555k’yi otobüs numarası sanınca dandik edebiyat dergileri yapıyoruz – Elif Cansu İlhan

Kabul edelim ki biz, toplumca biraz mutsuzuz. Sonuç ne olursa olsun mutsuz olmaya devam edecektik, ediyoruz da. Hem de Umut Sarıkaya tipi değil, Galip Tekin hikayesine düşmüş gibi mutsuzuz.

Hem mutsuz olup, hem 555k[1]’yi otobüs numarası sanınca da, dandik edebiyat dergileri yapıyoruz.

Dergiler biraz otomatik, kimisi biraz daha iyi kimisi biraz daha kötü. Hepsinde sevdiğiniz, tanıdığınız bir iki kişi de var “Ne alaka?” dedikleriniz de.

Ama hepsi benzer bir formülle kurgulanmış gibi. Hatta Zaytung’da “Kendi Ot Derginizi Yapın” rehberi bile var[2]. Zannederim rehber takip edilirse, dergi gerçekten yapılabilir (Ben severek okurum bu arada kendisini).

Ali Şimşek, Sanatatak’taki yazısında, “kırılgan ruh hali”, onun deyimi ile “onurlandırılmış güçsüzlük” sebebiyle aynı patlamanın 12 Eylül’den sonra da yaşandığından bahsetmişti[3].

Bu patlama, dergilerden birinin kapağına, Turgut Uyar şiiri sanarak, başka bir “şey” basması ile linç nesnemiz oldu.

Dergi çıkaran insanların, kapağa bastıkları şiiri araştırmamış olması çok da şık değildi.  Şiir sevenler bilir, şiirin kendi sesi vardır. Nasıl bir şarkıcıyı sesinden tanıyorsanız, şair de sesinden tanınır. Yani bu arkadaşlar pek Turgut Uyar okumadan, kapağında Turgut Uyar olan dergi basmışlardı aslında.

Peki niye öyle şeyler yapıyoruz? Yapmazsak dayanamayağımız için. Uykusuz‘da bir kaç hafta önce, hepimizin akıl sağlığını korumaya çalışan Ersin Karabulut, Sandık İçi köşesinde cep telefonları ile radyo tiyatrosu yapmayı anlatmıştı. Arkadaşları ile toplandıklarında, bir telefona ses kaydedip, diğerlerinden efekt yaparak radyo tiyatrosu yapıyorlarmış. Siz de yapın, bir şeyler üretin diyordu. Bu kasvet ve mutsuzluğa dayanmanın tek çaresi üretmek.

Mutsuzluğumuzu bir şey yapmaya yöneltmezsek, linçe yöneltiyoruz. Evet dergi yanlış bir baskı yaptı, sonra da o baskıyı toplattı zaten. Bu yanlış baskı sonunda hepimizin “Büyük Saat”ten haberi oldu. İnternetteki bilgi kirliliği iyice yüzümüze çarptı. Biz de telafi edilmeye çalışılmış bir hata için, oturup dergi linç ettik.

Dandik dergi çıkarmak, bir şey üretmeden dergi linç etmekten iyi değil mi?

Yıllar önce Penguen’den ayrılan çizerler, Uykusuz’u kurduğunda, Kaan Sezyum, Penguen’de, Mizah dergileri bölünerek çoğalınca çok sevindiğini, alacak daha çok dergi çıktığnı yazmıştı (Cam silmek için de Radikal alırdı o zamanlar. Çoğumuza gazete okumayı sevdiren Radikal de azalarak bitti zaten.).

Bu kadar linç sever olmasak, her yerde daha çok kötü dergi gözümüze çarpsa, belki dergi alma alışkanlığını kaybetmez, kötüsünü okuya okuya, şu dönemde Penguen’in nasıl bir hayat kurtarıcı olduğunu fark ederdik ve Penguen kapanmaz, başka dergiler çıkarırdı içinden.

Şimdi bulutların arasından ay doğmayacağına göre[1], bir süre daha mutsuzuz. Bir süre daha dandik dergiler yapacağız demektir. Linç etmek yerine o dandik dergileri alalım, hatta dandik dergiler yapalım çünkü hiçbir şeyin kötüsü olmadan iyisi olmuyor. Zaten Penguen’in kapandığı bir memlekette, yapılmış işlere kötü deme hakkımız yok. İyisinin kıymetini bilmiş gibi.

 

[1] Cemal Süreya’nın 555k şiiri.

[2] http://www.zaytung.com/blgdetay.asp?newsid=298495

[3] http://www.sanatatak.com/view/yeni-dergi-furyasi-onurlandirilmis-gucsuzluk

 

Elif Cansu İlhan

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Email this to someonePrint this page