının doluluk oranı bile üçte bire düştü.

Haberler insana Bono’nun yardım elini aratacak kadar kötü. (Bono’nun nasıl Afrika ile ilgiy-miş gibi yapıp zenginlerin ekmeğine ve var olan sisteme nasıl yağ sürdüğüne dair, Bono nefretimi paylaşan yazıları şuradan ve şuradan okuyabilirsiniz.) (Sıkıldıysanız siyah ve zayıf çocuğu kurtaran beyaz adam (kadın) sivil toplum çalışanlarının kucaklarında siyah çocuklarla çekilmiş Tinder profil fotoğrafları için biraz şurada mola verebiliriz: http://humanitariansoftinder.com/)

Neyse konumuza geri dönelim. İnsanlığı kurtarmada en az Bono kadar inandığım bir diğer şeyse Bonn’da şu an gerçekleşen Birleşmiş Milletler İklim Müzakereleri.

Aklıma şöyle bir anıyı getirdi, Paris’te iklim anlaşması imzalandıktan sonra (ya da onaylandıktan sonra, gerçekten takip edemiyorum artık müzakere terimlerini) herkes çok sevinçliydi. Herkes birbirine sarılıyor Figures ve Fabius mutluluktan french kiss yapıyor falan…

Ben de gaza geldim, Ömer Madra ve Ümit (Şahin) ile yaptığımız İklim İçin programda iki iklim duayenine heyecanla anlatıyorum o son dakikaları, inanmazsınız ama nasıl umutluyum, nasıl umutluyum… Kibarlıktan, “ah çocuğum sen daha çok safsın” dediler ama içlerinden “Yazık bunu da kandırmışlar…” dediklerine eminim. (Ben olsam hatta lan’lı lun’lu konuşurdum kendimle)

Neyse, ben bu satırları yazarken yine bir Birleşmiş Milletler, yine bir İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi Taraflar Konferansı gerçekleştiriyor. Bonn’da 8-18 Mayıs tarihlerinde gerçekleşecek ara toplantıda Paris Anlaşması’nın detayları müzakere edilmeye devam edecek. Hazır iklim değişikliği Twitter’da trending topic iken ABD Başkanı Donald Trump’ta bu hafta içinde Paris İklim Anlaşması’ndan ABD’nin çıkıp çıkmayacağını açıklayacak.

Adam Başkan değil kadrolu troll. Bir sürü memleketten insan bir araya gelip Bonn’da gezegenin geleceği için yıllaaaaaaaaaar yıllaaaaaaaaar süren pazarlıklardan sonra oluşturdukları sözleşmenin detaylarını konuşacaklar, adam sözleşmeye taraf olmaktan çıkmak için tam bu gündemi bekliyor. Tam takımları kurduk, mahallede maç yapacağız, topun sahibi gelip oynatmam diyor.

Gündemde de ABD’nin kaç kişilik heyet ile Bonn İklim Müzakereleri’nde temsil edildiğinin dedikodusu dönüyor. Görünüşe göre ABD sadece 7 kişilik bir heyetle katılmış müzakerelere. Tüm Birleşmiş Milletler delegasyonları bir çök, sen bir üzül… Arkadaşlar Türkiye müzakerelere 36 kişi ile katılıyor ama hala müzakerelerde bir yol alamıyor. 197 tarafın 144’ünün onayladığı Paris Anlaşması’nı henüz Türkiye onaylamadı. Yani ABD’nin 7 kişilik heyetini çok da şey yapmamak lazım. Neticede dünya beşten, otuz altı da yediden büyüktür (olmadı galiba?).

Şurada biz bizeyiz diye iyice cıvıttım bugün. Bugün gerçekten insanlığa inancım yine yerlerde. Bir zamanlar daha inançlıydım, her programı umutlu haberle kapatıyordum artık o da bitti. Aynı insanlığa inancım gibi. O zaman sizleri bu haftanın İklim İçin şarkısıyla uğurluyoruz. İbrahim Tatlıses’ten geliyor: Yetiş Ya Muhammed, Yetiş Ya Ali!

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page